Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali KENANOĞLU, 7. yıl dönümünde 10 Ekim Ankara Katliamı’na ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda konuştu. 10 Ekim Ankara Katliamı’nda devlet kurumlarının ve kamu görevlilerinin ihmallerine dikkat çeken Kenanoğlu, katliama ilişkin etkin bir soruşturma yürütülmediğine ve katliamcıların değil, yakınlarının kaybedenlerin yargılandığını ifade etti.

Değerli arkadaşlar, sayın vekiller; bu fotoğrafa iyi bakın. Bu fotoğrafta tecavüzcüler, hırsızlar, gaspçılar, uyuşturucu baronları, mafya bozuntuları, yolsuzluk yapanlar yok; onlar malum kişinin albümünde. Burada, 7 yaşındaki Veysel’den 72 yaşındaki Mehmet Şah ağabeyimize kadar 104 isim var. Bu 104 kişi 10 Ekim 2015’te Ankara’da demokratik kitle örgütlerinin, partilerin, sendikaların çağrısıyla “emek” “barış” “demokrasi” “hak” “hukuk” “adalet” demek için bir araya gelmişlerdi. Tabii, bütün bu süreç ve 10 Ekimde yaşananların bir öncesi, bir o anda yaşananlar, bir de sonrası var. Şimdi, sizlere bunlarla ilgili kısaca görüşlerimizi aktaracağım. Faşizan rejimler kan ve katliam üzerine kurulurlar yani faşizan rejimlere doğru giden yollar hep ve kan ve katliamlarla oluşturulmuştur; bunu kurduktan sonra da bu rejimler kendilerini sürdürebilmek için, yaşamlarını sürdürebilmek için savaş, sansür ve baskı politikalarını uygularlar. İşte, 12 Eylül 1980 darbesine giden yolda Çorum, Maraş katliamı gibi yaşananlar, bütün o boyutlarda ülkedeki kargaşalar ve o süreçler 12 Eylül 1980 faşist darbesini ve devamındaki faşist rejimi oluşturmuştu. Bugünlere gelen yola Ekim 2014’teki Millî Güvenlik kararları çerçevesinde alınan bir kararla gelinmişti ve o kapsamda 5 Haziranda Diyarbakır’da, 20 Temmuzda Suruç’ta -bunların hepsi 2015’te oluyor- 10 Ekimde Ankara Garı’nda, 20 Ağustosta da Antep’te katliamlar yapıldı. Tabii, bu katliamlarla birlikte aynı zamanda katliam girişimleri de yapıldı. Burada 10 Ekim günü ne oldu? Gaziantep’ten elini kolunu sallayan bombacılar Ankara’ya, gar önüne kadar girdiler ve orada kendilerini patlattılar. Sonra ne oldu? Tabii ki orada gerekli güvenlik önlemlerinin alınmadığını görüyorduk, biliyorduk; ben de oradaydım yani bunun tanıklarından birisiyim, 10 Ekim 2015’te gar önünde bulunan kişilerden birisiyim. Ortalıkta herhangi bir güvenlik gücü yokken, polis yokken insanlar yaşamını yitirdikten sonra, bomba patladıktan sonra bir anda güvenlik güçleri sağlıkçılardan, ambulanslardan önce oraya intikal ettiler ve ambulansların gelişini engellediler. İlk ambulans, patlamadan kırk beş dakika sonra ancak gelebildi, alana girebildi ve bir taraftan da yaralılara müdahale engellendi, gaz sıkıldı ve tazyikli su sıkılarak ilk yardım imkânları da engellenmiş oldu ve çok sayıda kişinin ölümüne de sebebiyet verildi. Bu olaydan sonra, bu kişilerle ilgili yani oradaki gerekli güvenlik önlemlerini almayan, istihbarat bilgilerine rağmen tedbir almayanlara karşı herhangi bir soruşturma açılmadı, herhangi bir kovuşturma yapılmadı, herhangi bir dava açılmadı. Hatta şöyle ilginç bir şey var: Antep Nizip’te, katliamdan on gün önce çok yüklü miktarda amonyum nitrat satın almak isteyen kişi var, bu belirleniyor ve savcılık bununla ilgili soruşturma açıp, inceleme başlatıp bu kişi hakkında Gaziantep Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Şube Müdürü’ne diyor ki: “Bu kişiyi araştırın.” Kim bu kişi? Yakup Şahin. O gün, Antep’ten Ankara’ya gelen katillere, o bombacılara eskortluk eden araçtaki kişi Yakup Şahin; onları takip eden. Ama ne oluyor? Yakup Şahin’le ilgili herhangi bir araştırma soruşturma yapılmıyor ama bu araştırmayı soruşturmayı yapmayanlarla ilgili de herhangi bir soruşturma kovuşturma yok. Ne oluyor? Katliam esnasında ambulanslar gelmediği için, orada 2 tane polis aracılığıyla yaralıları hastaneye taşıyan insanlar kamu aracını gasp etmekten dolayı yargılanıyorlar yani yargılananlar da yine mağdurlar oluyor.

Diğer taraftan, babasının mezarı başında anma yapan, duygusal konuşma yapan insanlar hakaretten, terör propagandasından ve benzeri gibi uyduruk iddialardan aylarca, yıllarca mahkemelerde yargılanıyorlar.

Bekir Pakdemirli'nin yeni görevi belli oldu. Bekir Pakdemirli'nin yeni görevi belli oldu.

Değerli arkadaşlar, gelinen noktada Ankara Gar katliamı tarihimizin gördüğü en büyük vahşetlerden bir tanesidiir ancak davaları da takip ediyoruz, bu davalardan da hiçbir umut yok çünkü düzgün bir soruşturma, araştırma ve dava süreci yürütülmüyor. En son dava 7 Ekimde görüldü -o davaya katıldım ben- ve orada MİT’in tespitlerine göre IŞİD’in Türkiye sorumlusu, Türkiye emiri olarak bilinen kişi Kasım Güler şunu itiraf etti, tanık olarak kendi söylediğiydi mahkemede, dedi ki: “Biz o dönemde elimizi kolumuzu sallayarak Türkiye’ye giriş-çıkış yapıyorduk. Ben 4 ya da 5 defa Türkiye’ye giriş-çıkış yaptım. Sınırdaki güvenlik karakoluna sadece bilgi veriyordum, o bilgi çerçevesinde de Türkiye’ye giriş-çıkış yapıyordum.” Bu rahatlıkla geldi bu katiller ve insanlarımızı katletti.

ava da şu anda bu aşamada karartmayla sürüyor. Sonuç almak için etkin bir soruşturma yürütülmüyor, bunun araştırılmasını talep ediyoruz.