DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu Türkiye Barolar Birliği tarafından düzenlenen "Anayasacılığı Savunmak ve Değişmeyen Gündem: Anayasayı Değiştirmek" başlıklı etkinlikte yaptığı konuşmada şu ifadelere yerverdi.

Türkiye Barolar Birliği'nin değerli yönetimi, sevgili hukukçu arkadaşlarımız, mücadele arkadaşlarımız, çok değerli hocalarımız, değerli milletvekillerimiz, siyasi partilerimizin temsilcileri...

Toplantının adında da vurgulandığı gibi, anayasacılığı savunmak ve anayasayı değiştirmek, değişmeyen gündemimiz. Yine bir kez daha böyle bir toplantıda bir aradayız. Öncelikle, anayasacılığı ve 1961 Anayasası'nı savunarak, bu temel ilkeleri kuruluş bildirgesine yazarak kurulmuş olan Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu DİSK adına hepinizi sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum.

1967'de DİSK kurulurken, tarihin o anında sermayenin tüm kuşatmalarına karşı Türkiye işçi sınıfının cevabı olarak kurulan DİSK, kurucularımız tarafından şöyle ifade ediliyordu: "Anayasa ilkeleri uğruna kurşunlanan, coplanan, hapse atılan, yine de toplumcu mücadelesini bırakmayan bizler, işçi sınıfının tüm çıkarları, hakları ve özgürlükleri için bir araya geldik." Kuruluş bildirgemizde, özellikle anayasacılığın ve sosyal bir anayasanın önemi hep vurgulanmıştı.

“Beyin göçünü beyin gücüne” çevirecek Sabancı Gençlik Seferberliği’ne Adana’dan 200’e yakın başvuru “Beyin göçünü beyin gücüne” çevirecek Sabancı Gençlik Seferberliği’ne Adana’dan 200’e yakın başvuru

Kuruluş bildirgesinden kısa birkaç pasaj okumak istiyorum sizlere: "Ekonomik bakımdan zayıf durumda olanları, işleri bakımından başkalarına tabi olan işçileri, her türlü dar gelirlileri, yoksul kesimleri korumayı amaç bilen Anayasamızın eksiksiz uygulanması, ancak işçilerin demokratik yoldan devlet yönetimine ağırlığını koymasıyla gerçekleşebilecektir." DİSK'in kurucuları, sosyal bir anayasanın ne anlama geldiğini ta 1960'larda görmüşlerdi ve şöyle diyor yine kuruluş bildirgemizde: "Egemen sınıflar, Anayasa'nın eksiksiz uygulanmasından yarar görmedikleri için Anayasa ilkelerini savsaklamakta, bulmaya biz yasa gerekçesinde de belirtildiği gibi, maddi imkanlardan, yaşamak için zaruri olan gelir kaynaklarından ve varlıktan mahrum olan halk tabakaları için klasik hürriyetlerin yalnız kağıt üzerinde kalan parlak fakat boş laflardan başka bir değere sahip olmayacağına inanırız. Onun için sosyal devlet ilkesinin her gün uygulanır biçime getirilebilmesi için çaba sarf edeceğiz."

DİSK olarak anayasacılık, demokratik ve sosyal bir anayasa konusunda dün de bugün de ta kurulduğumuz zaman söylediklerimizin ve bu fikrin mücadelesinin takipçisiyiz. Tabii, burada çok değerli hocalarımız var, milletvekillerimiz var. Anayasa komisyonunda, Adalet komisyonunda çalışıyorlar, birçok çalışmanın içindeler. Ben bir emek örgütü temsilcisi olarak, daha çok bu alıntılardan sonra bugün bu anayasa tartışmalarına nasıl baktığımızı ve esas olarak da işçi sınıfı açısından, emekçiler açısından, çalışanlar açısından anayasanın anlamını ve bu anlamda DİSK'in önerilerini sizlerle paylaşacağım.

Demokratik yollarla yapılmış, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ilkelerine dayalı bir anayasa, hiç kuşkusuz ülkemizin on yıllardır en temel ihtiyaçlarından biridir. Çokça söylendiği gibi, anayasanın içeriği kadar anayasanın yapım sürecinin de demokratik olması şarttır. Hepimizin söylediği gibi, anayasalar toplumsal uzlaşma belgeleridir ve toplumsal, siyasal yaşamın temelini oluşturur. Anayasalar ve bu açıdan bakıldığında, DİSK olarak mevcut anayasaya ilişkin şunu ifade etmek isterim: Mevcut anayasaya karşı başından beri köklü eleştirileri olan bir işçi örgütü olarak DİSK'in tutumu son derece nettir. Mevcut anayasa bir darbe anayasasıdır. Mevcut anayasa diktatörlük koşullarında referanduma sunulmuştur. O yüzden mevcut anayasa işçi sınıfının, emekçilerin kazanılmış bütün haklarını ortadan kaldırmayı hedeflemiştir. O nedenle bizim bu anayasayla uzun ve bitmemiş bir hesabımız var. Bu ülkede demokratik sosyal bir anayasanın yapılabilmesi için DİSK olarak mücadelemize hep birlikte devam edeceğiz.

Ancak şu anda mevcut bir anayasa var ve bu anayasa siyasi iktidar dahil olmak üzere herkesi bağlar. Anayasaya uymayanlarla, anayasal kurumları ayaklar altına alanlarla anayasa yapılmaz. Demokratik, laik ve sosyal bir anayasa, evet, temel bir ihtiyaçtır bugün. Ama ülkeyi yıllardır kutuplaştırmanın yarattığı toplumsal iklim üzerinden kendi iktidarlarını sürdürenlerin bugün demokratik, yeni, sivil bir anayasa yapma gündemi, hiç kuşkusuz, 31 Mart'tan sonraki siyasi iklim ve yaşanan olağanüstü ekonomik krizin sonucunda yeni bir gündem yaratma çabasından başka bir şey değildir. Bu başkanlık sistemine geçerken Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adı altında başkanlık sistemine geçerken bile toplumun yarısının düşüncesini hiçe sayarak hiçbir uzlaşma aramadan böylesi bir adımı atanlarla demokratik bir anayasa yapılamaz. Bugün öncelikli ve acil görevimiz hukuk kurallarına, yargı kurallarına ve anayasaya uyulmasıdır.

Bugün Türkiye'de, siyasi iktidar sadece temel hak ve özgürlükler açısından değil, anayasal kurumlar açısından da anayasayı hiçe saymaktadır. 14 yıldır bir anayasal kurum işletilmemiştir. 14 yıldır anayasada tanımlanmış olan ekonomik sosyal konsey, bilerek ve isteyerek toplanmamıştır. İfade özgürlüğü güvence altında olmadan da anayasa yapılamaz. Anayasa tartışmak, en aykırı ve en farklı görüşlerin de ifade edilebilmesinin güvence altında olmasını gerektirir. Oysa şu anda bazı fikirlerin bir bölümünü cezalandırmaya hazır bir anlayışla anayasa yapmak mümkün değildir.

Demokratik, laik ve sosyal bir anayasa mücadelesini veren bir örgüt olarak DİSK, işçi sınıfının çıkarlarını, haklarını ve özgürlüklerini savunmaya devam edecektir. Bu süreçte tüm emekçilerin ve toplumun haklarını koruyacak, eşit, özgür, adil ve demokratik bir Türkiye için mücadelemiz sürecektir.

Editör: Haber Merkezi