2025 Hapishaneleri Hak İhlalleri Raporu açıklandı: İşkence, tecrit, sağlık hakkı ihlalleri ve keyfi uygulamalar sistematik hale geldi
İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkezi Hapishaneler Komisyonu tarafından hazırlanan "2025 Yılı Türkiye Hapishaneleri Hak İhlalleri İzleme Raporu", İHD Batman Şubesi'nde düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuna açıklandı. İHD Eş Genel Başkanı Cihan Aydın'ın da katıldığı toplantıda açıklanan rapor, Türkiye hapishanelerinde insan hakları ihlallerinin 2025 yılı boyunca sistematik biçimde sürdüğünü ortaya koydu.
Raporda, İHD Genel Merkezi, şubeleri ve temsilciliklerine yapılan başvurular, avukat ve uzman heyet ziyaretleri ile yerinde incelemeler sonucunda elde edilen veriler doğrultusunda 2025 yılı boyunca en az 24 bin 207 hak ihlalinin tespit edildiği belirtildi.
889 başvuru, 24 binin üzerinde hak ihlali
Basın açıklamasında, İHD'nin yıl boyunca hapishanelerden ve mahpus yakınlarından toplam 889 başvuru aldığı ifade edildi. Bu başvurular sonucunda en az 24 bin 207 hak ihlalinin kayıt altına alındığı belirtilerek, mevcut verilerin yalnızca derneğe ulaşabilen başvuruları içerdiği, gerçek tablonun ise çok daha ağır olduğu vurgulandı.
Rapora göre hapishaneler, yalnızca özgürlüğün kısıtlandığı infaz kurumları olmaktan çıkıp "ek cezalandırma ve hak mahrumiyeti mekanizmalarına" dönüştü.
İşkence ve kötü muamele iddiaları sürüyor
Raporda, 2 bin 945 işkence ve kötü muamele ihlali tespit edildiği açıklandı.
Hak ihlalleri arasında;
- Çıplak arama,
- Ayakta tekmil,
- Telefon görüşmelerinde tekmil dayatması,
- Askeri nizamda yürütme,
- Darp,
- Hakaret,
- Tehdit,
- Ajanlık dayatması,
- Koğuş baskınları,
- Havalandırma hakkının engellenmesi,
- Mahrem yaşam alanlarına kamera yerleştirilmesi
gibi uygulamaların sistematik şekilde sürdüğü belirtildi.
Raporda ayrıca ağır hasta yakınlarını ziyaret ve cenazelere katılım izinlerinin de sıklıkla engellendiği ifade edildi.
Sağlık hakkı en fazla ihlal edilen alan oldu
Rapora göre 2025 yılında sağlık hakkı kapsamında 9 bin 592 hak ihlali kaydedildi.
İHD'nin tespitlerine göre;
- Hastane sevkleri geciktirildi veya yapılmadı,
- Kelepçeli muayene uygulamaları devam etti,
- Temiz su ve yeterli beslenmeye erişim engellendi,
- Aşırı kalabalık ve sağlıksız yaşam koşulları sürdü.
İHD'nin Nisan 2025 verilerine göre Türkiye hapishanelerinde en az 1.412 hasta mahpus, bunların 335'i ise ağır hasta durumda bulunuyor.
Raporda, ağır hasta mahpusların önemli bölümünün tek başına yaşamını sürdüremeyecek durumda olduğu belirtilirken, Adli Tıp Kurumu'nun raporlarının ve infaz erteleme uygulamalarının yaşam hakkını tehdit etmeye devam ettiği ifade edildi.
Resmi veriler ile İHD verileri arasında büyük fark
İHD, Adalet Bakanlığı'nın hapishanelerde yaşamını yitiren mahpuslara ilişkin düzenli ve şeffaf veri paylaşmadığını da raporda gündeme taşıdı.
TBMM tutanaklarına yansıyan resmi verilere göre 2025 yılı içerisinde bin 1 mahpus yaşamını yitirdi.
İHD ise yalnızca 62 mahpusun ölümüne ilişkin bilgiye ulaşabildiğini belirtti.
Dernek, bu büyük farkın veri paylaşımındaki şeffaflık eksikliğini ortaya koyduğunu ifade etti.
Raporda ayrıca 2026 yılının ilk aylarında 26 mahpusun intihar ettiğinin resmi makamlarca açıklandığı da hatırlatıldı.
