İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Adana Şube Başkanı Hıdır Çak, Türkiye'de milyonlarca yapının gerçek deprem performansının hâlâ bilinmediğine dikkat çekerek, riskli yapıların belirlenmesi ve ulusal yapı stoku envanterinin oluşturulmasının anayasal bir sorumluluk olduğunu vurguladı. Çak, "Yeni bir felaket yaşanmadan harekete geçilmeli" çağrısı yaptı.
Türkiye'nin deprem gerçeğine rağmen yapı stokunun büyük bölümünün bilimsel verilerle ortaya konulmadığını belirten İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Adana Şube Başkanı Hıdır Çak, yazılı açıklamasında merkezi yönetim başta olmak üzere tüm kamu kurumlarını acil adım atmaya çağırdı.
Çak, deprem güvenliğinin yalnızca mühendislik meselesi olmadığını, aynı zamanda kamu yönetimi, kent planlaması ve yaşam hakkıyla doğrudan bağlantılı temel bir kamu sorumluluğu olduğunu belirterek, güvenli kentlerin ancak mevcut yapı stokunun bilimsel yöntemlerle tanınması ve risklerin doğru yönetilmesiyle mümkün olacağını ifade etti.
"Türkiye, yapı stokunu hâlâ tam olarak tanımıyor"
Açıklamada, dönemin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı tarafından Türkiye genelinde 6,8 milyon riskli konut bulunduğunun açıklanmasına rağmen, ülkenin mevcut yapı stokuna ilişkin bütüncül ve güvenilir resmi verilere hâlâ sahip olunmadığına dikkat çekildi.
Çak, birçok bina için proje arşivlerinin bulunup bulunmadığının, hangi deprem yönetmeliğine göre inşa edildiğinin, kullanılan malzemenin niteliğinin, taşıyıcı sistemine müdahale edilip edilmediğinin, güçlendirme görüp görmediğinin ya da olası bir deprem karşısındaki performansının bilinmediğini belirtti. Bu durumun, deprem riskinin sağlıklı biçimde yönetilmesini engellediğini ifade etti.
"Bilinmeyen riskler yönetilemez"
Risklerin yönetilebilmesi için önce yapı stokunun bilimsel yöntemlerle ortaya çıkarılması gerektiğini belirten Çak, yapı envanterinin yalnızca teknik bir veri toplama çalışması olmadığını, yaşam hakkını, kent hakkını ve kamu güvenliğini doğrudan ilgilendiren temel bir kamu hizmeti olduğunu söyledi.
Bir yapının güvenliğinin yalnızca içinde yaşayanları değil; komşu binaları, ulaşım ağlarını, altyapıyı, sağlık hizmetlerini ve afet sonrası müdahale kapasitesini de etkilediğini vurgulayan Çak, yapı güvenliğinin bireysel mülkiyet sınırları içinde değerlendirilemeyeceğini kaydetti.
"1999'dan ders çıkarılmadı, 6 Şubat'ta ağır bedel ödendi"
İMO Adana Şube Başkanı Hıdır Çak, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin ardından mevzuatta önemli değişiklikler yapılmasına rağmen, imar afları, ticarileşen yapı denetim sistemi ve liyakatten uzak uygulamalar nedeniyle bu düzenlemelerin etkisiz bırakıldığını belirtti.
Bilim ve mühendislik ilkelerinin göz ardı edilmesinin bedelinin, son olarak 6 Şubat depremlerinde on binlerce insanın yaşamını yitirmesi ve yüz binlerce binanın yıkılmasıyla ödendiğini ifade eden Çak, yaşananların doğal afetin değil yönetim anlayışının sonucu olduğunu dile getirdi.
"Yapı stoku envanteri anayasal bir yükümlülük"
Çak, Anayasa başta olmak üzere yürürlükteki mevzuatın devlete deprem riskini azaltma, riskli yapıları belirleme ve güvenli yaşam alanları oluşturma sorumluluğu yüklediğini hatırlattı.
