İngiltere’den Türkiye’ye gönderilen plastik atıkların önemli bir bölümü Adana’daki geri dönüşüm bölgelerine ulaşıyor. Uluslararası araştırma, Kemal Deniz bölgesi çevresindeki su kaynaklarında yüksek düzeyde mikroplastik tespit edildiğini ortaya koyarken, çiftçiler zehirli duman, kirlenen tarım alanları ve sahipsiz bırakılan çevre sorunuyla mücadele ediyor. “Kimse umursamıyor” diyen çiftçiler, yıllardır süren kirliliğe dikkat çekiyor.

İngiltere’nin Plastik Atık İhracatı Adana’nın Tarım Alanlarını Tehdit Ediyor

İngiltere’nin plastik atık sorununun yükünü Türkiye’nin tarım merkezlerinden biri olan Adana taşıyor.

Uluslararası sivil toplum kuruluşu Çevresel Araştırma Ajansı (EIA) tarafından İngiliz gazetesi The Guardian için analiz edilen veriler, İngiltere’den Türkiye’ye gönderilen plastik atıkların Adana’da yarattığı çevresel tahribatı ortaya koydu.

Araştırmaya göre, Mayıs 2021 ile Temmuz 2024 tarihleri arasında 13 İngiliz şirketi, Adana’daki Kemal Deniz geri dönüşüm bölgesine toplam 52 bin ton evsel ve süpermarket kaynaklı plastik atık gönderdi.

Başkan Çebi: Çevreyi korumak, gelecek nesillere karşı bir sorumluluğumuzdur
Başkan Çebi: Çevreyi korumak, gelecek nesillere karşı bir sorumluluğumuzdur
İçeriği Görüntüle

Bu atıklar, Ayhan isimli çiftçinin patlıcan yetiştirdiği tarlalara yaklaşık 1 mil uzaklıktaki geri dönüşüm bölgesine 545 ayrı sevkiyatla ulaştırıldı.

Guardian’ın ulaştığı yeni araştırma sonuçları ise bölgedeki su kaynaklarında ciddi plastik kirliliği bulunduğunu ortaya koydu.

Kemal Deniz geri dönüşüm bölgesinin yanındaki su yolu başta olmak üzere Adana’daki çeşitli kanallardan alınan örneklerde yüksek miktarda mikroplastik ve plastik atık parçaları tespit edildi.

“Burada Her Yönden Kirlilik Var”

Adana’da yaşayan çiftçi Ayhan, patlıcan hasadı yaptığı tarlasının yakınındaki su kanalında plastik atıkların sazlıklara ve kıyılara yapıştığını anlatıyor.

Çevresindeki kirliliğe dikkat çeken Ayhan, geri dönüşüm tesislerini ve yakınındaki tekstil fabrikasını işaret ederek şöyle diyor:

“Burada her yönden kirlilik var. Plastikler kıyıda, her yerde ve dumanlar da buradan geliyor.”

Ayhan, geri dönüşüm tesislerinden çıkan dumanların tarım alanlarını etkilediğini belirtiyor.

Seralarda kullanılan brandaların her yıl siyah bir tabakayla kaplandığını ifade eden Ayhan, yaşadığı sorunu şöyle anlatıyor:

“Her yıl seraların brandalarını kuruyoruz. İndirdiğimizde yüzeyde siyah bir tabaka oluştuğunu görüyoruz. Bu tabaka bu yerlerden çıkan dumanlardan kaynaklanıyor.”

Şiddetli Yağış Kanal Suyunu Tarlasına Taşıdı

Ayhan, ocak ayında meydana gelen şiddetli yağışların ardından kanal suyunun tarlasına taştığını ve büyük zarar gördüğünü belirtiyor.

Çiftçi, 7 hektarlık ekili alanının zarar gördüğünü ve yeniden ekim yapmak zorunda kaldığını söylüyor.

Ancak yaşadığı sorunlar karşısında hiçbir sonuç alamadığını ifade eden Ayhan’ın sözleri, bölgedeki çevre sorununa ilişkin çaresizliği ortaya koyuyor:

“Yeniden ekim yapmak zorunda kaldık. Ama ne yapabiliriz? Hiçbir şey. Şikâyette bulunabileceğimiz bir yer yok – kimse umursamıyor.”

