"ŞEBNEM KORUR FİNCANCI YALNIZ DEĞİLDİR!!!

ŞEBNEM KORUR FİNCANCI VE TÜM HAK SAVUNUCULARI ÜZERİNDEKİ BASKILARA SON VERİLSİN !!!"

Katılımcılar adına basın açıklamasını İHD Adana Şube Başkanı Av. Yakup Ataş okudu. Daha sonra sırasıyla Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sedat Başkavak ve HDP İl Eş Başkanı Mehmet Karakış birer konuşma gerçekleştirdiler.

WhatsApp Image 2022-10-28 at 13.37.14

Türkiye sınırları dışında gerçekleştiği iddia edilen ve insanlığa karşı suç kapsamında ele alınan kimyasal silah kullanımı ciddi bir konudur ve ciddiyetle ele alınmalıdır. Bu iddialarla karşı karşıya kalan bir bakanlığın, “Böyle bir şey yok, bu bir yalandır” açıklaması mutlak doğru olarak ele alınmamalıdır. Olay yeri incelemesi, otopsi ve diğer delil toplama yöntemleri(BM Minnesota Otopsi Protokolü) kullanılmadan bir yargıya ulaşmak  uluslararası Sözleşmeler ve 5564 sayılı kanunu bertaraf edecektir. Dolayısıyla bu tip durumlarda yargı organları ile idari ve siyasi denetim mekanizmalarının üzerine düşen görevleri yapmaları gerekmektedir. Gerçek, ancak böyle ortaya çıkabilir.

Bu bağlamda ulusal ve uluslararası sözleşme ve mevzuat hükümlerine göre yapılması gerekenler yapılmadığı gibi bu konuda bilimsel görüş ve düşüncesini açıklayan Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı hakkında soruşturma başlatılmıştır.

Bilindiği gibi 20 Ekim 2022 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Fincancı hakkında, bir haber kanalına yaptığı açıklama nedeniyle Terörle Mücadele Kanunu'nun örgüt propagandası suçunu düzenleyen 7/2'nci maddesi ile Türk Ceza Kanunu’nun 301/2. maddesi kapsamında soruşturma başlattığını duyurmuştu.

O günlerde yurtdışında olan Fincancı, Türkiye’ye döndükten sonra avukatları aracılığıyla ifade vermeye hazır olduğunu 21 Ekim 2022 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na iletmiştir. 23 Ekim 2022 Pazar günü Türkiye’ye dönen, Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, ifadeye çağrılmayı beklerken keyfi ve hukuk dışı bir şekilde ev baskınıyla gözaltına alınmıştır.

Dünyaca tanınırlığa ve saygınlığa sahip bir bilim insanı ve insan hakları savunucusu olan Şebnem Korur Fincancı, halen Türkiye’nin en büyük ve önemli meslek örgütlerinden birinin başkanlığını sürdürürken, yine dünya çapında saygınlığa sahip uzman bir insan hakları örgütünün yönetim kurulu üyesiyken, adresi belliyken, üstelik savcılığa ifade vermeye hazır olduğunu yazılı olarak belirtmişken, kısacası gözaltı ve tutuklama şartları  yokken sabaha karşı ev baskınıyla gerçekleştirilen gözaltı işlemi ve ardından verilen tutuklama kararı hiçbir şekilde kabul edilemez.

WhatsApp Image 2022-10-28 at 13.37.13

Özellikle gözaltı işlemi öncesi sosyal medya paylaşımları ve hedef göstererek yapılan linç kampanyaları ile  gözaltı işlemi sonrası kolluk güçlerinin marifetiyle dezenformasyon amaçlı haberlerin basına servis edilmesi “soruşturmanın gizliliği” başta olmak üzere “lekelenmeme hakkını” , “masumiyet ilkesini” ve pek çok temel hukuk ilkesini de ihlal etmiştir.

Aslında bu gözaltı ve ardından verilen  tutuklama kararı, günlerdir siyasal iktidarın damgalayıcı, itibarsızlaştırıcı ve suçlulaştırıcı söylemleriyle yargı üzerinde oluşturduğu baskı ve müdahalenin bir sonucu olarak gerçekleşmiştir. Amaçlanan ise, bilimi, iyi hekimliği, başta işkence ve kötü muamele olmak üzere insan hakları ihlallerinin önlenmesini ve demokrasi mücadelesini engellemektir. Daha genel bir ifadeyle tüm topluma gözdağı vermek ve susturmaktır.

Bu hukuksuz uygulamaların yanında TTB nin  Merkez Konsey Başkanı ve yönetim organlarının görevlerine son verilmesi ve kayyum atanması hamlesi ise; sadece TTB’ye yönelik değildir. Zira bugüne kadar yapılan benzer uygulamaların devamı niteliğinde olup kayyum uygulamaları tüm meslek odalarına, birliklere, hukuk kurumlarına ve halkların seçme iradelerine yönelik   anti demokratik ve keyfi uygulamalardır. Bu antidemokratik uygulamalara maruz kalan kurumlar Anayasal hükümlerle kurulmuş olup Anayasal güvence altındadır. Demokratik seçilme yöntemiyle göreve gelen yasal yönetim organlarının lağvedilmesine yönelik  kayyumların atanması açıkça Anayasa ve uluslararası Sözleşmelere aykırı olacaktır.

Demokratik bir toplumda ifade özgürlüğü toplumsal varoluşun temelidir. Çünkü ifade özgürlüğü, farklı yollarla  kişinin kanaatini diğerlerine bildirme, düşüncesini dışa vurma, kendisi dışındakilerle iletişime girebilme potansiyelinin gerçekleştirilmesidir. Özgür bir biçimde düşüncenin oluşumuna, yaşanmasına, açıklanmasına izin verilmeyen bir toplumda ise yurttaşlardan değil, ancak tek tip ve iktidarların istediği gibi programlanmış biat eden bireylerden söz edilebilecektir. Bu da hem demokrasinin hem de toplum olma halinin yok edilmesinden başka bir şey değildir.

ÇGC’den Ağırel’in cezalandırılmasına tepki ÇGC’den Ağırel’in cezalandırılmasına tepki

Elbette bu tutuklama kararı sadece Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’ya verilmemiştir. Muhalif basına, gazetecilere, akademisyenlere, aydın ve yazarlara, insan hakları savunucularına, siyasal ve toplumsal muhalefete, esasen siyasal iktidar gibi düşünmeyen herkesin özgürlük ve Güvenlik hakkına  yönelik bir gözdağıdır.  

Bu hukuksuzluğa derhal son verilmeli, dünyaca tanınırlığa ve saygınlığa sahip, uzmanlık alanı adli tıp olan bir bilim insanı ve insan hakları savunucusu Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı Derhal serbest bırakılmalıdır. İyi hekimliğin ve halkın sağlık hakkının kararlı savunucusu olan TTB’ye yönelik baskılara da aynı şekilde derhal son verilmelidir.

Tüm Kamuoyunu hakikatin yanında olmaya , insan hakları, hukukun üstünlüğü ve evrensel değerleri barındıran  demokrasi mücadelesine sahip çıkmak için Şebnem Korur Fincancı ve TTB ile dayanışmaya davet ediyoruz.

ŞEBNEM KORUR FİNCANCI YALNIZ DEĞİLDİR!!!

ŞEBNEM KORUR FİNCANCI VE TÜM HAK SAVUNUCULARI ÜZERİNDEKİ BASKILARA SON VERİLSİN !!!