Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) İstanbul Milletvekili ve İçişleri Komisyonu Üyesi Çiçek Otlu, Filistin’de işgalci İsrail’in yaptığı katliamlar üzerine yazılı açıklama yaptı.

İstanbul Milletvekili ve İçişleri Komisyonu Üyesi Çiçek Otlu, açıklamasında şu ifadelere yerverdi.

Filistin'den Rojava'ya Halkların Direnişi Kazanacak

Günlerdir Filistin’de işgalci İsrail’in yaptığı katliamları izliyoruz. Siyonist İsrail, Gazze başta gelmek üzere Filistin topraklarında soykırım yapıyor. Okullar, yaşam alanları, hastaneler bombardımana tutuluyor. Birkaç gün önce hastanenin vurulmasıyla aralarında çok sayıda çocuğun da olduğu yüzlerce insan katledildi.

Kayıtsız şartsız Filistin halkının haklı ulusal kurtuluş davasının ve siyonist sömürgeciliğe karşı meşru direnişinin yanında olduğumu belirtmek istiyorum. Tüm Filistin halkına başsağlığı diliyorum.

 Filistin’de yaşanan sorun Kürt sorunuyla birlikte Ortadoğu’nun yüz yıldır çözülemeyen en önemli sorunudur. Ancak bu iki önemli sorunun kaynağı ne Filistin halkı ne de Kürt halkıdır. Sorun egemen devletlerin, emperyalistlerin işgalci, sömürgeci politikalarıdır. Akan bunca kanın, yaşanan ölümlerin tek sorumlusu emperyalist egemen güçler ve onların bölgesel işbirlikçileridir. 

İsrail ve onun baş destekçileri olan başta ABD olmak üzere dünya emperyalist güçleri günlerdir Filistin halkının katledilmesine, Gazze’nin yerle bir edilmesine gerekçe olarak 7 Ekim’de Filistinli direniş örgütlerinin işgalci zulme karşı ortak olarak başlattığı Aksa Tufanı direniş hamlesini gösteriyorlar. Yıkıcı bombardımanla birlikte son yılların yalana dayalı en korkunç propagandasıyla soykırımcı saldırıları meşrulaştırıyorlar. Filistin halkı bombalarla, dünya halkları ise yalanlarla vuruluyor.

İsrailli sivillerin ölümlerini göstererek siyonist İsrail’in soykırım saldırılarına destek verenler, Filistin halkının zaten yüz yıldır öldürüldüğünü görmezden geliyorlar.

Bugün Filistin topraklarını ilhak sonucu oluşturulan ve sivil yerleşim alanları denilen yerler uluslararası hukuk denilen emperyalist hukuka dahi aykırı şekilde inşa edilmiş siyonist işgal kolonileridir. Yerleşimci siviller denilenler dünyanın her yerinden para ve toprak vaadiyle toplanarak getirilen, gerçekte geldikleri ülkelerin de vatandaşları olan, yoksul Filistinlileri evlerinden silah zoruyla çıkararak yerleşen İsrail devletinin silahlı paramiliter güçleri, işgalci ordunun ise yedek asker deposudur.

Hiç eğip bükmeye gerek yok. İsrail işgalci bir devlettir. 1948 yılında resmi olarak kurulmasından bu yana bütün topraklarını milyonlarca Filistinliyi vatanlarından silah zoruyla sürerek, katliamlar yaparak, evlerine, topraklarına el koyarak, milyonlarcasını sürgüne, zindanlara mahkum ederek elde etti. Bugün bu gerçeği kabul etmeden bir Filistin-İsrail sorunundan bahsetmek, sözde barış ve çözüm önerileri geliştirmek doğru olmadığı gibi adil de değildir.

Bizler, yani sosyalistler, devrimciler, yurtseverler olarak dün olduğu gibi bugün de Filistin halkının ve ulusal özgürlük mücadelesinin yanındayız. Ve biliyoruz ki, başta saray iktidarı olmak üzere, hiçbir egemen güç gerçekten Filistin halkının yanında değil. Bilakis, tüm egemenler ve işbirlikçileri bugün akan kanın ortaklarıdır.

