Siyaset yalnızca iktidarı kazanma sanatı değildir. Siyaset, aynı zamanda insanın, toplumun ve ülkenin geleceğine karşı taşıdığı ahlaki sorumluluktur.
Toplumların tarihinde bazı dönemler vardır ki, o dönemler yalnızca yaşanan olaylarla değil, gelecek kuşaklara bırakacakları mirasla da değerlendirilir.
Siyaset yeniden halkın umudu haline gelmediği sürece, son CHP içinde yaşanan kişisel hesaplaşmaların son bulması da olası değildir.
"Romanlar bana sadece bir sosyal sorumluluk alanı olmadı. Onlar hayatın unuttuğu insanların aynası oldular."
“Demek ki ilke diye bir şey yok.” İşte asıl çürüme burada başlıyor. Çünkü siyaset yalnızca devleti yönetmez; toplumun karakterini de biçimlendirir.
"İyiler çoğaldıkça, görünür oldukça, cesaret buldukça, toplumun dengesi değişir. Çünkü iyilik bulaşıcıdır. Tıpkı kötülük gibi."