Van’ın Erciş ilçesindeki Zilan Koçköprü Kanyonu’nda bir araya gelen çevre ve ekoloji örgütleri, Pay Sulama Kanalı Projesi kapsamında yürütülen çalışmaların kanyonda geri dönüşü olmayan tahribata yol açtığını belirterek çalışmaların durdurulmasını istedi. Mezopotamya Çevre ve Ekoloji Platformu tarafından organize edilen açıklamada, projenin revize edilen bölümlerinin ÇED sürecine dahil edilmesi ve alternatif güzergâhların değerlendirilmesi çağrısı yapıldı.

İdris Yılmaz

Fotoğraf: Zilan Koçköprü Kanyonu’nda yapılan açıklamada katılımcılar, kanyonun ve bölgedeki ekosistemin korunmasını isteyen pankart ve dövizler taşıdı.

Van’ın Erciş ilçesinde bulunan Zilan Koçköprü Kanyonu’nda, Pay Sulama Kanalı Projesi kapsamında sürdürülen çalışmalara karşı basın açıklaması yapıldı. Etkinlik Mezopotamya Çevre ve Ekoloji Platformu tarafından organize edildi.

Açıklamaya Van Çevre Derneği (Van ÇEV-DER), Zilan Ekoloji Platformu, Zortul Çevre Platformu, Türkiye Çevre Platformu (TÜRÇEP), TÜRÇEP Genel Sekreteri Ali Kalçık, DEM Parti Erciş İlçe Eşbaşkanı Mahmut Pala, Arsîsa Kültür, Dil ve Sanat Araştırmaları Derneği (ARSÎSA) Erciş İlçe Yönetim Kurulu üyeleri ile çeşitli sivil toplum örgütlerinin temsilcileri katıldı.

Katılımcılar, üzerinde Kürtçe “Zîlan axa birîndar e; em rê nadin talankirin û pêşkêşkirina wê bo madenan” ifadesinin yer aldığı pankart açtı. Pankartta aynı mesaj Türkçe olarak “Zilan yaralı topraktır; talan edilmesine ve madenlere peşkeş çekilmesine izin vermeyeceğiz” sözleriyle yer aldı.

Pankartta ayrıca “Zîlan bila azad bihereke, xweza û mirov bila bijîn” ve “Zîlanê biparêze, xwezayê biparêze” mesajlarına yer verildi. Eylemde taşınan dövizlerde ise “ÇED’siz proje, usulsüz gelecek” ve “Rant borusu kanyonda ötmez” ifadeleri yer aldı.

Demir: Sulamaya değil, doğanın tahrip edilmesine karşıyız

Basın açıklamasını Mezopotamya Çevre ve Ekoloji Platformu adına Mirbahattin Demir okudu. Demir, tarımsal sulamaya ve çiftçinin suya erişimine karşı olmadıklarını, itirazlarının projenin mevcut uygulanma biçimi ve güzergâhına yönelik olduğunu söyledi.

“Bizler tarıma, üretime ve modern sulama projelerine asla karşı değiliz. Aksine, bölgesel kalkınmayı sağlayan, çiftçimizin yükünü hafifleten ve su israfının önüne geçen doğa dostu her türlü sulama yatırımını sonuna kadar destekliyoruz. Ancak ilk bakışta kamu yararı taşıdığı izlenimi veren bu proje, mevcut uygulama biçimi ve yanlış güzergâh tercihiyle tarımı desteklemekten çıkıp tam bir ekolojik yıkıma ve doğa katliamına dönüşmüştür.”

“Revize edilen hatlar ÇED sürecine dahil edilmeli”

Demir, projenin 1993 tarihli ÇED Yönetmeliği öncesinde onaylandığı gerekçesiyle ÇED sürecinden muaf tutulduğunu ve 2016 yılında ihale edildiğini belirtti. Aradan geçen yıllar içinde projede çok sayıda revizyon yapıldığını söyleyen Demir, değiştirilen güzergâhların aynı muafiyet kapsamında değerlendirilemeyeceğini savundu.

“Projenin revize edilen ve değiştirilen hatları ÇED sürecinden muaf tutulamaz. Hukukun arkasından dolanılarak sürdürülen bu çalışmalar usulsüz ve kanun dışıdır.”

Zilan Koçköprü Kanyonu ve Dücane Şelalesi için uyarı

Demir, projenin en büyük etkisinin Zilan Koçköprü Kanyonu ile Dücane Şelalesi çevresinde görüldüğünü belirtti. Bölgenin biyolojik çeşitliliğine dikkat çeken Demir, iş makineleri, kazılar ve patlatmaların ekosistemde geri dönüşü güç zararlar yarattığını söyledi.

Whatsapp Image 2026 09 20 At 15.52.19 (4)

Kanyonun kuşlar, su samurları ve farklı yaban hayatı türleri için yaşam alanı olduğunu ifade eden Demir, özellikle hassas türlerin yaşam alanlarının korunması gerektiğini vurguladı.

“Bu kanyon, nesli tehlike altında olan su samuru gibi birçok kritik türe ev sahipliği yapmaktadır. Bu yıkım, bölgedeki nadir canlıların yaşam alanlarını tamamen haritadan silmektedir.”

“Yargı süreci sonuçlanmadan geri dönüşü olmayan müdahale yapılmamalı”

Demir, projeye karşı Van 4. İdare Mahkemesi’nde dava açıldığını ve yürütmeyi durdurma talebinin henüz değerlendirme aşamasında olduğunu söyledi. Yargı süreci sürerken yüklenici firmanın üç adet 30 tonluk iş makinesini kanyonun hassas bölümüne soktuğunu belirten Demir, mahkeme kararı çıkmadan yapılan müdahalelere tepki gösterdi.

“Mahkemenin vereceği kararı dahi beklemeden kanyonun en hassas noktasına iş makineleri sokuldu. Yargı süreci tamamlanmadan yapılan bu müdahaleler doğada telafisi mümkün olmayan sonuçlar yaratabilir.”

“Alternatif güzergâh neden değerlendirilmiyor?”

Demir, Devlet Su İşleri’ne (DSİ) ve ilgili kurumlara bir dizi soru yöneltti. Koçköprü Barajı’na yaklaşık bir kilometre mesafede mevcut bir su pompası bulunduğunu belirten Demir, Morgedik Barajı’ndan yaklaşık 30 kilometrelik bir hatla su getirilmesi yerine doğaya daha az zarar verecek seçeneklerin değerlendirilmesini istedi.

“Tarımsal sulamayı kesintiye uğratmadan kanalın başka bir güzergâhtan geçirilmesi hem teknik olarak daha kolay hem de doğayı koruma adına kamu yararına uygunken, kanyonun kalbini yarmak hangi akla ve vicdana sığmaktadır?”

Demir, yaklaşık 35 yıldır atıl durumda olduğunu söylediği Koçköprü Barajı yakınındaki mevcut pompa sisteminin neden kullanılmadığının açıklanmasını istedi. Çelik boru hatlarının maliyeti ve güzergâh tercihine ilişkin kamuoyunun bilgilendirilmesi gerektiğini belirten Demir, projenin bu haliyle sürdürülmesine ilişkin rant iddialarını da gündeme getirdi.

Dört temel talep

Demir, açıklamanın sonunda kanyon hattındaki iş makinelerinin ve çalışmaların derhal durdurulmasını; projenin revize edilen tüm hatlarının ÇED sürecine dahil edilmesini; bilim insanlarının uyarıları doğrultusunda mevcut altyapı ve alternatif güzergâhların değerlendirilmesini; Zilan Koçköprü Kanyonu ile Dücane Şelalesi’ni teğet geçecek ve koruma altındaki türlerin yaşam alanlarını gözeten bir revizyona gidilmesini istedi.

“Koçköprü Kanyonu sahipsiz değildir. Doğanın, suyun, su samurlarının ve kuşların yuvasının rant uğruna yok edilmesine geçit vermeyeceğiz.”