Çin’in Yasağından Sonra Plastik Atıkların Rotası Türkiye Oldu

Avrupa’nın Plastik Atıkları Türkiye’ye Yöneldi

Dünyanın en büyük plastik atık ihracatçılarından biri olan İngiltere’nin atık politikaları, son yıllarda Türkiye’de çevresel tartışmaların merkezine yerleşti.

Çin’in 2018 yılında plastik atık ithalatını yasaklamasının ardından Avrupa ülkeleri ve İngiltere, plastik atıklarını gönderecek yeni ülkeler aramaya başladı.

Bu süreçte Türkiye, Avrupa Birliği ve İngiltere’den gönderilen plastik atıkların en önemli varış noktalarından biri haline geldi.

Verilere göre Türkiye, özellikle son yıllarda Avrupa’nın plastik atık ihracatında başlıca ülkeler arasında yer alıyor. Ancak çevre örgütleri ve gazetecilerin yaptığı saha araştırmaları, artan atık miktarının geri dönüşüm altyapısını zorladığını, bunun da yasa dışı depolama, doğaya bırakma ve plastik yakma gibi uygulamaların yaygınlaşmasına neden olduğunu ortaya koyuyor.

Adana Türkiye’ye Gelen Plastik Atıkların Büyük Bölümünü Alıyor

Türkiye’ye ithal edilen plastik atıkların önemli bölümü Adana’ya ulaşıyor.

Çevre örgütleri ve araştırmacıların verilerine göre, Adana Türkiye’nin plastik atık ithalatının yaklaşık yüzde 60’ını karşılıyor.

Türkiye’nin en verimli tarım alanlarından biri olan Çukurova Ovası üzerinde bulunan Adana; pamuk, soya fasulyesi, narenciye ve sebze üretimiyle ülkenin önemli tarım merkezlerinden biri konumunda.

Ancak geri dönüşüm tesislerinin yoğunlaşması, bölgedeki çevresel baskıyı artırıyor.

Uzmanlara göre, ithal edilen plastik atıkların miktarı birçok tesisin işleme kapasitesinin üzerine çıkarken, geri dönüştürülemeyen atıklar çevreye bırakılıyor veya yakılıyor.

Bu durum yalnızca atık yönetimi sorunu değil; aynı zamanda tarım alanları, su kaynakları ve halk sağlığı açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor.

Geri Dönüşüm Tesislerinden Sulama Kanallarına Kirlilik İddiası

Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi’nde görev yapan deniz biyoloğu Sedat Gündoğdu, Adana’daki plastik kirliliğini uzun süredir takip eden araştırmacılardan biri.

Gündoğdu, bölgedeki birçok geri dönüşüm tesisinin atık sularını doğrudan tarımsal sulamada kullanılan kanal ve su yollarına bıraktığını belirtiyor.

Gündoğdu’nun Environmental Monitoring and Assessment dergisinde yayımlanan araştırması, Kemal Deniz bölgesindeki kirliliğin boyutlarını ortaya koyuyor.

Araştırmaya göre, Kemal Deniz geri dönüşüm bölgesinin aşağı kısmında, Ayhan’ın tarlalarının yakınındaki bir kanaldan alınan su örneklerinde, yukarı bölgelerdeki örneklere göre 10 kat daha fazla mikroplastik yoğunluğu tespit edildi.

Ancak araştırmadaki bulgular bununla sınırlı değil.

Adana’daki farklı geri dönüşüm tesislerinin aşağı kesimlerindeki bazı kanallarda yapılan incelemelerde ise mikroplastik yoğunluğunun yukarı bölgelere göre 132 kata kadar arttığı belirlendi.

Kirlilik Seyhan Nehri Üzerinden Akdeniz’e Ulaşıyor

Adana’daki kanal ağı, yalnızca tarım alanlarıyla sınırlı kalmıyor.

Bölgedeki sulama kanalları ve su yolları tarım arazilerinden geçerek Seyhan Nehri’ne, oradan da Akdeniz’e ulaşıyor.

Bu nedenle plastik kirliliğinin etkisinin yalnızca geri dönüşüm bölgeleriyle sınırlı olmadığı, daha geniş bir ekosistemi etkilediği belirtiliyor.

