İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunan Çiğdem Mater, Mine Özerden ve avukat Sezin Uçar’ı ziyaret etti. Ziyaret sonrasında cezaevi önünde açıklamalarda bulunan Kaboğlu, keyfi tutuklama uygulamalarının cezaevlerindeki aşırı yoğunluğun temel nedenlerinden biri olduğunu belirterek, hukukun üstünlüğüne dayalı bir yargı düzeni çağrısında bulundu.

“Avukatlar, savundukları kişilerle özdeşleştirilemez”

Kaboğlu, İstanbul Barosu üyesi Avukat Sezin Uçar’ın tutukluluğunun doğrudan mesleki faaliyetleriyle bağlantılı olduğunu savunarak, avukatların müvekkilleriyle özdeşleştirilmesinin hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığını söyledi.

Etkin pişmanlık beyanlarının tutuklama gerekçesi yapılmasının hukuk güvenliğini zedelediğini ifade eden Kaboğlu, Sezin Uçar dosyasının keyfi tutuklamaların çarpıcı örneklerinden biri olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

“800 kişilik cezaevinde yaklaşık 1600 mahpus bulunuyor”

Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun yaklaşık 800 kişilik kapasiteye sahip olduğunu, ancak mevcut mahpus sayısının bunun iki katına yaklaştığını dile getiren Kaboğlu, bu durumun hem tutuklu ve hükümlülerin yaşam koşullarını hem de kamu hizmetlerinin yürütülmesini olumsuz etkilediğini vurguladı.

Aşırı doluluğun, cezaevi personeli üzerinde de ciddi bir yük oluşturduğunu ifade eden Kaboğlu, kurum yöneticileri ile infaz koruma memurlarının mevcut koşullarda büyük bir özveriyle görev yaptığını söyledi.

“İnfaz koruma personeli artırılmalı”

Cezaevlerindeki sorunların yalnızca mahpusları değil, çalışanları da etkilediğini belirten Kaboğlu, merkezi yönetime infaz koruma memuru sayısının artırılması çağrısında bulundu.

İnsan onuruna uygun infaz koşullarının sağlanmasının devletin temel yükümlülüklerinden biri olduğunu kaydeden Kaboğlu, mevcut personelin yoğun iş yükü altında hizmet vermeye çalıştığını ve bu durumun sürdürülebilir olmadığını ifade etti.

“Adil yargılanma hakkı, aşırı doluluğun çözümünün anahtarıdır”

İstanbul Barosu’nun insan hakları ve hukukun üstünlüğü ilkeleri doğrultusunda hareket ettiğini belirten Kaboğlu, cezaevlerindeki aşırı yoğunluğun azaltılmasının en temel yolunun adil yargılanma hakkının eksiksiz uygulanmasından geçtiğini söyledi.

“Mahpuslar yalnızca özgürlüklerinden yoksun bırakılır; diğer tüm temel hakları devlet güvencesi altındadır” diyen Kaboğlu, sağlık hizmetlerinden iletişim hakkına kadar tüm hakların korunmasının zorunlu olduğunu vurguladı.

İstanbul Barosu’ndan ortak sorumluluk çağrısı

Kaboğlu, İstanbul Barosu’nun cezaevlerindeki koşulların iyileştirilmesi ve insan haklarının korunmasına yönelik çalışmalarını sürdüreceğini belirterek, kamu kurumlarını ve ilgili tüm aktörleri ortak sorumluluk almaya davet etti.

Bakan Gürlek: 16 Dosyada 19 Faili Meçhul Cinayet Aydınlatıldı
Bakan Gürlek: 16 Dosyada 19 Faili Meçhul Cinayet Aydınlatıldı
İçeriği Görüntüle

“Hukukun üstünlüğünün sağlandığı, cezaevlerinin kapasitesinin üzerinde mahpus barındırmadığı günleri bekliyoruz” diyen Kaboğlu, keyfi tutuklamaların sona erdiği, adalet ve insan haklarının güvence altına alındığı bir hukuk düzeninin toplumsal barış açısından hayati önem taşıdığını ifade etti.

Muhabir: Güven BOĞA