Kalçık: Çiftçinin suyunu da kanyonu da korumak mümkün

Demir’in ardından Türkiye Çevre Platformu (TÜRÇEP) Genel Sekreteri Ali Kalçık söz aldı. Kalçık, konuşmasında tarımsal sulamaya ve çiftçinin suya erişimine karşı olmadıklarını; iklim krizi ve kuraklık koşullarında suyun verimli ve adil kullanılmasını savunduklarını belirtti.

Whatsapp Image 2026 09 20 At 15.52.19 (5)

“Değerli basın emekçileri, değerli doğa dostları; bugün Türkiye Çevre Platformu olarak Koçköprü Kanyonu’ndayız. Öncelikle şunu açıkça ifade edelim: Biz tarımsal sulamaya ve çiftçinin suya ulaşmasına karşı değiliz. İklim krizi ve kuraklık koşullarında suyun verimli ve adil kullanılmasını savunuyoruz.”

“Ancak bir tarım alanını sulamak için geri dönüşü olmayan bir doğal alanın tahrip edilmesini kabul etmiyoruz. Eğer alternatif bir güzergâh, mevcut bir altyapı ya da doğaya daha az zarar verecek teknik bir çözüm varsa, öncelikle bunların bilimsel olarak değerlendirilmesi gerekir.”

“Koçköprü Kanyonu yalnızca taştan, topraktan ve sudan ibaret değildir. Bitkileri, kuşları, yaban hayatı ve su varlıklarıyla bütün bir ekosistemdir.”

“Üstelik konu yargıya taşınmışken, geri dönüşü olmayan müdahaleler konusunda çok daha dikkatli davranılması gerekir.”

“Buradan DSİ’ye ve ilgili bütün kurumlara çağrımızdır: Bilimin sesini dinleyin. Alternatifleri değerlendirin. Hukuki sürece saygı gösterin. Kanyonda geri dönüşü olmayan tahribata yol açabilecek çalışmaları durdurun.”

“Çiftçinin suyunu da tarımsal üretimi de Koçköprü Kanyonu’nu da korumak mümkündür. Doğa tüm canlıların ortak evidir.”

Parêzvanên xwezayê li Zîlanê bal kişandin ser wêrankirina xwezayê: “Boriya rantê di kanyonê re derbas nabe”

WAN – Platforma Jîngeh û Ekolojiyê ya Mezopotamyayê li Kanyona Koçköpriyê ya Zîlanê li dijî xebatên ku di çarçoveya Projeya Kanala Avdanê ya Payê de tên meşandin çalakiyek organîze kir. Rêxistinên ekolojiyê û nûnerên civaka sivîl daxwaz kirin ku xebat bên rawestandin, rêyên alternatîf bên nirxandin û beşên projeyê yên ku hatine guhertin bikevin pêvajoya nirxandina bandora jîngehê.

Îdrîs Yılmaz

Wêne: Beşdarên çalakiyê li Kanyona Koçköpriyê ya Zîlanê bi pankart û kartonan bal kişandin ser xebatên projeya avdanê û daxwaza parastina kanyonê kirin.

Li navçeya Erdîşê ya Wanê, Platforma Jîngeh û Ekolojiyê ya Mezopotamyayê li Kanyona Koçköpriyê ya Zîlanê li dijî xebatên Projeya Kanala Avdanê ya Payê daxuyaniyek da. Çalakî ji aliyê Platforma Jîngeh û Ekolojiyê ya Mezopotamyayê ve hate organîzekirin.

Di çalakiyê de Komeleya Parastina Jîngehê ya Wanê (Van ÇEV-DER), Platforma Ekolojiyê ya Zîlanê, Platforma Jîngehê ya Zortulê, Platforma Jîngehê ya Tirkiyeyê (TÜRÇEP), Hevserokê DEM Partiya Erdîşê Mahmut Pala, Komeleya Lêkolînên Çand, Ziman û Hunerê ARSÎSA, endamên rêveberiya wê ya Erdîşê û nûnerên rêxistinên civaka sivîl beşdar bûn.

