Genel hekim müracaatları OECD ortalamasının iki katına çıkarken, diş hekimine gidiş oranları dip seviyede kaldı. On binlerce mezuna karşılık açılan kısıtlı kadrolar, yetersiz yatırımlar ve artan beyin göçü, sistemin tıkandığını kanıtlıyor.
- Hazırlanan rapora göre, Türkiye’de genel hekim müracaat oranları 2013-2024 döneminde %48 artışla 12,2’ye yükselerek 6,51 olan OECD ortalamasının yaklaşık iki katına ulaştı
- Ancak aynı gelişim diş hekimliği hizmetlerinde görülmedi. 2013’te 0,5 olan kişi başı diş hekimi müracaat sayısı, on yılda yalnızca 0,7’ye yükselebildi
- Bu durum, Türkiye ile yüksek gelirli ekonomiler arasındaki "diş sağlığı hizmeti kullanım açığının" kronikleştiğini ve ciddi bir halk sağlığı riski oluşturduğunu ortaya koyuyor
Türkiye’de ağız ve diş sağlığı hizmetlerine ilişkin güncel veriler, sağlık sistemindeki derin yapısal sorunları bir kez daha ortaya koydu. Sağlık Bakanlığı verileri, OECD raporları ve meslek örgütlerinin analizlerine göre; diş hekimine erişim, yatırımlar ve kadro planlaması alanlarında ciddi bir kriz yaşanıyor. Genel sağlık hizmetlerine başvurular hızla artarken, diş hekimliği hizmetlerinin aynı gelişimi gösterememesi “kronikleşmiş bir eşitsizlik” olarak tanımlanıyor.
Genel Hekime Yoğun Talep, Diş Hekimine Düşük Başvuru
Türkiye’de sağlık hizmetlerine başvuru sayıları son 10 yılda çarpıcı biçimde arttı.
- 2013’te kişi başı 8,2 olan hekim müracaatı, 2023-2024 döneminde 12,2’ye yükseldi
- Bu artış yaklaşık %48 büyümeye işaret ediyor
- Aynı dönemde OECD ortalaması 6,45’ten 6,51’e çıktı
Bu tablo Türkiye’nin genel sağlık hizmetlerinde OECD ortalamasının neredeyse iki katı yoğunlukta çalıştığını gösteriyor.
Ancak diş hekimliğinde durum tamamen farklı:
- 2013’te kişi başı 0,5 olan diş hekimi başvurusu, 10 yılda yalnızca 0,7’ye yükseldi
Bu sınırlı artış, ağız ve diş sağlığı hizmetlerinin sistem içinde geri planda kaldığını ve toplumun bu hizmetlere erişemediğini ortaya koyuyor. Uzmanlara göre bu fark, ilerleyen yıllarda daha ağır ve maliyetli hastalıkların artmasına neden olacak ciddi bir halk sağlığı riski taşıyor.
Bakanlıkta Diş Hekimi Temsiliyeti Yok Denilecek Düzeyde
Personel dağılımı da krizin önemli bir boyutunu oluşturuyor.
- Türkiye genelinde 50 bini aşkın diş hekimi aktif çalışıyor
- Buna karşın Sağlık Bakanlığı merkez teşkilatında görev yapan 8.100 personelin yalnızca 38’i diş hekimi
Bu durum:
- Politika üretiminde diş hekimlerinin söz sahibi olamamasına
- Ağız ve diş sağlığına yönelik stratejilerin zayıf kalmasına
- Mesleki hakların yeterince savunulamamasına yol açıyor
Bölgesel Eşitsizlik Derinleşiyor
Türkiye genelinde diş üniti dağılımı büyük farklılıklar gösteriyor.
- Özellikle büyükşehirlerde (örneğin İstanbul)
- Bir diş üniti başına düşen nüfus 10 bin kişiye kadar çıkıyor
Bu dengesizlik:
- Randevu sürelerinin uzamasına
- Hastaların tedaviye erişimde zorlanmasına
- Kamu hizmetlerinde yığılmaya neden oluyor
Kamu Yetersiz, Yük Özel Sektörde
Türkiye’de yaklaşık 43 bin diş üniti bulunuyor:
- 11 bini kamu
- 8.700’ü üniversiteler
- 23 binden fazlası özel sektör
Bu dağılım, ağız ve diş sağlığı hizmetlerinin büyük ölçüde özel sektöre kaydığını gösteriyor. Bu da dar gelirli yurttaşlar açısından erişim sorununu büyütüyor.
