İHD'nin 39. Yılı Adana’da Etkinliklerle Kutlandı
Adana’da düzenlenen etkinlikte kokteyl ve mahpus resimlerinden oluşan sergi dikkat çekti
İnsan Hakları Derneği'nin (İHD) 39. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Adana Tabip Odası Kültür Salonu’nda düzenlenen etkinlik, hem duygusal hem de politik mesajların öne çıktığı anlamlı bir buluşmaya dönüştü. Etkinliğe çok sayıda demokratik kitle örgütü, meslek odası ve hak savunucusu temsilci katıldı. Kokteyl eşliğinde karşılanan konuklar, cezaevlerinde uzun yıllar tutulan mahpusların ürettiği resimlerin yer aldığı sergiyi ilgiyle gezdi.
Yasemin Dora Şeker: “39 Yıldır Aynı Mücadeleyi Veriyoruz”
Etkinlikte konuşan İHD Adana Şube Başkanı Yasemin Dora Şeker, derneğin kuruluş gerekçesini ve tarihsel yolculuğunu aktararak, 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrası yaşanan hak ihlallerine karşı bir araya gelen 98 aydının 1986 yılında İHD’yi kurduğunu hatırlattı:
“Kurulduğumuz günden bu yana düşünce ve ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, yaşam hakkı, adil yargılanma, işkenceye karşı mücadele ve idam cezasının kaldırılması gibi temel alanlarda hak mücadelesi yürütüyoruz. Ne yazık ki 39 yıl sonra bugün hâlâ aynı mücadeleyi sürdürmek zorundayız.”
“Cezaevindeki İhlallerin Takipçisi Olduk, Olacağız”
İHD’nin cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerin sesi olduğunu vurgulayan Şeker, derneğin işkence mağdurlarıyla dayanıştığını ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı'nın (TİHV) da bu doğrultuda kurulduğunu belirtti. Şeker, uluslararası insan hakları ağlarında da etkin yer aldıklarını vurgulayarak, İHD üyesi Reyhan Yalçın’ın, Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu (FIDH) Başkan Yardımcısı olarak görev yaptığını hatırlattı.
“23 Üyemiz Katledildi, Binlercemiz Tutuklandı”
İHD’nin tarihsel mücadelesinde bedel ödeyenlere de dikkat çeken Yasemin Dora Şeker, bugüne dek aralarında Vedat Aydın, Tahir Elçi, Şevket Epözdemir, Muhsin Melik, Hasan Kaya gibi isimlerin de bulunduğu 23 İHD üyesi ve yöneticisinin katledildiğini söyledi:
“Yüzlerce üyemiz fiziksel saldırıya uğradı, binlercesi gözaltına alındı, tutuklandı, işkenceye uğradı. 1998 yılında Genel Başkanımız Akın Birdal’ın genel merkezde silahlı saldırıya uğraması ve halen onursal başkan olarak mücadelesini sürdürmesi bu kararlılığın en güçlü göstergesidir.”
“Kobani Davası: Yargı, Siyasetçileri Susturma Aracı”
İHD Adana Şube Başkanı ayrıca, HDP’nin eski eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile birlikte 108 siyasetçinin 400 yıla varan cezalarla mahkûm edilmesini, yargının muhalifleri susturma amacıyla kullanıldığına dair bir örnek olarak nitelendirdi. Bu kapsamda, geçmişte İHD Genel Sekreterliği görevinde bulunmuş Nazmi Gür’ün de ceza alanlar arasında olduğunu belirtti.
“Kürt Sorununda Güvenlikçi Politikalar Sürdürülüyor”
Yasemin Dora Şeker, konuşmasının önemli bir bölümünü Türkiye’nin yapısal insan hakları sorunlarına ayırdı. Kürt meselesinin demokratik çözümden uzak, güvenlikçi yaklaşımlarla bastırılmaya çalışıldığını belirten Şeker, bu politikanın toplumsal barışa ve ekonomik istikrara da zarar verdiğini vurguladı:
“Seçilmiş Kürt belediye eş başkanlarının görevden alınarak yerine kayyum atanması halk iradesine yargı eliyle el koymaktır. Bu, seçme ve seçilme hakkına açık bir müdahaledir. Demokrasi adına bu müdahaleleri kabul etmiyoruz.”
“Halk İradesi Yargı Yoluyla Gasp Ediliyor!”
İHD Adana Şube Başkanı Yasemin Dora Şeker, konuşmasında son dönemde belediye başkanlarına yönelik yargı operasyonlarını insan hakları ve demokrasi açısından son derece kaygı verici olarak değerlendirdi. Özellikle Adana’daki gelişmelere dikkat çeken Şeker, şu ifadeleri kullandı:
“Seçilmiş Kürt belediye eş başkanlarının görevden alınması pratiği, bugün farklı siyasi partilere de yönelmiştir. Son yerel seçimlerden bu yana sadece DEM Parti değil, CHP’li belediye başkanları da hedef haline gelmiştir. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, başlatılan yargı süreciyle kriminalize edilmeye çalışılırken; Adana'da seçilmiş başkanlarımızın görevden alınıp tutuklanması halk iradesine açık bir darbedir.”
