Çevre

Tek Kullanımlık Plastik Yönetmeliği Taslağı: Önemli Bir Adım, Ancak Güçlendirilmesi Gerekiyor

Abone Ol

Ankara – Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından kamuoyunun görüşüne sunulan "Tek Kullanımlık Plastiklere İlişkin Yönetmelik Taslağı", plastik kirliliğiyle mücadelede kritik bir eşik olarak değerlendiriliyor. Doğa ve çevre koruma alanında faaliyet gösteren sivil toplum örgütlerinin bir araya gelerek oluşturduğu Plastiksiz Türkiye Platformu, taslağı olumlu bir başlangıç olarak nitelendirse de, etkinliğini artırmak için bazı temel güçlendirmelerin şart olduğunu vurguluyor.

Küresel Bir Kriz: Plastik Kirliliği

Plastik kirliliği, günümüzde yalnızca bir atık yönetimi sorunu olmaktan çıkmış, ekolojik, ekonomik ve sağlık boyutlarıyla küresel bir krize dönüşmüştür. Denizel ve karasal ekosistemlerin tahribatına yol açan, insan ve çevre sağlığını tehdit eden bu kirlilik, yerel yönetimlere ağır temizlik maliyetleri yüklemekte ve iklim krizini derinleştirmektedir. Özellikle birkaç dakikalık kullanım ömrüne sahip tek kullanımlık plastikler, doğada yüzlerce yıl kalarak bu krizin en görünür unsurlarını oluşturmaktadır. Dünya genelinde üretilen plastiğin yaklaşık %40'ı tek kullanımlık ürünlerden oluşmakta ve deniz çöplerinin büyük bir kısmını teşkil etmektedir. Araştırmalar, tarım toprakları, tatlı su kaynakları ve sulak alanlardaki plastik birikiminin denizlerden daha fazla olduğunu göstermektedir. Mikroplastikler, besin zincirine dahil olarak canlıların yaşam hakkını ihlal etmekte, insan organlarında dahi bulunarak Alzheimer, Parkinson, davranış bozuklukları, kısırlık ve çeşitli kanser türleriyle ilişkilendirilmektedir .

Taslağın Olumlu Yönleri ve Eksiklikleri

Türkiye'de Sıfır Atık politikası, plastik poşet ücretlendirmesi ve depozito iade sistemi gibi adımlarla plastik kirliliğiyle mücadelede ilerlemeler kaydedilmiştir. Yeni yönetmelik taslağı da, bazı problemli ürünlerin yasaklanmasını ve belirli ürünlerde tüketimin azaltılmasını öngörmesi bakımından önemli bir başlangıçtır. Ancak Plastiksiz Türkiye Platformu, taslağın nihai halinin toplumsal ve çevresel etkisini güçlendirmek için şu kritik eksikliklerin giderilmesi gerektiğini belirtmektedir:

1. Ölçülebilir Tüketim Azaltım Hedefleri Eksikliği

Platforma göre, taslakta ölçülebilir tüketim azaltım hedefleri bulunmamaktadır. Özellikle paket servis ve restoran sektörünü kapsayan HORECA (Otel, Restoran ve Kafeterya) alanında yeniden kullanım sistemlerine geçiş için kademeli ve ölçülebilir hedefler taslakta yer almamaktadır. Yönetmeliğin 'Tüketimin Azaltılması' başlıklı 6. maddesindeki "azaltılması esastır" şeklindeki genel ifade, somut bir karşılık bulmaktan uzaktır. Bu nedenle, özellikle içecek bardakları ve gıda kapları için bağlayıcı, ölçülebilir ve yıllık bazda kademeli olarak artan sayısal azaltım hedeflerinin metne açıkça dahil edilmesi gerekmektedir. Ayrıca, denetim karmaşasını önlemek adına "tek kişilik porsiyon" ve "tüketim şekli" gibi ayırt edici teknik kriterlerin tanımlarda netleştirilmesi önerilmektedir .

2. Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu (GÜS) Mekanizmasının Güçlendirilmesi

Plastiksiz Türkiye Platformu, "Plastiği Üreten=Atığı Üreten’dir" ilkesinden hareketle, Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu (GÜS) mekanizmasının daha güçlü biçimde düzenlenmesi gerektiğini savunmaktadır. Tek kullanımlık plastiklerin neden olduğu atık toplama, temizleme ve yönetim maliyetlerinin yalnızca belediyeler ve toplum tarafından karşılanması yerine, üreticilerin de bu maliyetlere katkı sağlaması elzemdir. Taslakta üretici yükümlülükleri büyük oranda 'işaretleme' ve 'bilgilendirme' gibi idari adımlarla sınırlı kalmıştır. Platform, üreticilerin plastik atıkların doğadan temizlenmesi, toplanması ve yönetilmesi süreçlerindeki sokak/belediye temizlik giderlerini doğrudan üstlendiği mali bir mekanizmanın yönetmeliğin ana eksenine yerleştirilmesini talep etmektedir. Bu durum, üreticiyi ekolojik tasarıma teşvik edecektir .

3. Dar Kapsamlı Yönetmelik ve Atık Sızıntıları

Yönetmeliğin etkisini sınırlayabilecek bir diğer önemli eksiklik ise bazı yaygın ambalaj türlerinin düzenleme kapsamı dışında kalmasıdır. Özellikle üzerine plastik pipet bağlı tetra pak ambalajlar, genişletilmiş polistiren (EPS) köpük tabldot tabakları, gıda kapları ve streç filmler gibi ürünler plastik kirliliğinde önemli paya sahiptir. Ayrıca, miktarı 500 ml'den az olan tek kullanımlık içecek ambalajları ve hacimsel olarak 7 oz'dan küçük karton görünümlü bardaklar da yaygın olarak tüketilmektedir. Platform, tüm bu malzemelerin de yönetmelik kapsamında yasaklamaya dahil edilmesi gerektiğini belirtmektedir. İçecek şişeleri için getirilen '3 litreye kadar' kriterinin, cips/bisküvi paketleri, sargılar ve diğer gıda kapları gibi tüm kirletici ürün grupları için ortak bir üst eşik olarak tanımlanması gerektiği de vurgulanmaktadır .

4. Veri Toplama ve Raporlama Sistemi

Yönetmeliğin etkin uygulanabilmesi için şeffaf veri toplama ve raporlama sisteminin kurulması büyük önem taşımaktadır. Plastik üretimi, tüketimi ve atık miktarına ilişkin düzenli veri olmadan politika araçlarının etkinliğinin ölçülemeyeceği ifade edilmektedir .

5. Üretim Kısıtlamasının Gerekliliği

En önemli eksikliklerden biri ise yönetmeliğin tüketimin azaltılması ve iç piyasaya arz ile sınırlandırılmış olmasıdır. Platform, buradaki ibarenin "iç piyasaya sürülmek üzere üretimin ve tüketimin kısıtlanması" şeklinde genişletilmesi gerektiğini belirtmektedir. Kirliliğe sadece bir 'atık yönetimi' penceresinden bakmak yerine, sorunu kaynağında kesmek için 'belirlenen ürünlerin üretiminin de kısıtlanması' ifadesinin metne açıkça eklenmesi gerekmektedir. Sadece iç piyasa yasağı ile yetinilmesi, üretimin devam etmesine ve çevresel yükün sürmesine neden olacaktır. Bu değişikliğin yönetmeliğin önleyici niteliğini güçlendireceği ifade edilmektedir .

Sonuç ve Çağrı

Plastiksiz Türkiye Platformu, yönetmelik taslağının bu öneriler doğrultusunda güçlendirilmesi halinde Türkiye'nin plastik kirliliğiyle mücadelede önemli bir ilerleme kaydedebileceğine inanmaktadır. Üretimin kısıtlanmasının açık bir şekilde ifade edilmesi, yeniden kullanım sistemlerinin yaygınlaştırılması, üretici sorumluluğunun güçlendirilmesi ve ölçülebilir azaltım hedeflerinin belirlenmesi, plastik kirliliğini kaynağında azaltacak ve döngüsel bir modele geçişi hızlandıracaktır. Doğayı, denizleri ve yaşam alanlarını korumak için tek kullanımlık plastiklere bağımlılığı üretim kısıtlaması da dahil tüm olası araçların kullanımı ile azaltan güçlü ve uygulanabilir politikaların hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır.