Yazar Dr.Banu YÜKSEL 2021 yılında çıkan ama kitapevleri ve basın tarafından adından ötürü aforoz edilen kitabı hakkında ilk kez konuştu.

Eğitim Sen; Köy Enstitüleri’nin zengin pratiği, aradan geçen 84 yıla rağmen hatırlanmayı hak ediyor. Eğitim Sen; Köy Enstitüleri’nin zengin pratiği, aradan geçen 84 yıla rağmen hatırlanmayı hak ediyor.

Dilber ve Pavyon konusunda konuşacak ilk kişi ben olmalıydım tarafıma yapılan ağır haksızlık ve adaletsizlikten ötürü. Beklemeyi tercih ettim birkaç hafta ama sonra baktım ki ilgili ilgisiz herkes videolar çekiyor konuya dair.

İşte bu yüzden  sözü en çok hak ettiğini düşündüğüm KENDİME verdim diyerek ekledi;

Kimse Fahişe Doğmaz adlı kitabı 2021 yılında  yazdım. Bu benim ikinci kitabımdır bu arada. İlk kitabım Derinden basında çokça yer aldı, sabah haberlerine bile çıktı o meşhur sunucuların elinde tanıtım amaçlı. Ama bu garibim çıkamadı bir yerlere, raflar dahil Çünkü hem pavyon hayatını anlatıyordu hem de adı sakıncalı idi.Bu sebeple veto yedi her yerden. Muhalif olup sözde demokrasiyi savunanlardan bile.

Bu arada  bu kitabı yazabilmek için  ikinci yüksek lisansımı yaptım. Bitirme tezimin konusu da Pavyondaki Kadınların Erkek Psikolojisi Üzerine Etkileri idi. Bunun için pek çok konsomatris ve mekan sahibi ile görüşmeler yaptım. Amacım doğru bilinen yanlışlar ile yanlış bilinen doğruları ortaya koymaktı. Bu hem sosyolojik hem de psikolojik çıkarımları olan bir kitaptı. İçinde tezimden kesitler de var bu arada.  Ama sonuç ve özellikle basından geri dönüş; “”içinde fahişe kelimesi geçiyor ve bu durum toplumun ahlakını bozuyor. “

Peki olaya bir de şuradan bakalım. Fahişe TDK’da geçen bir kelime. Tam olarak şu şekilde tanımlamış sözlük.gov.tr de. Toplumda cinsel ilişki açısından geçerli olan ahlak kurallarına uymayan kadın; o kötü kadın, mal, paçoz ve o....   Bakın TDK küfürlüsünü bile söylüyor anlam olarak, ben daha edeplisini kullanmışım ki buraya bile yazamadım ama ahlakı bozmuşum yine de.

Gelelim günümüze. Bir tanıtım döndü, bir de şarkı. Sonra pavyondan bir görüntü ile Dilber salındı sahnede. Şarkı dillere pelesenk oldu, söyleyen Ankaralı kardeşimizin kaşesi arttı, Dilber’in elbisesi e- ticarette yok sattı, pavyon dansı sosyal medyada patladı yetmedi kursları açıldı ve sırf o sahne için 25 Ocak akşamı kadın erkek yaşlı genç herkes ekranlara demir attı.  Ama ne hikmetse bu durum toplumun ahlakını bozmadı.

Ahmet Ümit üstat geçen sene bir kitap çıkardı. Başkomiser Nevzat Tapınak Fahişeleri adında. Aile ve Sosyal Hizmetler  Bakanlığı kitabın  muzır ve müstehcen olduğuna karar verdi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın açtığı soruşturma sonucu alınan karar şu; kitap ancak “içi görülmeyen zarf veya poşet içinde ” satılabilecek.

Bu ülkede ne yazık ki adaletsizlik her yerde. Sanat bir başkaldırıdır demişler ya. Ben de baş kaldırıyor ve kitabımı  sızdırmaz, görünmez ve kalınlığı 140 mikron olan bir çöp poşetine koyuyorum. Çünkü bu ülkede bir kadın olarak olayı kaynağında araştıracak ve de  yazacak cesaretimin sonucu olan emek, kocaman bir çöpten ibaret.

Bu kadar sanimiyetsiz bir ortam için Teşekkürler Türkiye, var ol Dilber.

Editör: Haber Merkezi