Sağlık

Bir Ülkenin Kararı, Küresel Bir Risk: ABD’nin DSÖ’den Çekilmesi Ne Anlama Geliyor?

Küresel Sağlık Alarmda: Amerika Birleşik Devleti’nin Dünya Sağlık Örgütünden Çekilmesinin Ağır Sonuçları.

Abone Ol

ABD’nin DSÖ’den Çekilmesi: Küresel Sağlıkta Dengeler Değişiyor

Trump yönetiminin Dünya Sağlık Örgütü’nden ayrılma kararı, yalnızca ABD’yi değil tüm dünyayı etkileyecek yeni bir halk sağlığı döneminin kapısını aralıyor. Uzmanlara göre bu adım, salgınlara hazırlık, veri paylaşımı ve küresel işbirliği açısından ciddi riskler barındırıyor.

ABD’nin Dünya Sağlık Örgütü’nden (DSÖ) ayrılması, küresel sağlık politikasında köklü sonuçlar doğuracak bir kırılma olarak değerlendiriliyor. Trump yönetimine göre ABD’nin DSÖ üyeliği Ocak 2026’nın sonlarında resmen sona erdi. Bu adım, Başkan Donald Trump’ın ikinci döneminin ilk gününde imzaladığı başkanlık kararnamesinden bir yıl sonra hayata geçti. Trump, DSÖ’den çekilme niyetini ilk kez 2020 yılında, COVID-19 salgınının başlarında dile getirmişti.

ABD’nin DSÖ ile bağlarını koparması, halk sağlığı alanında hem kısa hem de uzun vadede dalga etkileri yaratacak. The Conversation, Arizona Eyalet Üniversitesi Halk Sağlığı Öğretim Üyesi Prof. Jordan Miller’a bu kararın olası sonuçlarını sordu.

ABD neden Dünya Sağlık Örgütü’nden ayrıldı?

Trump yönetimi, ABD’nin DSÖ’ye diğer ülkelere kıyasla orantısız biçimde yüksek mali katkı sunduğunu ve bunun adil olmadığını savunuyor. Beyaz Saray’ın açıklamalarında, nüfusu ABD’nin üç katı olan Çin’in DSÖ’ye ABD’den yaklaşık yüzde 90 daha az katkı sağladığı özellikle vurgulanıyor.

Buna ek olarak Trump yönetimi, DSÖ’nün COVID-19 pandemisine verdiği yanıtın başarısız olduğunu, örgütün şeffaflık ve hesap verebilirlikten yoksun kaldığını iddia etti. DSÖ ise bu eleştirileri reddederek, maske kullanımı ve fiziksel mesafe gibi önlemleri savundu ve pandemi sürecinde bilimsel rehberlik sunduğunu belirtti.

Gerçekten de ABD, DSÖ’nün en büyük finansörü konumundaydı. 2023 yılında ABD’nin katkısı, Avrupa Komisyonu’nunkinin neredeyse üç katı, ikinci büyük bağışçı Almanya’nınkinden ise yaklaşık yüzde 50 daha fazlaydı. Halk sağlığı uzmanları, bulaşıcı hastalıklara erken müdahalenin, kriz büyüdükten sonra mücadele etmekten çok daha düşük maliyetli olduğuna dikkat çekiyor.

Ancak ABD’nin çekilme süreci hukuki açıdan da karmaşık. DSÖ’nün kuruluş anlaşması çoğu ülkeye çekilme hakkı tanımazken, ABD üyelik sırasında özel bir madde ekletti. Buna göre Washington, bir yıl önceden bildirimde bulunması ve tüm mali yükümlülüklerini ödemesi şartıyla örgütten ayrılabiliyor. ABD bildirimde bulunmuş olsa da, 2024-2025 dönemi için DSÖ’ye yaklaşık 260 milyon dolarlık aidat borcu bulunuyor. Bu durum, uluslararası hukuk açısından hâlâ tartışmalı bir alan yaratıyor.

Kısa vadeli etkiler: Küresel halk sağlığı zayıflıyor

ABD’nin çekilmesi, hem ülke içinde hem de küresel ölçekte halk sağlığını zayıflatacak. DSÖ; bulaşıcı hastalıkların yayılmasını önlemekten antimikrobiyal dirençle mücadeleye, doğal afetlerde sağlık hizmetlerinden kronik hastalıkların önlenmesine kadar geniş bir yelpazede faaliyet yürütüyor. Bu alanların çoğunda sınır ötesi koordinasyon hayati önem taşıyor.