Randevu Krizi Büyüyor
2024’ün ilk 11 ayında:
- Diş hekimliği randevuları 22 milyonu aştı
- MHRS’de en çok talep edilen branşlardan biri oldu
Ancak kamudaki hekim sayısının yetersizliği nedeniyle:
- Randevu bulmak zorlaşıyor
- Tedavi süreçleri gecikiyor
%90’ı Aşan Çürük Oranları Alarm Veriyor
Türk Dişhekimleri Birliği verilerine göre:
- Çocuk ve gençlerde çürük oranı %90’a kadar çıkıyor
- İleri yaş grubunda bu oran %99’a ulaşıyor
Bu tablo, Türkiye’de ağız ve diş sağlığının kritik seviyede bozulduğunu ortaya koyuyor.
Yatırımlar Sağlık Sistemine Kıyasla Çok Düşük
Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2026 verilerine göre:
- Genel hastane yatırımları: 614 milyar TL
- Ağız ve diş sağlığı merkezleri (ADSM): yaklaşık 16 milyar TL
Bu fark, ağız ve diş sağlığının kamu yatırımları içinde çok düşük pay aldığını açıkça gösteriyor.
Atama Krizi: Binlerce Hekim Beklemede
İstihdam sorunu her geçen yıl büyüyor:
- 2025’te 11.658 diş hekimi atama başvurusu yaptı
- Açılan kadro: yalnızca 465
Ayrıca:
- 2022’de periodontoloji için 276 kontenjan açılırken
- 2026’da bu sayı 12’ye düştü
Bu tablo, kamudaki uzman ihtiyacının karşılanamadığını gösteriyor.
Beyin Göçü Hızlandı
Diş hekimleri arasında yurt dışına yönelim ciddi biçimde arttı:
- 2014’te yurt dışı çalışma belgesi alan hekim sayısı: 23
- 2023’te bu sayı: 365
Üstelik bu artış yalnızca yeni mezunlarla sınırlı değil;
profesör ve uzman hekimler de göç ediyor.
Altyapı Sorunları Hizmeti Aksatıyor
Sahadan gelen örnekler dikkat çekici:
- Bazı illerde diş üniteleri yıllarca arızalı kalabiliyor
- Temel röntgen cihazları bile bulunmayan merkezler var
Bu eksiklikler:
- Hekimlerin verimini düşürüyor
- Hastaların teşhis ve tedavi sürecini geciktiriyor
Şehir Hastanelerinde Büyük Eksiklik
Türkiye’deki 25 şehir hastanesinin yalnızca 7’sinde diş kliniği bulunuyor.
Bu durum:
- Mevcut büyük sağlık yatırımlarının etkin kullanılmadığını
- Ağız ve diş sağlığının sistem içinde geri planda kaldığını gösteriyor
Koruyucu Hizmetler Zayıfladı: Aile Diş Hekimliği Beklemede
2005’te aile hekimliği sistemine geçişle birlikte:
- Sağlık ocaklarındaki diş üniteleri kaldırıldı
- Koruyucu diş hekimliği zayıfladı
Bugün:
- Hastalar ilk aşamada sadece ağrı kesici ve antibiyotikle yönlendiriliyor
- Bu durum hem ilaç israfına hem de hastanelerde yoğunluğa yol açıyor
Pilot uygulaması tamamlanan Aile Diş Hekimliği sistemi ise hâlâ ülke genelinde yaygınlaştırılmış değil.
Çözüm Önerileri: Sistem Nasıl Rahatlar?
Raporda öne çıkan çözüm başlıkları şöyle:
1. Atıl Alanların Dönüştürülmesi
Devlet hastanelerindeki boş polikliniklerin diş üniti haline getirilmesi kısa vadede hızlı çözüm sunabilir.
2. Şehir Hastanelerinin Kullanılması
Diş kliniği olmayan şehir hastanelerine bu hizmetin eklenmesi büyük kapasite yaratabilir.
3. Aile Diş Hekimliği Modeli
- 81 ilde yaygınlaştırılması
- 10 bin kadro vaadinin hayata geçirilmesi
4. Kadro Artışı
Artan talebe uygun sayıda diş hekimi ve uzman ataması yapılması
5. Altyapı Yatırımları
Arızalı ünitelerin yenilenmesi ve temel ekipman eksikliklerinin giderilmesi
Sonuç: Gecikmiş Müdahale Daha Büyük Kriz Doğurabilir
Veriler, Türkiye’de ağız ve diş sağlığı hizmetlerinin uzun süredir ihmal edildiğini ve sorunun artık yapısal bir krize dönüştüğünü ortaya koyuyor.
Genel sağlık sistemindeki yoğunluğa rağmen diş hekimliği alanındaki düşük erişim, yetersiz yatırım ve sınırlı kadro politikaları; yalnızca bugünün değil, geleceğin halk sağlığı açısından da ciddi riskler barındırıyor.
Uzmanlara göre mevcut tablo değişmezse, önümüzdeki yıllarda daha ağır hastalıklar, daha yüksek tedavi maliyetleri ve daha derin eşitsizlikler kaçınılmaz olacak.





