İsrail ve ABD, İran’a yönelik saldırılarının ülkeyi hızla teslim olmaya zorlayacağını düşünmüş olabilir. Ancak gelişmeler bunun pek de böyle olmadığını gösteriyor. Dini lider Ayetullah Ali Hamaney ve diğer birçok üst düzey yetkilinin ölmesine rağmen İran, Ortadoğu’daki hedeflere insansız hava araçları ve füzeler fırlatmaya devam edebildi.

Bu durum, ABD ve İsrail’in yanı sıra Körfez ülkeleri de dahil olmak üzere müttefikleri açısından ciddi bir zorluk yaratıyor. Çünkü İran’ın füze stokları tükenmeden önce, ABD ve müttefiklerinin hava savunma sistemlerinin mühimmatlarının tükenmesi ihtimali bulunuyor.

ABD ve müttefikleri, gelen füzeleri ve insansız hava araçlarını düşürmek için çeşitli silah platformları kullanıyor. Bunların başlıcaları THAAD önleyici sistemleri, Patriot hava savunma sistemleri ve SM ailesine ait deniz konuşlu füzeler. İsrail ise bunlara ek olarak daha uzun menzilli Arrow önleyici sistemlerini de kullanıyor. Ancak bu sistemler için gerekli mühimmatın tedariki son yıllarda ciddi baskı altında.

Bu mühimmatın önemli bir kısmı, yoğun Rus hava saldırıları altında bulunan Ukrayna’ya gönderildi. Bir bölümü ise Kızıldeniz’de İran destekli Husilerin saldırılarına karşı gemileri korumak amacıyla kullanıldı. Ayrıca Güney Kore ve Tayvan’ın olası Kuzey Kore ve Çin saldırılarına karşı korunması için Hint-Pasifik bölgesine de önemli miktarda konuşlandırıldı.

Modern savaşlarda kritik öneme sahip olmalarına rağmen ABD’nin bu mühimmat stokları tehlikeli derecede azalmış durumda. Aynı anda birçok cephede öncelik söz konusu ve üretim kapasitesi ancak son dönemde artırılabildi. ABD ve İsrail’in Haziran 2025’te İran’la yaşadığı ve “12 Günlük Savaş” olarak anılan çatışmanın, ABD’nin tüm THAAD envanterinin yaklaşık dörtte birini tükettiği tahmin ediliyor.

Savaş sırasında bu mühimmat stokları azaldığında, hangi hedeflerin korunacağı ve hangilerinin korunmayacağı konusunda zor seçimler yapılması gerekir. Bu genellikle stratejik askeri tesislerin savunulmasına öncelik verilmesi ve bazı sivil alanların saldırılara açık bırakılması anlamına gelir. İsrail’in 12 Günlük Savaş sırasında bu tür bir tercih yaptığı yaygın biçimde kabul edilmektedir.

Bugün benzer bir durum yeniden ortaya çıkıyor olabilir. Ancak bu kez risk altında olan yalnızca İsrail değil; Orta Doğu’daki birçok ülke de tehdit altında. Asıl sorun, İran’ın İsrail’e fırlattığı uzun menzilli füzelerin yanı sıra kısa menzilli füzelerinin de Körfez ülkelerini hedef alabilecek menzile sahip olmasıdır.

Bu Arap ülkeleri, İran’ın Şahed tipi patlayıcı insansız hava araçları tarafından da kolaylıkla vurulabilir. Dronlar, füzelerden çok daha kolay fırlatılabilir; daha az risk taşır ve Körfez’deki bazı hedeflere dakikalar içinde ulaşabilir. İran’ın bu tür insansız hava araçlarından yaklaşık 80.000 adet bulundurduğu tahmin edilmektedir.

Ukrayna, yıllardır bu tür karma saldırılarla karşı karşıya. Bu nedenle balistik füzeler ve insansız hava araçlarına karşı çok katmanlı ve karmaşık hava savunma sistemleri geliştirdi. Bu sistem, balistik füzeleri düşürmek için pahalı önleyici füzelerin (örneğin her bir Patriot füzesi yaklaşık 4 milyon dolar değerindedir) kullanılmasını; insansız hava araçlarına karşı ise daha ucuz ve çeşitli yöntemlerin –hatta makineli tüfeklerin bile– devreye sokulmasını içeriyor.

Bu yaklaşım, Ukrayna’nın savunma sistemlerini aşırı tüketmeden savaşta ayakta kalmasını sağlayan etkili bir yöntem oldu. Körfez ülkeleri ise benzer bir sistem geliştirmedi. Bunun yerine, balistik füzelerden 20.000 dolar değerindeki insansız hava araçlarına kadar pek çok hedefi düşürmek için Patriot gibi son derece pahalı ve sınırlı sayıda bulunan füzeleri kullanıyor gibi görünüyor.

Oysa füze savunma sistemleri, gelen her füze için birden fazla önleyici füze fırlatacak şekilde tasarlanmıştır. Bu durum, stokların çok hızlı tükenmesine yol açabilir. Bu nedenle Körfez ülkeleri muhtemelen birkaç gün içinde savunma taktiklerini değiştirmek zorunda kalacaktır.

Stoklar Hızla Azalıyor

Körfez ülkeleri en büyük risk altında görünse de bölgedeki İsrail ve ABD askeri güçleri için de tablo pek iç açıcı değil. Bazı ABD birlikleri İran’ın Şahed insansız hava araçlarının ve kısa menzilli füzelerinin menzili içinde bulunuyor. Diğerleri ise İran’ın daha uzun menzilli füze sistemlerinin hedefi olabilecek mesafede konuşlanmış durumda.

Füze savunma stoklarının gerçek boyutu gizli tutuluyor. Ancak bütçe ve tedarik verileri incelendiğinde, ABD kuvvetlerinin mevcut mühimmatla yalnızca birkaç gün ya da en fazla birkaç hafta dayanabileceği tahmin ediliyor. Böyle bir durumda ABD’nin, dünyanın diğer bölgelerindeki füze savunma stoklarını Orta Doğu’ya kaydırması gerekecektir.

Nitekim Güney Kore medyasına göre, THAAD ve Patriot sistemlerinin bir bölümünün Güney Kore’den çekilerek Orta Doğu’ya gönderilmesi konusunda görüşmeler şimdiden başlamış durumda. Bu durum Ukrayna’ya gönderilecek sistemlerin sayısının da azalması anlamına gelebilir.

Sonuç olarak ABD’nin küresel askeri hazırlık seviyesi ciddi biçimde düşebilir. Bu da başka aktörlerin daha saldırgan davranmasına ve hatta ikinci bir cephe açılmasına yol açabilecek bir risk yaratır.

İran’ın Kapasitesi

Denklemin diğer tarafında ise İran’ın askeri kapasitesi bulunuyor ve bu konuda hâlâ önemli belirsizlikler var. Uzun menzilli füzeler, İran’ın en sınırlı sayıda sahip olduğu mühimmat türlerinden biridir ve fırlatılması da oldukça risklidir. ABD ve müttefikleri zamanla İran’ın bu füzeleri kullanma kapasitesini önemli ölçüde azaltabileceklerinden oldukça emin görünüyor.

Ancak bunun, kritik bir önleyici füze kıtlığı yaşanmadan önce yeterince hızlı gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belirsizliğini koruyor.

Öte yandan İran’ın kısa menzilli füzeleri ve özellikle insansız hava araçları farklı bir tablo ortaya koyuyor. Bu araçlar, büyük ve kolay tespit edilebilen silah platformlarına ihtiyaç duymadan fırlatılabiliyor. Bu da onları ABD ve müttefiklerinin hava saldırıları için daha zor hedefler haline getiriyor.

Özellikle Körfez ülkelerinin hava savunma sistemleri zayıflarsa, İran; ABD üslerinden petrol ve doğalgaz altyapısına, ticari gemilerden liman tesislerine kadar birçok kritik hedefi vurabilecek kapasiteye sahip olabilir.

Sonuç

Tüm bu gelişmeler ışığında, ABD ve müttefiklerinin İran’la uzun süreli bir çatışmaya ne kadar hazır olduğu sorusunun yanıtı pek de olumlu görünmüyor. İran uzun menzilli füze stoklarını tüketse bile, büyük olasılıkla uzun süre boyunca insansız hava aracı saldırıları düzenlemeye devam edebilir. Bu durum bölge genelinde istikrarsızlık yaratabilir, enerji üretimi ve sevkiyatını aksatabilir ve küresel enerji fiyatlarının yükselmesine neden olabilir.

Kısacası, böyle bir senaryoda İran’ın saldırı kapasitesini tamamen durdurmak kolay olmayacaktır.

İran Devrim Muhafızları Ordusu: ABD Üslerine Saldırılarda En Az 200 Asker Öldü veya Yaralandı
İran Devrim Muhafızları Ordusu: ABD Üslerine Saldırılarda En Az 200 Asker Öldü veya Yaralandı
İçeriği Görüntüle

Andrew Gawthorpe
Leiden Üniversitesi – Tarih ve Uluslararası İlişkiler Öğretim Görevlisi

Muhabir: Güven BOĞA