İstanbul Barosu Başkanı Av. Prof. Dr. İbrahim Özden Kaboğlu, CHP kurultayına ilişkin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin verdiği tedbir kararının “hukuken yok hükmünde” olduğunu savundu. Kaboğlu, karar sonrası yaşanan gözaltılar, CHP Genel Merkezi’ne yönelik kolluk müdahalesi ve soruşturmaların demokrasi, hukuk devleti ve seçim hukuku açısından ciddi ihlaller içerdiğini belirtti.
İbrahim Özden Kaboğlu, CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihli kurultayına ilişkin yaşanan süreç hakkında dikkat çeken bir değerlendirme yayımladı. Açıklamada, Kemal Kılıçdaroğlu ile Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin tedbiren göreve iadesine ilişkin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin 21 Mayıs 2026 tarihli kararının anayasa ve hukuka aykırı olduğu ifade edildi.
Kaboğlu, asliye hukuk mahkemelerinin seçim yargısının yetki alanına giren konularda karar veremeyeceğini belirterek, BAM kararının “hukuken yok hükmünde” olduğunu savundu. Ayrıca seçim hukukunda sürelerin günlerle sınırlı tutulduğunu vurgulayan Kaboğlu, kararın yaklaşık üç yıl sonra verilmesinin de ciddi bir çelişki yarattığını kaydetti.
Açıklamada, başvuruları reddeden Yüksek Seçim Kurulu’nun gerekçesiz karar vererek anayasal yükümlülüklerini ihlal ettiği ileri sürüldü. Kaboğlu, YSK’nin kararlarıyla fiilen CHP Genel Başkanlığı mazbatasının Özgür Özel’de kalmasını geçici kararın doğası gereği onaylamış olduğunu savundu.
Kararın ardından ev baskınları, gözaltılar ve tutuklamaların yaşandığını belirten Kaboğlu, 24 Mayıs Pazar sabahı CHP Genel Merkezi’ne yönelik kolluk müdahalesinin sonuçsuz kaldığını, ardından Kemal Kılıçdaroğlu’nun kolluk ve zor kullanımı yoluyla genel merkezi tahliye ettirdiğini öne sürdü.
Kaboğlu, kolluğun binaya giriş sırasında aşırı biber gazı kullandığını ve binaya zarar verdiğini ifade ederek, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile partililerin yaşam riski altında genel merkezden çıkarıldığını ve daha sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne kadar barışçıl yürüyüş gerçekleştirdiğini aktardı.
Açıklamada, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kolluğun şiddet kullanımına yönelik değil, TBMM’ye yürüyen partililere yönelik soruşturma başlatmasının da eleştirildiği görüldü.
Kaboğlu, yaşanan süreçte Özgür Özel’in serinkanlı tavır sergileyerek “ciddi bir demokrasi sınavı verdiğini” ifade etti.
Değerlendirmesinde çok sayıda soru yönelten Kaboğlu, geçici tedbir kararının neden kesinleşme beklenmeden uygulandığını, kolluk operasyonlarının hukuk mahkemesi kararını fiilen cezai karara dönüştürüp dönüştürmediğini ve CHP Genel Merkezi’ne yönelik müdahalede görev alan kolluk kuvvetlerinin cezasızlık zırhından yararlanıp yararlanmayacağını sordu.
Kaboğlu ayrıca, geçici tedbir kararının uygulanış biçiminin “Kişi+Parti+Devlet füzyonu” olarak tanımladığı bir siyasal yapıya hizmet edip etmediğinin tartışılması gerektiğini belirtti.
Açıklamanın sonunda, “yargı ve kolluk darbesi” yoluyla tasfiye edilmek istendiğini öne sürdüğü CHP yönetiminin, “hukuk yoluyla demokrasi” mücadelesini daha sistemli ve sürekli bir toplumsal seferberliğe dönüştürmesi gerektiğini savundu.