Mazlum Filistin halkının ve ulusal kurtuluş davasının gerçekten yanında olanlar bu toprakların enternasyonal devrimcileri, sosyalistleri, yurtseverleridir. 1968-71 devrimci kuşağı döneminde Filistin topraklarına gidip işgalci İsrail’e karşı savaşarak ölümsüzleşen Mustafa Çelik, Bora Gözen, Kerim Öztürk, Cafer Topçu, Ahmet Özdemir, Yücel Özbek, Ali Kiraz, Şükrü Öktü ve Gürol İlbanlardır. O toprakların direnişinden geçerek gelen Deniz Gezmişler, Hüseyin İnanlardır. 1982 işgal saldırısında İsrail saldırılarına direnerek ölümsüzleşen Veli Çakmak, İsmet Özkan, Mustafa Marangoz ve 8 Kürt devrimcisidir. Bugünkü işgal ve direniş vesilesiyle Türk ve Kürt halklarının bu enternasyonal devrimci evlatlarını da saygıyla anıyorum.

Bugüne kadar Filistin işgalinin ve süregelen zulmün sahipleri başta İsrail olmak üzere, ABD, İngiltere, AB emperyalistleri, Birleşmiş Milletler gibi sahte gözyaşı döken emperyalist kurumlar, Ortadoğu’daki işbirlikçi Arap petro-dolar şeyhleri ile İsrail’le her türlü askeri, siyasi, ekonomik anlaşmaları yapan Türk hükümetleri ve mevcut saray iktidarıdır. Bunlar da söylenmesi gereken diğer gerçeklerdir.

Eğer gerçekten İsrail zulmüne karşı tutum almak ve Filistin davasına destekten söz edilecekse o halde İsrail ile tüm ikili askeri, siyasi ve ekonomik ilişkiler kesilmelidir. İsrail’le diplomatik ilişkiler kesilmeli, tüm elçilikleri kapatılmalıdır. Gazze başta gelmek üzere kuşatma altındaki tüm Filistinlilere her türlü yardım yapılmalıdır.

Bunlar yapılmadan söylenen sözlerin hiçbir kıymeti yoktur. Soykırıma ortak olmaktır. İsrail’e örtülü destek vermektir.

Elbette saray iktidarının bunları yapmayacağını biliyoruz. Neden? Çünkü emperyalizme göbekten bağlı bir iktidar var bu ülkede. Çünkü İsrail ile ilişkiler stratejiktir. Çünkü Filistin halkının ulusal özgürlüğü Türkiye’deki egemen sınıfın ve devletin çıkarlarına yaramamaktadır.

Berrin PALAZ,  Seyhan Belediyesi Meclis üyeliği için aday adaylığı başvurusunda bulundu Berrin PALAZ, Seyhan Belediyesi Meclis üyeliği için aday adaylığı başvurusunda bulundu

Elbette sadece bunlar da değil. Bugün yalnızca Filistin’de siviller katledilmiyor. Rojava ve Kuzey Doğu Suriye’de de siviller TSK’nın karadan ve havadan yaptığı saldırılarla katlediliyor. Kürt halkının yaşam alanları, sivil kurumlar, hastaneler Rojava’da da bombardıman altında. Bu saldırıların sorumluları elbette İsrail işgaline ve soykırımına söz edemezler. Çünkü aynı zulmü yüz yıldır Kürt halkına reva görüyorlar. Daha yakın zamanda Rojava’da halka hizmet veren hastane vurulduğunda ses çıkarıldı mı? Elektrik santralleri, barajlar, sivil araçlar vurulduğunda tek laf edildi mi? Bu iktidar edemez! Çünkü suçlu. Şimdi çıkıp İsrail’in insanlık suçundan bahsetmekte de zerre samimi değil. Çünkü bu iktidar da izlediği İsrail yanlısı politikalarla suç ortağıdır. Müslüman halklara mesaj vermek kabilinden boş ajitasyonlarla akan kan durmuyor.

 Bu sorunların çözümü halkların emperyalizme, faşizme, siyonizme karşı birleşik mücadelesinden geçiyor. İnanıyorum ki, başta kardeş Kürt ve Filistin halkları olmak üzere Ortadoğu halkları başlarındaki bu zalim iktidarları devirecek ve özgür, demokratik bir Ortadoğu’yu kuracaklardır.