ABD’nin sağladığı yüz milyonlarca dolarlık yıllık katkının kesilmesi, DSÖ’nün operasyonel kapasitesini doğrudan etkiledi. Örgüt, 2026 yazına kadar yaklaşık 2.300 çalışanını işten çıkarmayı ve bölüm sayısını 10’dan 4’e düşürmeyi planladığını duyurdu. Bu, DSÖ iş gücünün yaklaşık dörtte birinin kaybedilmesi anlamına geliyor.

Finansal desteğin yanı sıra ABD’li uzmanlar da yıllardır DSÖ ile sahada yakın işbirliği yürütüyordu. Ebola, mpox ve Ruanda ile Etiyopya’daki Marburg virüsü salgınlarının kontrol altına alınmasında bu ortak çalışmalar kritik rol oynadı. Ortalama ölüm oranı yüzde 50 olan Ebola ve Marburg gibi virüslerin pandemi boyutuna ulaşmadan durdurulması, bu işbirliğinin somut kazanımları arasında yer aldı.

Amerikan Bulaşıcı Hastalıklar Derneği, Ocak 2026’da yaptığı açıklamada çekilme kararını “küresel sağlık taahhütlerinin kısa görüşlü biçimde terk edilmesi” olarak nitelendirdi ve “mikropların sınır tanımadığı” uyarısında bulundu.

Uzun vadede en büyük risk: Salgınlara hazırlıksızlık

ABD’nin DSÖ’den ayrılmasıyla birlikte, 1952’den bu yana faaliyet gösteren Küresel Grip Gözetim ve Müdahale Sistemi’nden (GIS) de çıkması bekleniyor. Bu durum, ABD’nin her yıl grip aşılarının hangi türlere karşı üretileceğini doğru biçimde öngörme yeteneğini ciddi şekilde zayıflatabilir.

Grip aşıları, dünya genelinde toplanan verilerin analiz edilmesiyle bir yıl önceden planlanıyor. DSÖ yılda iki kez uzman panelleri toplayarak, bir sonraki sezon için hangi grip türlerinin baskın olacağını belirliyor. ABD’li üreticiler DSÖ verilerine dolaylı olarak erişmeye devam edebilecek olsa da, Amerikalı bilim insanları bu sürecin parçası olmayacak ve ABD artık küresel veri havuzuna katkı sunmayacak. Bu da DSÖ önerileriyle ABD’nin ulusal değerlendirmeleri arasında ciddi uyumsuzluklar yaratabilir.

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’ne göre her yıl milyonlarca Amerikalı gribe yakalanıyor, yüz binlercesi hastaneye kaldırılıyor ve on binlerce kişi yaşamını yitiriyor. Salgınlara hazırlık kapasitesinin zayıflaması, daha fazla can kaybı anlamına gelebilir.

İtibar kaybı ve Çin faktörü

ABD’nin çekilmesi yalnızca teknik değil, aynı zamanda politik bir sonuç da doğuruyor. Washington, onlarca yıl boyunca küresel halk sağlığının lider aktörlerinden biri oldu. Bu pozisyonun kaybedilmesi, ABD’nin uluslararası sağlık politikalarını etkileme gücünü azaltacak.

Uzmanlar, bu boşluğun Çin tarafından doldurulacağını öngörüyor. Çin, önümüzdeki beş yıl içinde DSÖ’ye ek olarak 500 milyon dolarlık destek sözü verdi. Bu durum, küresel sağlık alanında güç dengelerinin yeniden şekillenmesine yol açabilir.

DSÖ üyeliği sayesinde ABD, örgüt tarafından toplanan geniş veri setlerine erken ve ayrıntılı erişim sağlıyordu. Üyelikten çıkılması, özellikle yeni bir bulaşıcı hastalık tehdidi ortaya çıktığında ABD’nin erken uyarı ve hızlı müdahale kapasitesini sekteye uğratabilir.

ABD geri dönebilir mi?

DSÖ, ABD ile diyaloğu sürdürme isteğini açıkça dile getirdi ve çekilme kararından duyduğu üzüntüyü ifade etti. Yeni bir başkanlık döneminde ABD’nin yeniden üyelik başvurusu yapması hukuken mümkün.

Bu süreçte bazı eyaletler kendi inisiyatiflerini geliştirmeye başladı. Kaliforniya, DSÖ’nün Küresel Salgın Uyarı ve Müdahale Ağı’na katılacağını duyurdu. Ayrıca 14 eyaletin yer aldığı Batı Kıyısı Sağlık İttifakı da halk sağlığı alanında ortak hareket etmeyi hedefliyor.

Kaliforniya Valisi Gavin Newsom’un başlattığı girişimler, federal düzeyde oluşan boşluğun yerel ve bölgesel adımlarla doldurulmaya çalışıldığını gösteriyor. Prof. Jordan Miller’a göre, federal yatırımlar azaldıkça bu tür yenilikçi ve yerel girişimlerin artması kaçınılmaz olacak.