Beşdaran pankarta ku li ser wê “Zîlan axa birîndar e; em rê nadin talankirina wê û pêşkêşkirina wê ji bo madenan” hatibû nivîsandin vekirin. Li ser pankartê herwiha peyamên “Zîlan bila azad bihereke, xweza û mirov bila bijîn” û “Zîlanê biparêze, xwezayê biparêze” hatin dayîn. Di çalakiyê de kartonên bi nivîsên “ÇED’siz proje, usulsüz gelecek” û “Rant borusu kanyonda ötmez” jî hatin hilgirtin.

Whatsapp Image 2026 09 20 At 15.52.19 (1)

Demir li ser navê platformê daxuyanî xwend

Daxuyaniya çapemeniyê li ser navê Platforma Jîngeh û Ekolojiyê ya Mezopotamyayê ji aliyê Mirbahattin Demir ve hate xwendin. Demir got ku ew ne li dijî çandinî, hilberîn û projeyên avdanê ne; lê li dijî awayê ku proje niha tê meşandin û zirara ku dide xwezayê ne.

“Em li dijî çandinî, hilberîn û projeyên nûjen ên avdanê nînin. Berovajî, em piştgiriyê didin her projeya ku pêşketina herêmê xurt dike, barê cotkaran sivik dike û xerckirina bêhewce ya avê kêm dike. Lê ev proje bi awayê ku niha tê meşandin û bi hilbijartina rêya şaş, ji projeyeke avdanê veguheriye wêrankirina ekolojîk.”

“Rêyên ku hatine guhertin divê bikevin pêvajoya nirxandina jîngehê”

Demir anî ziman ku proje bi sedema ku beriya rêziknameya sala 1993’an hatibû pejirandin, ji pêvajoya Nirxandina Bandora Jîngehê hatibû derxistin û di sala 2016’an de hate îhalekirin. Wî got ku di nav salên derbasbûyî de proje gelek caran hatiye guhertin û rêyên nû hatine destnîşankirin.

Whatsapp Image 2026 09 20 At 15.52.19

“Beş û rêyên projeyê yên ku pişt re hatine guhertin û revîze kirin nikarin bi heman muafiyetê bên meşandin. Divê ew dîsa bikevin pêvajoya nirxandina bandora jîngehê.”

Kanyona Koçköpriyê ya Zîlanê û Şelaleya Dücane di bin xeterê de ne

Demir bal kişand ser Kanyona Koçköpriyê ya Zîlanê û Şelaleya Dücane û got ku bandora herî giran a xebatan li van deveran tê dîtin. Wî got ku kanyon bi cihêrengiya zindî ya xwe, çûk, heywanên çolê û bi taybetî samûrên avê re qadeke girîng a jiyanê ye.

“Ev kanyon ne tenê ji kevir, ax û avê pêk tê. Ji bo gelek cureyên zindiyan warê jiyanê ye. Wêrankirina vê qadê tê wateya têkbirina mala van zindiyan.”

“Berî biryara dadgehê divê destwerdana nayê vegerandin neyê kirin”

Demir da zanîn ku li dijî xebatan li Dadgeha Îdarî ya 4’emîn a Wanê doz hatiye vekirin û daxwaza rawestandina pêkanînê hîn di pêvajoya nirxandinê de ye. Wî got ku tevî ku pêvajoya hiqûqî berdewam dike, makîneyên giran hatine xistin nav kanyonê û xebat hatiye domandin.

“Ger piştî wêrankirina qadê biryarek ji dadgehê derkeve, wê biryar nikare kanyona ku hatiye têkbirin vegerîne halê berê. Ji ber vê yekê divê heta encama pêvajoya hiqûqî destwerdanên nayên vegerandin bên rawestandin.”

“Heke rêya din heye, çima kanyon tê hilbijartin?”

Demir bang li Desteya Karûbarên Avê ya Dewletê (DSÎ) û saziyên têkildar kir ku alternatîfên din ên projeyê vekolînin. Wî got ku li nêzî Bendava Koçköpriyê avahiyeke heyî ya pompakirinê heye û pirsî ku çima li şûna bikaranîna vê avahiyê, ji Bendava Morgedikê bi xetek nêzî 30 kîlometre av tê anîn.