Sedat Gündoğdu, Ayhan’ın doğrudan kullandığı kanalın sulama amacıyla kullanılmadığını ancak bu su yolunun çiftçilerin ürünlerini sulamak için kullandığı diğer kanallarla bağlantılı olduğunu ifade ediyor.

Gündoğdu, geri dönüşüm tesislerinden çıkan kirli suların tarımsal sulama sistemlerine karışma riskine dikkat çekerek şöyle diyor:

“Bu kirli suyu kanallara boşaltıyorlar. Çiftçiler de bu suyu sulama kaynağı olarak kullanıyor.”

Araştırmacılar ayrıca bölgede geri dönüşüm sürecine özgü plastik parçaları da tespit etti.

İncelemelerde;

  • plastik peletler,
  • plastik film parçaları,
  • geri dönüşüm işleminden kaynaklanan küçük plastik kalıntıları

bulundu.

Plastik Kirliliğinin Yükü Yoksul Mahallelere Bırakılıyor

“Normal Çalışma Koşullarında Bile Hava, Su ve Toprak Kirleniyor”

Adana’daki plastik geri dönüşüm bölgelerinin çevresindeki kirlilik yalnızca doğayı değil, bölgedeki insanların yaşam koşullarını da doğrudan etkiliyor.

Çevre örgütleri, geri dönüşüm tesislerinin yoğunlaştığı bölgelerde yaşayan yurttaşların hava, su ve toprak kirliliğiyle karşı karşıya kaldığını belirtiyor.

Adana Ekoloji Platformu Sözcüsü Yaşar Gökoğlu, kentte çevresel yükün sosyoekonomik eşitsizlikler üzerinden dağıldığını ifade ediyor.

Gökoğlu’na göre Adana, çevresel riskler açısından adeta ikiye ayrılmış durumda.

Kentin kuzeyinde daha varlıklı kesimler yaşarken, güney bölgelerde daha yoksul yurttaşların ve göçmenlerin yaşadığı alanlarda geri dönüşüm tesisleri yoğunlaşıyor.

Gökoğlu, bu durumun çevre adaleti açısından ciddi bir sorun yarattığını belirterek şunları söylüyor:

“Normal çalışma koşullarında bile kimyasal kirlilik, su, hava ve toprak kirliliği onların yaşamlarını olumsuz etkiliyor.”

Geri Dönüştürülemeyen Plastiklerin Yangınları Mahalleleri Kaplıyor

Bölgede yaşayan yurttaşların en büyük şikâyetlerinden biri ise geri dönüştürülemeyen plastiklerin yakılması sonucu ortaya çıkan zehirli dumanlar.

Yerel halk, geri dönüşüm tesislerinde biriken plastik atıkların zaman zaman yangınlara neden olduğunu, bu yangınların mahalleleri ve tarım alanlarını yoğun duman altında bıraktığını anlatıyor.

Özellikle plastik yangınlarında ortaya çıkan yoğun dumanın insan sağlığı açısından ciddi risk oluşturduğu belirtiliyor.

Geçtiğimiz yıl Adana’nın Küçükdikili Mahallesi yakınlarında bulunan bir geri dönüşüm tesisinde çıkan yangın, bölgedeki çevre tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.

Yaklaşık 36 saat boyunca devam eden yangın, mahalle üzerinde yoğun ve zehirli bir duman tabakası oluşturdu.

Yangından mahalle sakinleri ve yakın çevredeki tarım alanları etkilendi.

Yangının ardından Adana Ekoloji Platformu üyeleri, yaşanan çevre kirliliğine dikkat çekmek amacıyla Adana Adliyesi önünde protesto gerçekleştirdi.

Kemal Deniz Bölgesinde de Yangınlar Yaşandı

Çevre sorunlarının yaşandığı bölgelerden biri olan Kemal Deniz geri dönüşüm bölgesinde de geçmiş dönemlerde yangınların meydana geldiği belirtildi.

Guardian’ın araştırmasına göre, İngiliz şirketleri tarafından gönderilen plastik atıkların ulaştığı tesislerdeki çevresel riskler, yalnızca depolama ve geri dönüşüm süreçleriyle sınırlı değil.

