Haber-Sen’den PTT Yönetimine Çağrı

Haber-Sen, PTT yönetimine seslenerek, "Yapılan sözleşmelerin bedelini siz ödemelisiniz, emekçiler bunu ödemeyecektir. Zaten kanuni de değildir. Devleti zarara uğratan sorumlu ve imzacılar hukuk önünde hesap vermelidir" açıklamasında bulundu.

HAber En GEnel Merkezindne yapılan açıklamada şu ifadelre yerverildi

Hekim Birliği, Sağlık Sistemi Alarm Veriyor: Tek Bir Hekimin Daha Hayatını Kaybetmesini İstemiyoruz Hekim Birliği, Sağlık Sistemi Alarm Veriyor: Tek Bir Hekimin Daha Hayatını Kaybetmesini İstemiyoruz

 PTT'nin BANKALAR İLE YAPTIĞI SÖZLEŞMELERDEN KAYNAKLI SLA CEZALARINI

POSTA EMEKÇİLERİ ÖDEMEYECEKTİR.

PTT'nin bankalar ile yaptığı sözleşmelerin yükümlülüklerini yerine getiremediğinden dolayı PTT'ye her gün cezalar kesilmektedir. Alt yapısı uygun olmadığında bu cezalar gelmeye devam edecektir.

Örnek olarak PTT'nin İş Bankası ile yaptığı sözleşmede SLA Cezalarında Dikkat Edilecek Hususlara İlişkin tebliğindeki yazısında PTT'nin 2019-2024 tarihinde PTT'ye banka kartlarında 1.222.502 adedi için toplamda 24.455.765,74 TL ceza kesilmiştir.

Burada dikkat edilmesi gereken konularda biri; bir bankadan doğru bu kadar ceza kesilmişse 2019-2024 yılları arasında PTT ile yapılan kötü sözleşmelerin bedeli acaba ne kadardır.

Bankalarla yapılan sözleşmeleri görme imkânımız olmadığı için dağıtımın ne şekilde yapılacağı, geç teslim edilmesi halinde cezai şartın ne olacağı konularında defalarca yazı yazmamıza rağmen bilgi sahibi olmamız mümkün olmamıştır.

Ancak dağıtım yapan personel, kartın teslimi sırasında vatandaşla sorun yaşadıkları, bankaların karta ilişkin sözleşmelerini imzalatma görevinin de dağıtıcılara verilmesinden kaynaklı kart tesliminin çok zaman aldığı yönünde yakınmalarda bulunmaktadır.

Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu 8. Maddede "Kart çıkaran kuruluşlar, talepte bulunmayan veya sözleşme imzalamayan kişiler adına hiçbir şekil ve surette kart veremezler.

Kart çıkaran kuruluşlar, kartın verilmesi anında kart hamilini yeteri derecede bilgilendirmek ve talep edilmesi halinde, gerçekleştirilmiş işlemlere ait kayıtları otuz günü geçmemek üzere işlemin mahiyetine uygun bir süre zarfında sağlamakla yükümlüdür.

Kart çıkaran kuruluşlar, banka kartı ve kredi kartlarının asıl kart hamiline teslim edilmesini sağlayacak önlemleri almak, reşit olmayan ek kart hamilleri adına düzenlenen banka ve kredi kartlarının asıl kart hamillerine teslimini sağlamakla yükümlüdür." düzenlemesi bulunmasına rağmen bankalara ait yükümlülüklerin birçoğunun PTT Kurumuna ve cezai sorumluluğun ise PTT Kurumu tarafından dağıtıcı personele yüklediği görülmektedir.

Dağıtım personelinin bankacılık sözleşmesini de imzalatmak zorunda olması, teslim sonrasında karta ilişkin bilgilendirmenin de (Örn; kartın eline geçtiği an mükellef olduğu bilgisi gibi) dağıtıcılar tarafından yapılması, sözleşmede imzanın eksik olması halinde tekrar dağıtıma çıkması dağıtımdaki sorunları artırmaktadır. Kaldı ki; banka personelinin görevinin dağıtıcı personele yaptırılması yasal olmadığı gibi, dağıtıcıların bu konuda yetkin olmadığı da açıktır. Birçok kart henüz dağıtıcı personele teslim edilmeden sevk aşamasında gecikmeye uğramakta, dağıtıcı personel gecikmeden dolayı bir kusuru olmadığı halde gecikme cezasını ödemek zorunda bırakılmaktadır. Bankalarla yapılan sözleşmelerdeki ağır cezai şartların ve personel eksikliği nedeniyle yaşanan sorunların bedelinin dağıtıcı personel tarafından ödenmesi adil bir uygulama değildir.

Personel eksikliği nedeniyle ağır ve zor şartlarda dağıtım yapan personel, hiçbir kusuru olmadığı halde, kendini savunma hakkı dahi verilmeden maaşından re'sen kesinti yapılarak cezalandırılmaktadır. Kimi illerde ise şefler ya da Başdağıtıcılar tarafından listeler oluşturularak SLA cezası adı altında elden para toplandığı bilgisi de gelmektedir.

Kamu görevlilerinin maaşlarından, bir mahkeme kararı olmadıkça re'sen kesinti ve mahsup yapılması mümkün bulunmamaktadır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 12. maddesi "Devlet memurları, görevlerini dikkat ve itina ile yerine getirmek ve kendilerine teslim edilen Devlet malını korumak ve her an hizmete hazır halde bulundurmak için gerekli tedbirleri almak zorundadırlar. Devlet memurunun kasıt, kusur, ihmal veya tedbirsizliği sonucu idare zarara uğratılmışsa, bu zararın ilgili memur tarafından rayiç bedeli üzerinden ödenmesi esastır. Zararların ödettirilmesinde bu konudaki genel hükümler uygulanır." hükmünü taşımaktadır.

PTT Genel Müdürlüğü Muhasebe ve Finansman Dairesi Başkanlığı'nın 17.05.2004 tarih ve 16168 sayılı yazısında "Danıştay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, memur maaşlarından, bir mahkeme kararı olmadıkça re'sen kesinti ve mahsup yapılması mümkün bulunmamaktadır. Buna göre, ilgilinin muvafakati olmadığı takdirde maaşından re'sen kesinti yapılmaması, idareye borcu olan memurlar hakkında genel hükümler tatbik edilerek Kuruluş alacağının tahsilinin sağlanması gerekmektedir." denilmektedir. İdare mahkemelerince, personelin rızası olmadan maaşından re'sen kesinti yapılamayacağı yönünde kararlar verilmektedir.

Buradan PTT yönetimine sesleniyoruz. Yapılan sözleşmelerin bedelini siz ödemelisiniz, emekçiler bunu ödemeyecektir. Zaten kanuni de değildir. Devleti zarara uğratan sorumlu ve imzacılar hukuk önünde hesap vermelidir. 14.06.2024

Editör: Haber Merkezi