Çukurova Öğretim Elemanları Derneği (ÇÖED), Avrupa ülkelerinden “geri dönüşüm” gerekçesiyle Türkiye’ye getirilen plastik atıkların Adana ve Mersin’de tarım alanları, su kaynakları ve Akdeniz kıyılarında ciddi çevre ve halk sağlığı sorunlarına yol açtığını belirterek yetkililere acil önlem çağrısı yaptı. Dernek, “Çukurova toprakları ve Akdeniz kıyıları Avrupa’nın çöplüğü değildir” dedi.
Çukurova Öğretim Elemanları Derneği (ÇÖED), Türkiye’nin en önemli tarım bölgelerinden biri olan Çukurova ile Akdeniz kıyılarının, ithal plastik atıkların neden olduğu kirlilik nedeniyle ciddi bir çevre tehdidiyle karşı karşıya olduğunu açıkladı.
Dernek tarafından yapılan açıklamada, başta İngiltere ve Avrupa Birliği ülkeleri olmak üzere çeşitli ülkelerden “geri dönüşüm” amacıyla Türkiye’ye getirilen plastik atıkların önemli bir bölümünün kontrolsüz biçimde çevreye bırakıldığı veya yasa dışı yöntemlerle yakıldığı öne sürüldü.
ÇÖED, yaşananların yalnızca çevre sorunu olmadığını, aynı zamanda tarım, gıda güvenliği, biyolojik çeşitlilik ve halk sağlığı açısından da ciddi riskler taşıdığını belirtti.
“Geri dönüşüm adı altında kirlilik taşınıyor”
ÇÖED açıklamasında, Türkiye’ye ithal edilen yüz binlerce ton plastik atığın geri dönüşüm sürecinin tamamının etkin biçimde denetlenemediği savunuldu.
Derneğe göre, geri dönüştürülemeyen ya da işlenmesi ekonomik açıdan maliyetli görülen plastik atıklar Adana ve Mersin’de tarım arazileri, yol kenarları ve sulama kanallarına bırakılıyor. Bazı atıkların ise yasa dışı biçimde yakıldığı iddia ediliyor.
Açıklamada, bu uygulamaların tarım topraklarının biyolojik yapısını bozabileceği, toprak verimliliğini düşürebileceği ve plastik atıkların içerdiği toksik maddelerin gıda zincirine ulaşma riski yaratabileceği ifade edildi.
Dernek, özellikle tarımsal üretimin yoğun olduğu Çukurova’da yaşanan kirliliğin yalnızca bugünün çevre sorunları açısından değil, bölgenin gelecekteki üretim kapasitesi açısından da değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
“Plastik atıklar Akdeniz’e taşınıyor”
ÇÖED’in açıklamasında dikkat çektiği bir diğer konu ise plastik atıkların su kaynakları üzerinden Akdeniz’e ulaşması oldu.
Dernek, Adana ve Mersin’de faaliyet gösteren kırma ve geri dönüşüm tesislerinden kaynaklandığı ileri sürülen plastik parçalarının ve atıklarının nehirler ve su kanalları aracılığıyla denize taşındığını belirtti.
Açıklamada, Akdeniz, Mezitli, Erdemli, Silifke ve Susanoğlu kıyılarında plastik, mikroplastik ve nanoplastik kirliliğinin ciddi boyutlara ulaşabileceği ifade edildi.
ÇÖED, deniz ekosistemine karışan plastiklerin deniz canlıları açısından ciddi risk oluşturduğunu, bu kirleticilerin besin zinciri üzerinden insan sağlığı açısından da değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
“İthalat miktarı ile geri dönüşüm kapasitesi arasında fark var”
Dernek, çevre raporlarında da tartışılan önemli sorunlardan birinin, Türkiye’ye getirilen plastik atık miktarı ile bu atıkları işlediği belirtilen tesislerin gerçek geri dönüşüm kapasiteleri arasındaki fark olduğunu savundu.
Açıklamada, tesislerin lisans ve kapasite bilgilerinin sahadaki fiili faaliyetlerle birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek, yalnızca kağıt üzerindeki geri dönüşüm kapasitesinin çevresel açıdan yeterli bir güvence oluşturmadığı ifade edildi.
ÇÖED, geri dönüştürüldüğü belirtilen atıkların bir bölümünün doğaya bırakıldığı yönündeki iddiaların kapsamlı ve bağımsız denetimlerle ortaya çıkarılması gerektiğini belirtti.
Dernek, mevcut tablonun Türkiye’nin “Sıfır Atık” hedefleriyle de çeliştiğini savunarak, Çukurova’nın tarımsal üretiminin, biyolojik çeşitliliğinin ve halk sağlığının “atık sömürgeciliği” anlayışına feda edilmemesi gerektiğini vurguladı.
ÇÖED’den yetkililere dört maddelik çağrı
Bilim insanları ve öğretim elemanları olarak ulusal mevzuat ile uluslararası yükümlülüklerin yerine getirilmesini isteyen ÇÖED, yetkililere dört başlıkta acil çağrıda bulundu.
Plastik atık ithalatının durdurulmasını isteyen dernek, çevre ve insan sağlığı açısından risk oluşturduğu değerlendirilen plastik atıkların ithalatının acilen ve istisnasız biçimde yasaklanması gerektiğini savundu.
İkinci olarak, Adana ve Mersin’deki geri dönüşüm tesisleri için sıkı ve şeffaf denetim mekanizması kurulması çağrısı yapıldı. Dernek; tesislerin lisans süreçlerinin, atık işleme kapasitelerinin ve atık su deşarjlarının düzenli biçimde denetlenmesini istedi.
ÇÖED, bu denetimlerin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Adana ve Mersin Büyükşehir Belediyeleri ve ilgili su ve kanalizasyon idareleri tarafından etkin biçimde yürütülmesini talep etti.
Üçüncü olarak, tarım arazilerine, yol kenarlarına ve su yataklarına kaçak atık bırakan veya atıkları yakarak hava kirliliğine neden olan işletmelere ağır idari ve cezai yaptırımlar uygulanması istendi.
Son olarak dernek, plastik ve mikroplastik kirliliğine maruz kalan Akdeniz kıyıları ile kirletildiği belirtilen tarım toprakları için acil rehabilitasyon ve temizlik çalışmalarının başlatılması çağrısında bulundu.
“Gelecek nesillere zehirlenmiş toprak bırakmayı reddediyoruz”
ÇÖED, açıklamasının sonunda çevre sorunlarının yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların yaşam hakkını da ilgilendirdiğini belirtti.
Dernek, Çukurova’nın tarım toprakları ile Akdeniz kıyılarının başka ülkelerin atıklarının depolandığı alanlara dönüştürülmesine karşı olduklarını vurgulayarak, sürecin takipçisi olacaklarını açıkladı.
ÇÖED, “Gelecek nesillere zehirlenmiş bir toprak ve kirletilmiş bir deniz bırakmayı reddediyoruz” mesajını vererek, başta merkezi ve yerel yönetimler olmak üzere ilgili tüm kurumları acil önlem almaya çağırdı.
Çukurova Öğretim Elemanları Derneği’nin çağrısının merkezinde ise şu mesaj yer aldı: Çukurova toprakları ve Akdeniz kıyıları Avrupa’nın çöplüğü değildir.