Anayasa Mahkemesi'nin 3 Aralık 2024 tarihli kararında da devletin yaşam hakkını koruma yükümlülüğünün açık biçimde vurgulandığını belirten Çak, yapı stoku envanterinin çıkarılmasının anayasal ve kamusal bir zorunluluk olduğunu söyledi.
Belediye Kanunu, Büyükşehir Belediyesi Kanunu, 6306 sayılı Kanun, AFAD Kanunu ile Türkiye Afet Risk Azaltma Planı ve İl Afet Risk Azaltma Planları'nın birlikte değerlendirildiğinde, yapı stokunun bilimsel yöntemlerle ortaya çıkarılmasının tüm ilgili kurumların ortak sorumluluğu olduğunu ifade etti.
UDSEP hedefi gerçekleşmedi
Açıklamada, AFAD tarafından hazırlanan Ulusal Deprem Strateji ve Eylem Planı'na (UDSEP 2012-2023) göre yapı stoku envanterinin 2017 yılına kadar tamamlanması gerektiği anımsatıldı.
Ancak 2026 yılına gelinmesine rağmen eski yönetmeliklere göre yapılmış, mühendislik hizmeti almamış, denetimsiz değişikliklere uğramış ya da imar aflarıyla yasallaştırılmış milyonlarca yapının gerçek durumunun bilinmediği belirtilerek, ülke genelinde güvenilir bir yapı veritabanının hâlâ oluşturulamadığı ifade edildi.
"Yeni bir felaket mi bekleniyor?"
Çak, açıklamasında yetkililere şu soruyu yöneltti:
"Bu envanterin çıkarılması ve riskli yapıların belirlenmesi için yeni bir felaketin kapımızı çalmasını, binlerce insanımızın daha enkaz altında kalmasını mı bekliyorsunuz?"
27 yıldır sorumluluğun kurumlar arasında devredildiğini belirten Çak, yaşanacak olası bir depremde yıkılan binaların ve kaybedilecek canların sorumluluğunun doğaya ya da kadere yüklenemeyeceğini, bilimin uyarılarını görmezden gelmenin artık bir ihmal değil bilinçli bir tercih olduğunu söyledi.
İMO'nun talepleri
İMO Adana Şube Başkanı Hıdır Çak, Türkiye'nin depreme dirençli hale gelebilmesi için şu adımların gecikmeden atılmasını istedi:
- Türkiye genelinde yapı stoku envanteri acilen çıkarılmalı ve riskli yapılar belirlenmeli.
- Yapıların tüm yaşam döngüsünü izleyen Ulusal Yapı Stoğu Bilgi Sistemi kurulmalı.
- Bakanlıklar, AFAD, Tapu ve Kadastro, belediyeler ile ilgili kurumların verileri ortak sistemde entegre edilmeli.
- Yapı envanteri çalışmaları sürekli güncellenen kamusal bir hizmet haline getirilmeli.
- Güçlendirme ve kentsel dönüşüm öncelikleri bilimsel verilere göre belirlenmeli.
- Riskli yapıların dönüşüm ve güçlendirme süreçleri için finansal ve hukuki destek mekanizmaları oluşturulmalı.
- Yapı kayıt belgelerine ilişkin ayrıntılı veri altyapısı kurulmalı.
- Üniversiteler, meslek odaları ve uzman kuruluşlar sürece kurumsal olarak dahil edilmeli.
- Elde edilen veriler kamuoyuyla paylaşılmalı ve bilimsel çalışmalara açılmalı.
- Periyodik yapı kontrol sistemi hayata geçirilerek tüm değişiklikler kayıt altına alınmalı.
"Teknik katkıya hazırız"
Açıklamasının sonunda İMO Adana Şube Başkanı Hıdır Çak, İnşaat Mühendisleri Odası'nın insan yaşamını, kamu yararını ve bilimi esas alan bir anlayışın hayata geçirilmesi için her türlü teknik ve mesleki katkıyı sunmaya hazır olduğunu belirterek, yetkili kurumları daha fazla gecikmeden sorumluluk almaya davet etti.