Araştırmada, Küçükdikili’deki bazı tesislere giren plastik atıkların ithal mi yoksa yerli mi olduğunun kesin olarak belirlenemediği ifade edildi.

Ancak Guardian’ın saha incelemesinde, Küçükdikili yakınlarında yol kenarına bırakılmış bir plastik atık yığını içerisinde İngiltere menşeli ambalajların da bulunduğu tespit edildi.

Bu durum, bölgedeki plastik atık akışının yalnızca kayıtlı geri dönüşüm süreçlerinden ibaret olmadığını ortaya koyan örneklerden biri olarak değerlendirildi.

“Her Yaz Yangın Çıkıyor, Yanında Okul Var”

Bölgede faaliyet gösteren tesislerin çevresinde yaşayan yurttaşlar, yangın riskinin sürekli devam ettiğini belirtiyor.

İsmini açıklamak istemeyen bir iş insanı, plastik sevkiyatlarının düzenli olarak devam ettiğini anlatarak, tesislere gelen kamyon yoğunluğuna dikkat çekiyor.

İş insanı, şu ifadeleri kullanıyor:

“Her ay, ayın birinci ve beşinci günleri arasında teslimatlar geliyor. O günlerde tesislere giden yolda kamyonlar sıraya giriyor.”

Bölgede her yaz yangın çıktığını belirten iş insanı, özellikle tesislerin yakınında bulunan okul nedeniyle mahalle sakinlerinin endişeli olduğunu söylüyor:

“Bu bölgede her yaz yangınlar çıkıyor; hemen yanında bir okul var. Mahalle sakinleri bu durumdan gerçekten endişeli.”

Çevre Sorunu Aynı Zamanda Halk Sağlığı Sorunu

Uzmanlara göre plastik atıkların kontrolsüz biçimde depolanması, yakılması ve geri dönüşüm süreçlerinin yetersiz denetlenmesi; hava, su ve toprak kirliliğini birlikte büyütüyor.

Plastiklerin parçalanmasıyla oluşan mikroplastikler;

  • tarım alanlarına,
  • sulama kanallarına,
  • nehirlere,
  • deniz ekosistemlerine

ulaşarak uzun vadeli çevresel riskler oluşturuyor.

Adana’da yaşanan tablo ise yalnızca bir geri dönüşüm sorunu değil; tarım üretimi, halk sağlığı, su kaynakları ve çevresel adalet açısından çok boyutlu bir kriz olarak değerlendiriliyor.

İngiltere’den Türkiye’ye 140 Bin Ton Plastik Atık Gönderildi

İngiltere Plastik Atık İhracatında Rekor Seviyeye Ulaştı

Adana’da yaşanan plastik kirliliği tartışmaları, yalnızca bölgedeki geri dönüşüm tesisleriyle sınırlı değil. Sorunun temelinde, gelişmiş ülkelerin plastik atıklarını başka ülkelere göndermesine dayanan küresel atık ticareti bulunuyor.

Dünyanın en büyük plastik atık ihracatçılarından biri olan İngiltere, son yıllarda plastik atıklarını yurtdışına göndermeye devam ediyor.

Verilere göre İngiltere, 2025 yılında 675 bin ton plastik atık ihraç ederek son sekiz yılın en yüksek seviyesine ulaştı.

Bu atıkların yaklaşık 139-140 bin tonu Türkiye’ye gönderildi.

Aynı dönemde Avrupa Birliği ülkelerinden Türkiye’ye gönderilen plastik atık miktarı da 500 bin tonu aştı.

Çevre örgütleri, bu durumun Türkiye gibi ülkelerde geri dönüşüm altyapısı üzerinde büyük baskı oluşturduğunu ve kontrolsüz atık yönetimi sorununu büyüttüğünü belirtiyor.

Türkiye Akdeniz’e Ulaşan Plastik Kirliliğinde Üçüncü Sırada

Uluslararası Doğayı Koruma Birliği’nin (IUCN) 2020 tarihli raporuna göre Türkiye, yanlış yönetilen atıklardan kaynaklanan ve Akdeniz’e ulaşan plastik kirliliğinde dünyada önemli sıralarda yer alıyor.

