EĞİTİM-İŞ: SARAY KAPILARINDA DEĞİL CUMHURİYETİN YANINDAYIZ
Eğitim-İş Genel Merkezi tarafından yapılan açıklama şu şekilde;
Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’ın ağzından dökülenler, Cumhuriyet’le kavgalı siyasi bir aparatın kendi kendini ele verişidir. “100 yıllık narkoz” iddiası, sadece bir söz değil; Cumhuriyet’e, eğitim emekçisine ve aydınlanma değerlerine karşı açık bir saldırıdır. Bu ifade, gerçeklere gözlerini kapamış, ideolojik saplantılara hapsolmuş bir zihniyetin itirafıdır.
Atatürk ve Cumhuriyet devrimlerine yönelen bu hınç, Ali Yalçın ve temsil ettiği zihniyetin bitmeyen hesaplaşma arzusunu ortaya koyuyor
Onlar, cehaletin karanlığından kurtulup fikri hür nesiller yetiştirmeyi “narkoz” sanıyor; biz buna uyanış diyoruz. Onlar, kul olmayı fıtrat, biat etmeyi meziyet sayan bir düzeni özlüyor. Biz ise aklın ve bilimin rehberliğinde ayağa kalkmış bir milletin iradesini savunuyoruz.
“Narkoz” diye karalanan şey; bu toprakların makûs talihini yenen, tebaayı yurttaş yapan devrimci ruhtur. Sizin rüyanız, bu ülkenin kâbusudur; bizim uyanışımız ise Cumhuriyet’in en güçlü teminatıdır.
Bu söz, bir zihniyetin maskesinin düştüğü andır. Cumhuriyet karşıtlığının açık ilanı, ideolojik husumetin inkâr edilemez belgesidir. Hedef aldıkları uyanışı doğru tanımlamak gerekir: O uyanış, kulluktan yurttaşlığa geçilen, biatin yerini aklın aldığı tarihsel bir kırılma anıdır. “Diriliş” diye sunulan hayal ise, sorgulamayan, itiraz etmeyen, verilenle yetinen bir toplum özleminin güncellenmiş hâlidir. Emek yerine itaati, hak yerine sadakati esas alan bir düzen anlayışıdır.
Emekçi hakları gasp edilirken susanlardan, makam ve paye peşinde koşanlardan, saray kapılarında el pençe duranlardan, üyesi yoksulken yöneticileri zenginleşenlerden, sefalet zamlarına alkış tutanlardan sendikacı olmaz; olsa olsa figüran olur.
Bugün eğitim çökmüş durumda:
• Öğretmenler yoksulluk sınırının altında maaşlara mahkum,
• Okulların fiziki koşulları yetersiz,
• Sınıflar kalabalık,
• Eğitim sistemi yamalı bohça hâline gelmiş durumda.
Ama yandaş sendikanın derdi ne?
• Öğretmenin hakkı mı? Hayır.
• Eğitimde nitelik mi? Hayır.
• Geçim derdi mi? Hayır.
Onların gündemi; iktidara hoş görünmek, hamasi nutuklar atmak ve kendi konfor alanını korumaktır. Eğitim-İş olarak biz ise emek ve eğitim mücadelesi ile Cumhuriyet ve aydınlanma mücadelesini birbirinden ayırmıyoruz.
Biz talimatı saraydan değil, Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk’ten alıyoruz. O nedenle, asla susmayacağız, asla boyun eğmeyeceğiz, Mustafa Kemal Atatürk’ün “en büyük eserim” dediği Cumhuriyet’ten asla vazgeçmeyeceğiz.
Ali Yalçın ve Memur-Sen’in “100 yıllık narkoz” ifadeleri, Cumhuriyet ve Atatürk değerlerine yönelik açık bir saldırıdır. Bu sözler, sendikal mücadele değil, Cumhuriyet düşmanlığının göstergesidir. Onların görevi emekçilerin hakkını savunmak değil, kendilerini var eden iktidara hizmet etmektir.
Gelen tepkiler üzerine üye kaybedeceğini anlayan Memur-Sen narkozdan uyanmış olacak ki en iyi bildikleri takiye refleksiyle ve çark etmeye başlamışlar. Memur-Sen’in “Türkiye Cumhuriyetinin teminatı” olduğunu iddia ederek kıt bilgileriyle tarih dersi vermeye kalkışmışlar. Söz konusu açıklamayı okuyunca insan ister istemez soruyor: Bu bir sendika açıklaması mı, yoksa “mağduriyet edebiyatı ve tarih selektifliği” temalı uzun metraj propaganda metni mi? Çünkü içinde her şey var: bol hamaset, bol suçlama, bol “biz ve onlar” ayrımı… Ama ne yazık ki tutarlılık yok.
Açıklamanın geneline hâkim olan kibirli ton ise ayrı bir mesele. Kendisi gibi düşünmeyen herkesi; istismarcı, provokatör, art niyetli, aklı tutulmuş, zavallı ilan eden bir üslup söz konusu. Tarih dersi vermeye kalkmaları ise ironinin zirvesi. Darbelerden bahsedip, güç kimdeyse ona yanaşan sendikacılık geleneğini onlar başlatmıştır. Kendilerini “Cumhuriyetin gerçek teminatı” ilan etmeleri, aslında Cumhuriyet fikrine değil, kendi konfor alanlarına bekçilik yaptıklarını göstermektedir. Dün başka, bugün başka konuşan; rüzgarın yönüne göre kavramları eğip bükenler hamasetle gerçek niyetlerini gizlemeye çalışmaktadır.
Eğitim-İş olarak Cumhuriyetten, emekten ve aydınlanmadan yana olan tüm kamu emekçilerine sesleniyoruz:
Emeği satan, saray kapılarında el pençe duran ve Cumhuriyet değerlerine savaş açanlarla aynı safta durmayın. Memur-Sen’den istifa edin ve gerçek sendikacılığın yanına geçin!
Gücünü siyasetten değil, emeğin onurundan alan Eğitim-İş, Cumhuriyet ilkelerinin, demokrasinin, çocuklarımızın eşit ve nitelikli eğitim hakkının savunucusu olmaya devam edecektir.