Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü dolayımı ile Türkiye’de yaşayan engelli yurttaşların sorunların tespiti ve etkin politikalar izlenmesi amacıyla Araştırma Önergesi verdi.
Türkiye, Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi ve Engelli Hakları Komitesi’ne bireysel başvuruyu düzenleyen Ek İhtiyari Protokolü imzalamış ve onaylamıştır. Dolayısıyla Türkiye, engelli bireylerin toplumda diğer bireylere eşit, tam ve etkin katılımını sağlamakla birlikte engelli kadınlar ve kız çocuklarının çok yönlü ayrımcılığa maruz kaldığı kabul ederek tüm insan hak ve temel özgürlüklerinden tam ve eşit koşullarda yararlanmalarını sağlamakla yükümlüdür. Ancak uluslararası sözleşmelerde ve 5378 sayılı Engelli Hakları Kanunu’nda yer alan hakların fiilen hayata geçirilmediği, kadınlar ve kız çocuklar başta olmak üzere engellilere yönelik hak ihlalleri, şiddet ve ayrımcılığın sürdüğü, erişilebilirlik, istihdam, eğitim gibi çok geniş bir alanda var sorunların pandemi ile derinleştiği görülmektedir.
Engelli yurttaşların en büyük sorunlarından biri, istihdama katılımları için bütünlüklü bir politika geliştirilmemesidir. Engelli istihdam sorununun çözümüne yönelik bugüne kadar etkin ve kalıcı önlemler alınamadığı gibi kamu kurum ve kuruluşlarında dahi yasal yükümlülükler yerine getirilmemekte, engelli yurttaşlar için kullanılması gereken memur ve işçi kadroları doldurulmamaktadır. 2020 verilerine göre kamuda kontenjan dahilinde istihdam edilen engelli memur sayısının, yasal olarak belirlenen sayının üçte birinden daha az olduğu görülmektedir. Bununla birlikte kamuda engelli olarak çalışan pek çok yurttaşın Kanun Hükmünde Kararname ile hiçbir soruşturma geçirmeksizin hukuksuzca işten atıldığı, haklarında mahkeme kararı olmaksızın görevlerine iade edilmeyerek sosyal ölüme terk edildiği bilinmektedir.
İstihdama katılabilen sınırlı sayıdaki engelliler ise çalışma yaşamında önemli sorunlarla karşı karşıyadırlar. Bu sorunların başında; işyerindeki fiziki engeller, engelli çalışanlara yönelik tutum ve ön yargılar, vasıfsız işlerde, düşük ücretle, terfi imkanından yoksun biçimde çalışmaları gelmektedir.
Çalışabilir durumda olan engelli nüfusun çok önemli bir kısmı işgücüne dahil edilmezken ekonomik kriz ve salgında artan yoksulluk ve işsizlikten en fazla payı alan gruplardan biri yine engelli yurttaşladır. Buna rağmen tedavi, bakım ve rehabilitasyon ihtiyaçlarına yönelik devlet desteği sağlanmamakta veya yetersiz kalmaktadır. Dahası, çoğu engelli bireyin kullandığı ilaçlar, medikal ve sarf malzemelerinin çoğundan ciddi katkı ve fiyat farkı alınmaktadır.
2828 sayılı yasaya göre ödenen bakım ücreti ile 2022 sayılı yasaya göre ödenen muhtaç aylığı yeterli düzeye getirilemediği gibi bundan yararlanabilmenin önkoşulu haktan yararlanmayı zorlaştırmaktadır. Şöyle ki, muhtaçlık aylığı ve evde bakım ücretinin ödenmesi için engellinin kendi geliri esas alınmayarak hane içinde fert başına düşen gelir kriter alınmaktadır. Böylece bir yandan hiçbir geliri olmayan engelli bireyler diğer aile bireylerinin geliri nedeniyle gelir sahibiymiş gibi bir algı yaratılmakta ve hakları gasp edilmekte, diğer yandan aileye daha da bağımlı hale getirilmektedirler. Bununla birlikte Altınokta Körler Derneği, taşeron işçi olarak çalışan ve 696 sayılı KHK’nın 127. Maddesi ile sürekli işçi kadrolarına alınan engellilerin erken emeklilik hakkının erken emeklilik zorunluluğuna dönüştüğünü ve pek çok engellinin erken emekliğe zorlandığını belirtmektedir.
Bu bilgiler ışığında; yasa ve uluslararası sözleşmelerden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmesini sağlayacak politikaların üretilmesi ve işlerlik kazandıracak mekanizmaların oluşturulması büyük önem taşımaktadır. Engelli yurttaşların eşit, tam ve bağımsız bir hayat kurma amaçları doğrultusunda uzun vadeli önlem ve planlama yapılarak gerekli tedbirlerin alınması amacıyla bir araştırma komisyonu kurulmasını arz ve teklif ederim.