İdare ve Gözlem Kurulları eleştirildi
Raporda ceza infaz sisteminde en çok eleştirilen başlıklardan biri de İdare ve Gözlem Kurulları oldu.
İHD, bu kurulların subjektif değerlendirmelerle hareket ettiğini belirterek, koşullu salıverilme hakkını kazanmasına rağmen en az 342 mahpusun tahliyesinin ertelendiğini açıkladı.
Kurulların uygulamalarının hukuki güvenlik ilkesini zedelediği ve infaz sisteminde belirsizlik yarattığı ifade edildi.
Tecrit ve iletişim hakkı ihlalleri yaygınlaştı
Rapora göre sosyal faaliyet hakkı kapsamında 3 bin 44, haberleşme hakkı kapsamında ise 645 hak ihlali tespit edildi.
Mahpusların;
- Mektuplarına el konulduğu,
- Dilekçelerinin sansürlendiği,
- Kürtçe mektup ve yayınların aylarca bekletildiği,
- Görüntülü görüşme hakkının fiilen kullandırılmadığı,
- Haftalık 60 dakikalık görüntülü görüşme yerine 10 dakikalık sesli görüşmeye zorlandıkları
belirtildi.
Ayrıca siyasi mahpuslara yönelik uygulamaların ayrımcı nitelik taşıdığı ifade edildi.
Yayın yasakları ve disiplin cezaları arttı
Raporda 1.276 yayın hakkı ihlali kaydedildi.
Muhalif gazetelerin mahpuslara verilmediği, televizyon kanallarına erişimin sınırlandırıldığı, kitaplara kota getirildiği ve Kürtçe yayınların çeşitli gerekçelerle engellendiği aktarıldı.
Bunun yanında 451 disiplin soruşturması ve disiplin cezası kaynaklı hak ihlali tespit edildiği belirtilirken, hak arayan mahpusların disiplin cezalarıyla karşı karşıya bırakıldığı ifade edildi.
"Kuyu tipi" hapishaneler yeniden gündemde
Raporun dikkat çeken başlıklarından biri de kamuoyunda "kuyu tipi hapishaneler" olarak bilinen yüksek güvenlikli cezaevleri oldu.
İHD, Yüksek Güvenlikli, S Tipi, Y Tipi ve R Tipi hapishanelerde uygulanan ağır tecrit rejiminin mahpusların fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü ciddi biçimde zedelediğini belirtti.
Raporda, mahpusların günün 22-23 saatini hücrelerde geçirmek zorunda bırakıldığı, ortak yaşam alanlarının fiilen ortadan kaldırıldığı ve bu koşullar nedeniyle çok sayıda mahpusun açlık grevine başladığı ifade edildi.
2025 yılında 72 mahpusun açlık grevi veya ölüm orucu eylemine katıldığı bilgisi paylaşıldı.
İHD'den çağrı: "Hak ihlallerine son verilmeli"
İHD Merkezi Hapishaneler Komisyonu, raporun sonunda yetkililere kapsamlı çağrıda bulundu.
Dernek;
- İşkence ve kötü muamelenin son bulmasını,
- Çıplak arama ve insan onurunu zedeleyen uygulamaların kaldırılmasını,
- Hasta mahpusların tedaviye erişiminin sağlanmasını,
- Ağır tecrit uygulamalarının sona erdirilmesini,
- Yüksek Güvenlikli, S Tipi ve R Tipi hapishanelerin kapatılmasını,
- İdare ve Gözlem Kurullarının kaldırılmasını,
- Sürgün niteliğindeki sevklerin durdurulmasını,
- Haberleşme ve ifade özgürlüğü üzerindeki kısıtlamaların kaldırılmasını,
- Hapishanelerde yaşanan ölümlerin bağımsız biçimde soruşturulmasını,
- Cezaevlerinin bağımsız ulusal ve uluslararası denetime açılmasını
talep etti.
İHD, raporda yer alan verilerin yalnızca ulaşılabilen başvuruları kapsadığını belirterek, bağımsız denetimin önündeki engeller ve resmi veri paylaşımındaki eksiklikler nedeniyle Türkiye hapishanelerindeki gerçek hak ihlali tablosunun açıklanan rakamların çok üzerinde olduğunu vurguladı.