“Gündeme Alıyorum” Denilen 10 Yıllık Yara: AKPM’de KHK Gerçeği

  • 10 Yıldır Kanayan Yara: KHK Gerçeği Görmezden Gelinemez

  • AKPM’de “unutulan” bir gerçek yeniden gündemde

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nde (AKPM) 22 Nisan tarihli oturumda, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Michael O’Flaherty tarafından sunulan 2025 İnsan Hakları Raporu, Türkiye’deki pek çok hak ihlali başlığını içerse de, on yılı aşkın süredir yüz binlerce insanın hayatını doğrudan etkileyen KHK gerçekliğini kapsam dışı bırakmasıyla dikkat çekti.

Bu eksiklik, yalnızca teknik bir ihmal değil; Türkiye’de derinleşmiş bir toplumsal travmanın uluslararası düzeyde hâlâ yeterince kavranmadığını gösteren çarpıcı bir örnek olarak kayda geçti.

Sevilay Çelenk: “Bu eksiklik görmezden gelinemez”

Oturumda söz alan DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Sevilay Çelenk, raporda KHK’lılar ve Barış Akademisyenlerine yönelik ihlallerin yer almamasını açık bir eksiklik olarak tanımladı.

Çelenk’in yönelttiği soru, yalnızca bir parlamenter müdahale değil; on yıldır süren bir hak mücadelesinin uluslararası alana taşınmasıydı:

“OHAL kararnameleriyle ihraç edilen KHK’lılar ve Barış Akademisyenlerine yönelik hak ihlallerine neden raporunuzda yer verilmedi? Ofisiniz bu konuda daha derin bir inceleme yürütecek mi?”

Bu çıkış, yıllardır süren sessizliğin ortasında güçlü bir hatırlatma niteliği taşıdı.

Komiserin yanıtı: “Gündemime alıyorum”

Komiser Michael O’Flaherty ise verdiği yanıtta, konunun kendisine yeni bir başlık olarak sunulmuş gibi değerlendirilmesi dikkat çekti:

ÇEKÜL Gelecek Akademisi kapılarını herkese açıyor: Bahar Seminerleri başlıyor
ÇEKÜL Gelecek Akademisi kapılarını herkese açıyor: Bahar Seminerleri başlıyor
İçeriği Görüntüle

“Bu meseleyi gündeme getirdiğiniz için teşekkür ederim. Bunu dikkate alacağım… Bu konuyu inceleyeceğim.”

Bu yanıt, KHK’liler açısından şaşkınlık yarattı. Çünkü söz konusu mesele, yalnızca yeni bir inceleme başlığı değil; on yıldır devam eden, belgelenmiş, raporlanmış ve sayısız başvuruya konu olmuş sistematik bir hak ihlali süreci.

Bir “dosya” değil, toplumsal bir yıkım

KHK süreci, 2016 sonrası ilan edilen OHAL döneminde çıkarılan kararnamelerle başladı. Ancak etkileri geçici olmadı; kalıcı bir toplumsal kırılmaya dönüştü.

  • 125 binden fazla kamu emekçisi ihraç edildi
  • Yüz binlerce kişi sosyal, ekonomik ve hukuki haklarından mahrum bırakıldı
  • Milyonlarca insan dolaylı olarak etkilendi

Bu süreçte insanlar yalnızca işlerini kaybetmedi;
pasaport hakları kısıtlandı, sosyal güvenceleri ellerinden alındı, mesleklerini icra etmeleri engellendi ve toplumsal dışlanmaya maruz bırakıldı.

Sendikaların ve emek örgütlerinin raporları: “Sistematik ihlal”

KESK ve bağlı sendikaların TBMM’ye sunduğu raporlar, KHK sürecinin boyutlarını açıkça ortaya koyuyor:

  • İhraçların büyük bölümü yargı süreci olmadan, listelerle gerçekleştirildi
  • Evrensel hukuk ilkeleri ihlal edildi
  • İhraç edilenler “sosyal ölüme” terk edildi
  • Psikolojik travmalar, intihar vakaları ve ağır sağlık sorunları arttı

Özellikle Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası’nın verileri, bu sürecin yalnızca hukuki değil, yaşam hakkını da tehdit eden bir boyuta ulaştığını gösteriyor.

Avrupa Konseyi’nin geçmişi: Bilinen ama çözülmeyen sorun

Avrupa Konseyi, daha 2017 yılında KHK’larla ilgili gelişmeleri incelemeye aldığını açıklamış, iç hukuk yolu olarak bir komisyon kurulmasını önermişti.

Ancak aradan geçen yıllar, bu mekanizmaların etkili bir çözüm üretmediğini ortaya koydu.

Bugün gelinen noktada, aynı sorunun hâlâ “incelenecek” bir başlık olarak ele alınması, uluslararası mekanizmaların da bu krize yeterli yanıt veremediğini gösteriyor.

Bu bir çağrıdır: Gecikmiş adalet, adalet değildir

Bu haber metni yalnızca bir gelişmeyi aktarmıyor. Aynı zamanda açık bir çağrıdır:

  • Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne
  • Siyasi partilere
  • Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’ne
  • Sendikalara ve tüm emek örgütlerine
  • Demokrasi ve insan hakları savunucularına

KHK meselesi ertelenemez.
Bu sorun, teknik bir düzenleme değil; toplumsal barış, hukuk devleti ve insan onuru meselesidir.

Son söz: Hafıza susmaz

On yıl boyunca süren bir hak ihlalinin, bugün hâlâ “gündeme alınacak” bir konu olarak ele alınması, yalnızca bir gecikme değil; aynı zamanda bir yüzleşme eksikliğidir.

Sevilay Çelenk’in AKPM’de yaptığı müdahale bu nedenle önemlidir. Çünkü bu çıkış, unutulmak istenen bir gerçeği yeniden görünür kılmıştır.

KHK’liler için mesele hâlâ güncel, hâlâ yakıcı ve hâlâ çözümsüz.
Ve bu gerçek, artık ertelenemez.

Muhabir: Güven BOĞA