“Adana’da Seyhan Belediye Başkanı ve İHD üyemiz Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar ve Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, tamamen siyasi içerikli operasyonlarla gözaltına alınmış, tutuklanmış ve görevlerinden uzaklaştırılmışlardır. Bu, sadece belediye başkanlarına değil, doğrudan halkın iradesine karşı yapılmış bir müdahaledir. Bu müdahaleler demokrasinin en temel ilkesi olan seçme ve seçilme hakkına açıkça aykırıdır.”
Şeker, bu uygulamaların halkın siyasal tercihine yönelik bir vesayet anlayışının ürünü olduğunu belirterek, İHD olarak bu tür antidemokratik müdahalelere karşı her zaman yüksek sesle itiraz edeceklerini vurguladı:
“Bu uygulamalara sessiz kalmak, hukuksuzluğa ortak olmak anlamına gelir. Biz İnsan Hakları Derneği olarak, kimden gelirse gelsin halk iradesine yapılan her tür müdahaleye karşı durmaya devam edeceğiz. Siyasi saiklerle yürütülen bu yargılamaları ve tutuklamaları kınıyoruz.”
Mahpusların Elinden: 30 Yıllık Direnişin Resimleri
Etkinlikte, 30 yıl ve üzeri sürelerle cezaevinde tutulan hak savunucularının ürettiği resimlerden oluşan sergi büyük ilgi gördü. Şeker, bu eserlerin dayanışmanın ve üretimin cezaevi duvarlarını aşabileceğini gösterdiğini vurgulayarak, katkı sunan tüm mahpuslara teşekkür etti:
“Bu sergi, içeride üreten ellerin dışarıdaki vicdanlara seslenişidir. Cezaevindeki arkadaşlarımızın sabırla ve dirençle hazırladığı eserleri sizlerle paylaşmaktan büyük onur duyuyoruz.”
39 Yılda Biriken Deneyimle: “Barış ve Demokrasi İçin Devam”
İHD Adana Şube Başkanı Yasemin Dora Şeker, konuşmasının sonunda tüm toplumsal kesimlere insan hakları, barış ve demokrasi mücadelesinde dayanışma çağrısında bulundu:
“39 yıldır sürdürülen bu mücadele sadece geçmişin değil, geleceğin de teminatıdır. İnsan hakları mücadelesini büyütmeye, zulme ve adaletsizliğe karşı durmaya devam edeceğiz.”
Av. Yakup Ataş İHD'nin 39. Yıldönümünde Konuştu: “Barış Sürecine Katkı Sunmak Hepimizin Sorumluluğudur”
İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) 39. kuruluş yıldönümü dolayısıyla düzenlenen etkinlikte konuşan Av. Yakup Ataş, insan hakları mücadelesinde yaşamını yitirenleri saygıyla anarken, barış sürecine yönelik çağrılarda bulundu. Konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Değerli dostlar,
Hepiniz hoş geldiniz.39 yıl… Neredeyse bir ömür.
Bu vesileyle insan hakları mücadelesinde bedel ödemiş, bu uğurda yaşamını yitirmiş bütün değerlerimizi saygıyla anıyor, anıları önünde eğiliyorum.İHD kurulduğu dönemde bu coğrafyadaki sorunlar nasılsa, bugün de benzer sorunlarla karşı karşıyayız. Hatta özellikle yargı alanında bazı sorunların bugün daha da derinleştiğini görüyoruz.
İnsan Hakları Derneği, 39 yıldır bu ülkede birçok alanda hak mücadelesi veren bir örgüt, bir kurum. Özellikle barış mücadelesinde İHD’nin çok kıymetli ve tarihsel bir yeri var.
Bugün gelinen noktada, barış ortamının yeniden tesisi için bazı müzakere süreçlerinin başladığını görüyoruz. Bu sürecin sağlıklı ilerlemesi, toplumsal barışın yeniden inşası için büyük bir fırsattır.
Bizler, İHD üyesi ve aktivisti olan kişiler olarak, bu sürece katkı sunmalıyız. Demokratik bir toplumun inşası için her birimizin sorumluluk alması gerekiyor.
Son günlerde kamuoyuna da yansıdığı üzere, bir grup PKK militanı silah bıraktı. Bu adımı anlamlı buluyoruz. Silah envanterlerinin İHD, ÖHD ve TİHV’lere teslim edildiği bilgisi bizlere ulaştı.
Bu süreç büyük bir sorumluluk yüklüyor bizlere. İHD olarak bu sorumluluğu layıkıyla yerine getireceğimize inanıyorum. Tüm arkadaşlarımızı da aynı hassasiyetle, bu tarihi süreçte sorumluluk almaya davet ediyorum.
İyi ki İHD var, iyi ki İHD dostları var. Hepinize teşekkür ediyor, nice yıllarda, özgür ve eşit bir ülkede bir arada olmayı diliyorum.”