Gündem

Deriye kazınan kimlik: Dövme ne anlatıyor?

Dövme yalnızca estetik bir tercih değil; çoğu zaman kimlik, aidiyet, hatıra, acı, iyileşme ve kontrol duygusuyla ilgili çok katmanlı bir deneyim.

Abone Ol

Neden Dövme Yaptırıyoruz?

Geçici Bir Çağda Kalıcı Bir İz Bırakma Arzusu

Moda akımlarının birkaç hafta içinde değiştiği, sosyal medya trendlerinin bir günde parlayıp ertesi gün unutulduğu bir çağda yaşıyoruz. Böyle bir dönemde derimize “ömür boyu” kalacak bir işaret kazımak ilk bakışta çelişkili görünüyor.

Ama belki de tam bu yüzden dövme yaptırıyoruz.

Dövme yalnızca estetik bir tercih değil; çoğu zaman kimlik, aidiyet, hatıra, acı, iyileşme ve kontrol duygusuyla ilgili çok katmanlı bir deneyim. Modern insanın belirsizlikle dolu dünyasında kendine ait sabit bir nokta oluşturma çabası olarak da okunabilir.

“Marjinal”den Normalleşmeye: Dövmenin Toplumsal Yolculuğu

Batı toplumlarında uzun yıllar boyunca dövme, mahkûmlar, denizciler ya da suç çevreleriyle ilişkilendirildi. Dini ve felsefi gelenekler, bedeni “dokunulmaz” kabul ediyor; onu değiştirmeyi kuşkuyla karşılıyordu.

Oysa dünyanın başka bölgelerinde tablo farklıydı. Asya, Afrika ve Okyanusya’daki pek çok toplumda dövme;

  • Statü göstergesi,

  • Meslek işareti,

  • Topluluğa aidiyet sembolü,

  • Geçiş ritüelinin parçası

olarak kabul görüyordu.

1980’lerden itibaren Batı’da da dönüşüm başladı. Önce gençler arasında yayılan dövme kültürü, 2000’li yıllarda sporcuların, müzisyenlerin ve kamuoyunun yakından tanıdığı isimlerin etkisiyle hızla normalleşti. Artık öğretmenler, avukatlar, akademisyenler ve kamu çalışanları bile dövmelerini saklama gereği duymuyor.

Dövme, “marjinal uygulama” olmaktan çıkıp gündelik hayatın doğal bir parçası haline geldi.

Akışkan Bir Dünyada Sabit Bir Nokta Arayışı

Sosyologlar günümüzü sık sık “akışkan” bir dönem olarak tanımlıyor.

  • İşler geçici,

  • İlişkiler kırılgan,

  • Hayat planları belirsiz,

  • Kimlikler esnek.

Eskiden daha net olan toplumsal roller ve yaşam çizgileri bugün çok daha parçalı. İnsanlar hayatlarını adeta kullanım kılavuzu olmayan bir yapboz gibi inşa ediyor.

Bu ortamda dövme, anlam krizine verilmiş postmodern bir yanıt gibi işlev görebiliyor.

Çünkü dövme şunu yapıyor:

Geçici bir dünyada bir anıyı, bir değeri ya da bir bağı “sabitleme” imkânı sunuyor.

Beden zaten insanın en kalıcı yaşam alanı. Dövme ise o alanı biyografik, sembolik ve duygusal bir haritaya dönüştürüyor.

“Bu Benim”: Kimliğin Deri Üzerindeki İfadesi

Birçok kişi için dövme, kimliğini kurmanın ve güçlendirmenin bir yolu.

Bazen bu kolektif bir kimliktir. Örneğin bazı bölgelerde gençlerin belirli sembolleri taşıması, “Artık yetişkinim” ve “Artık bu topluluğun bir parçasıyım” mesajı verir. Dövme burada hem sosyal olarak okunabilir bir işaret hem de statü değişiminin sembolüdür.

Bazen de tamamen kişisel bir mesajdır.

  • Vejetaryen olduğunu göstermek için hayvan figürü,

  • Gücü simgeleyen bir aslan,

  • Özgürlüğü temsil eden bir kuş,

  • Korkuları ya da arzuları simgeleyen semboller…

Dövme yalnızca “Ben buyum” demek değil; bazen “Olmak istediğim kişi bu” demektir.

Deri Bir Arşive Dönüştüğünde

Zamanla birçok kişinin vücudu adeta seçilmiş hatıraların arşivine dönüşür.

Çocukların isimleri, kaybedilen bir yakının tarihi, önemli bir dönüm noktası, yaşanan bir mücadele… Bu dövmeler rastgele değildir. Seçilmiş, korunmak istenen ve unutulmasından korkulan anılardır.

Bu arşiv tarafsız değildir. İnsan, neyi hatırlamak istiyorsa onu kalıcılaştırır.

Aidiyet ve Dostluk: “Bu Bağ Kaybolmayacak”

Kimlik sadece bireysel değildir; aynı zamanda bağdır.