Rapora göre Türkiye;

  1. Mısır’ın,
  2. İtalya’nın

ardından Akdeniz’e en fazla plastik kirliliği taşıyan üçüncü ülke konumunda bulunuyor.

Uzmanlara göre plastik atıkların kontrolsüz şekilde çevreye bırakılması, yalnızca kara ekosistemlerini değil, deniz yaşamını da tehdit ediyor.

Plastikler;

  • Deniz canlılarının plastik parçalarını yutmasına,
  • Canlıların plastiklere takılarak zarar görmesine,
  • Besin zincirlerinin bozulmasına,
  • Deniz ekosistemlerinin zarar görmesine

neden oluyor.

Araştırmalar, mikroplastiklerin okyanuslardaki besin ağının temelini oluşturan bazı küçük canlılar, bitkiler ve deniz yosunları üzerinde de olumsuz etkiler yarattığını ortaya koyuyor.

Mikroplastiklerin, deniz yosunlarında fotosentez süreçlerini engelleyebildiği ve deniz ekosistemlerinin doğal dengesini bozabildiği belirtiliyor.

İthal Edilen Plastiklerin Önemli Bölümü Geri Dönüştürülemiyor

Çevre örgütleri ve uzmanlar, Türkiye’ye gönderilen plastik atıkların niteliğine de dikkat çekiyor.

Yerel halkın aktardığı bilgilere göre Adana’ya ulaşan plastik atıkların önemli bir bölümü;

  • karışık,
  • kirli,
  • farklı maddelerle kontamine olmuş,
  • geri dönüşümü zor veya imkânsız

malzemelerden oluşuyor.

Bu tür atıkların tamamının geri dönüştürülmesi mümkün olmadığı için, bir bölümü depolama alanlarında kalıyor, doğaya bırakılıyor veya yakılıyor.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nin (TMMOB) değerlendirmelerine göre, Türkiye’nin Avrupa Birliği ülkelerinden ithal ettiği plastik atıkların yaklaşık yüzde 50’si geri dönüştürülemeyen malzemelerden oluşuyor.

Bu durum, plastik atık ithalatının yalnızca ekonomik bir faaliyet olmadığını; aynı zamanda çevresel maliyetler yaratan bir süreç olduğunu gösteriyor.

Plastik Atık Ticareti Tartışması: Geri Dönüşüm mü, Atık Transferi mi?

Çevre uzmanları, gelişmiş ülkelerin plastik atıklarını ihraç ederek kendi ülkelerindeki atık sorununu azalttığını, ancak bu yükün başka ülkelerin çevreleri ve halkları üzerinde yoğunlaştığını belirtiyor.

Adana örneği ise bu tartışmanın en görünür alanlarından biri olarak öne çıkıyor.

Bir tarafta Avrupa ve İngiltere’den gönderilen plastik atıkların geri dönüştürülmesi hedefi bulunurken, diğer tarafta;

  • kirlenen su kaynakları,
  • zarar gören tarım alanları,
  • zehirli dumanlara maruz kalan mahalleler,
  • artan mikroplastik kirliliği

gibi sonuçlar ortaya çıkıyor.

Çukurova’nın tarımsal üretim merkezlerinden biri olan Adana’da çiftçiler, çevresel risklerin kendi yaşam alanlarına ve üretimlerine yansıdığını ifade ediyor.

Adana’da Sorun Sadece Plastik Değil, Çevre Adaleti Sorunu

İngiltere’den ve Avrupa’dan gelen plastik atıkların Adana’da yarattığı tablo, yalnızca bir geri dönüşüm meselesi olarak görülmüyor.

Uzmanlar, yaşananların aynı zamanda bir çevre adaleti sorunu olduğunu vurguluyor.

Çünkü plastik atıkların ekonomik yükünü üreten ülkelerden çok, atıkların gönderildiği bölgelerde yaşayan insanlar taşıyor.

Adana’da çiftçiler, mahalle sakinleri ve çevre örgütleri; temiz hava, temiz su ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı için daha güçlü denetim ve etkin çevre politikaları talep ediyor.

Böylece İngiltere’den başlayan plastik atık zinciri; Adana’nın tarlalarında, sulama kanallarında ve mahallelerinde görünür hale geliyor.

Muhabir: Güven BOĞA