“Heke avdan dikare bêyî ku kanyon were birîn bi rêyeke din were meşandin, çima rêya ku di dilê kanyonê re derbas dibe tê hilbijartin? Sedema vê israrê divê bi zelalî ji raya giştî re were ragihandin.”

Demir herwiha daxwaz kir ku lêçûnên xetên boriyên pola, sedema hilbijartina rêyê û çima avahiyên heyî nayên bikaranîn bi awayekî vekirî ji raya giştî re werin eşkerekirin.

Daxwaz: Xebat bên rawestandin, alternatîf bên nirxandin

Di dawiya daxuyaniyê de Demir daxwazên platformê rêz kir. Li gorî daxuyaniyê, makîneyên giran divê ji kanyonê bên derxistin û xebat bên rawestandin. Herwiha beşên projeyê yên ku hatine guhertin divê bikevin pêvajoya nirxandina bandora jîngehê; alternatîfên ku zirara kêmtir didin xwezayê bên vekolîn û rêyek were hilbijartin ku Kanyona Koçköpriyê ya Zîlanê, Şelaleya Dücane û warên jiyanê yên cureyên parastî biparêze.

“Kanyona Koçköpriyê bêxwedî nîne. Em ê nehêlin xweza, av, samûrên avê û warê jiyanê yê çûkan ji bo rantê bên qurban kirin.”

Kalçık: “Dikare hem ava cotkaran hem jî kanyon were parastin”

Piştî daxuyaniya Demir, Sekreterê Giştî yê Platforma Jîngehê ya Tirkiyeyê (TÜRÇEP) Ali Kalçık axivî. Kalçık di destpêka axaftina xwe de silav da xebatkarên çapemeniyê û hevalên xwezayê û got ku wek TÜRÇEP ew li Kanyona Koçköpriyê ne.

“Pêşî em vê yekê bi zelalî dibêjin: Em ne li dijî avdana çandiniyê û gihîştina cotkaran bi avê ne. Di şertên krîza avhewa û ziwabûnê de em parastina avê û bikaranîna wê ya bikêrhatî û dadperwerane diparêzin.”

Kalçık got ku ji bo avdana qadeke çandiniyê, wêrankirina qadeke xwezayî ya ku paşve vegerandina wê ne mimkun e nayê qebûlkirin.

“Heke rêyek alternatîf, avahiyeke heyî an çareseriyeke teknîkî ya ku zirara kêmtir dide xwezayê hebe, divê pêşî ew bi awayekî zanistî were nirxandin.”

Kalçık bal kişand ser taybetmendiya ekolojîk a kanyonê û got ku Kanyona Koçköpriyê tenê ji kevir, ax û avê pêk nayê.

“Kanyona Koçköpriyê bi riwekên xwe, çûkên xwe, jiyana çolê û çavkaniyên avê re ekosîstemeke yekpare ye.”

Kalçık herwiha anî ziman ku mijar hatiye birin ber dadgehê û got ku di dema ku pêvajoya hiqûqî berdewam dike de divê li hember destwerdanên ku dikarin zirareke nayê vegerandin biafirînin, hestiyartir were tevgerîn.

“Ji ber ku mijar hatiye birin ber dadgehê, di mijara destwerdanên ku dikarin encamên nayên vegerandin biafirînin de divê pir baldar were tevgerîn.”

Kalçık di dawiya axaftina xwe de bang li DSÎ û hemû saziyên têkildar kir:

“Guh bidin dengê zanistê. Alternatîfan binirxînin. Rêzê li pêvajoya hiqûqî bigirin. Xebatên ku dikarin li kanyonê zirareke nayê vegerandin biafirînin rawestînin.”

“Dikare hem ava cotkaran, hem hilberîna çandiniyê û hem jî Kanyona Koçköpriyê ya Zîlanê were parastin. Xweza mala hevpar a hemû zindiyan e.”