Bir seyahatten sonra üç arkadaşın aynı sembolü yaptırması, bir grubun ortak bir işaret seçmesi… Dövme burada bir anlaşma, bir söz gibidir.

Yetişkin hayatı insanları farklı yönlere savurabilir. Ama dövme şunu hatırlatır:

“Bunu birlikte yaşadık.”
“Bu bizi birleştirdi.”

Sosyal bağlar kırılganlaştıkça, insanlar bu bağlara görünürlük ve kalıcılık kazandırmanın yollarını arıyor. Dövme, bunun en somut araçlarından biri haline geldi.

Kaybolan Ritüellerin Yerini Dövme mi Alıyor?

Geleneksel toplumlarda yaşamın aşamaları törenlerle belirginleşirdi. Çocukluktan yetişkinliğe geçiş, evlilik, toplumsal statü değişimi…

Bugün bu ritüellerin çoğu ya zayıfladı ya da sembolik gücünü yitirdi.

Bu nedenle özellikle gençler kendilerine ait “öz-ritüeller” yaratıyor. 18 yaşında yaptırılan ilk dövme, bir tür yetişkinliğe geçiş ilanı haline gelebiliyor:

“Artık bedenim üzerinde söz sahibiyim.”

Dövme aynı zamanda ayrılıkların, yeniden başlangıçların ve hayatta kalmanın simgesi de olabiliyor.

  • Boşanma sonrası özgürlük işareti,

  • Ağır bir kazadan sonra yeni bir hayat felsefesinin sembolü,

  • Hastalık sonrası güç ve dayanıklılık hatırlatıcısı…

Dövme travmayı iyileştirmez ama onu anlamlandırmaya yardımcı olabilir.

Adrenalin ve “Canlı Hissetme” İhtiyacı

Dövme yaptıranların anlattığı ortak bir duygu var: yoğunluk.

Beklenti, heyecan, seans sırasında artan adrenalin ve sonrasında gelen tatmin… Bazıları bunu neredeyse bağımlılık gibi tarif ediyor. Bir kez yaptırdıktan sonra yenisini istemek.

Bu yalnızca gösterişle ilgili değil. Çoğu zaman insanlar kendilerini daha canlı, daha güçlü ve daha “gerçek” hissettiklerini söylüyor.

Hızlı tüketilen hazlarla dolu bir dünyada dövme farklıdır. Tüketilip bitmez; kalır. Ve vücut değişmiş olarak çıkar. Bu da kontrol duygusunu güçlendirebilir.

Estetikten Öte: Sanat, Zırh ve Kendini Giydirmek

Elbette birçok kişi dövmeyi estetik bir tercih olarak görüyor. Güzel bulduğu bir desen, bir çiçek, bir geometrik form…

Ancak estetik tercih bile çoğu zaman bir anlam taşır. Bazı insanlar bedenlerini bütünlüklü bir sanat projesi gibi kurgular. Parçalar birbiriyle uyumludur, renkler planlıdır, kıyafet seçimleri bile buna göre yapılır.

Bazıları ise dövmelerini sembolik bir zırh gibi deneyimler. Kendini daha güçlü, daha korunmuş hissettiğini söyler.

Gotik semboller, haçlar, kafatasları ya da koyu güller gibi belirgin imgeler ise ölüm, gizem ya da varoluşla kurulan özel bir ilişkiyi ifade edebilir.

Acı: Değerin Bedeli mi?

Acıdan kaçınmaya çalışan bir toplumda, dövme paradoksal bir deneyimdir. Çünkü gönüllü bir acı içerir.

Birçok kişi için bu acı, deneyimin anlamını artırır.

“Eğer acı vermeseydi bu kadar değerli olmazdı” diyenler az değil.

Gönüllü olarak katlanılan acı, dövmeyi yalnızca bir sonuç değil, bir süreç haline getirir. Dövmenin anlamı sadece görsel değildir; bedenseldir de. Sürecin kendisi, temsil edilen şeyle bütünleşir.

Anlam Arayışına Kusurlu Ama Anlaşılır Bir Yanıt

Dövme yaptırmamızın tek bir nedeni yok.

  • Kimlik,

  • Aidiyet,

  • Ritüel,

  • Estetik,

  • Heyecan,

  • Acı,

  • Kontrol duygusu…

Çoğu zaman hepsi bir aradadır.

Dövme, sağlam bir felsefenin ya da güçlü bir topluluğun yerini tutmaz. Ancak modern insan için küçük bir sabitleyici olabilir. Bir hatırlatıcı. Bir kişisel işaret.

Belki de dövmenin asıl mesajı şudur:

Bu geçici dünyada bazı şeylerin kalıcı olmasını istiyoruz.
Bir anının, bir değerin, bir bağın…

Ve bazen bunu derimizin üzerine yazarak yapıyoruz.

Joan Tahull Fort

Profesor e investigador en sociología, especializado en dinámicas sociales y educativas contemporáneas, Universitat de Lleida