Adana’da 6 Şubat depremlerinde 63 kişinin yaşamını yitirdiği Tutar Yapı Sitesi davasında yeni bir hukuki tartışma yaşanıyor. Adana Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı, haklarında 15’er yıl hapis cezası verilen iki sanık yönünden Yargıtay’a temyiz başvurusunda bulunarak mahkûmiyet kararının bozulmasını talep etti. Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinde, Adana’nın Çukurova ilçesi Yurt Mahallesi’nde bulunan Tutar Yapı Sitesi’nin C Bloku yıkılmış, 63 kişi yaşamını yitirirken 12 kişi de yaralanmıştı. Faciaya ilişkin yürütülen soruşturma ve davada verilen mahkûmiyet kararları istinaf aşamasında onanmıştı. Ancak dosya şimdi Başsavcılığın temyiz başvurusu nedeniyle Yargıtay’ın önüne taşındı. 15’er Yıllık Hapis Cezaları Onanmıştı Yıkımın ardından yürütülen soruşturmada ilk olarak teknik uygulama sorumlusu Cüneyt Akkaya hakkında dava açıldı. Binanın zemin katındaki dairede tadilat yaptırdıkları belirtilen Bekir Baloğlu ve Osman Baloğlu hakkında ise başlangıçta takipsizlik kararı verildi. Daha sonra yapılan değerlendirmeler sonucunda iki sanık hakkında da “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçlamasıyla dava açıldı ve dosyalar birleştirildi. Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesi, üç sanık hakkında da iyi hal indirimi uygulayarak 15’er yıl hapis cezası verdi. Karar, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi tarafından da onandı. Sanıkların tahliye talepleri ise reddedildi. Başsavcılık: Hüküm Bozulmalı ANKA Haber Ajansı’nın edindiği bilgilere göre Adana Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı, Bekir Baloğlu ve Osman Baloğlu yönünden Yargıtay’a başvurarak hükmün bozulmasını istedi. Temyiz dilekçesinde, daha önce verilen “ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın” çeşitli sulh ceza hâkimlikleri tarafından yapılan itiraz incelemeleri sonucunda kesinleştiği vurgulandı. Başsavcılık, bu kararın yargısal denetimden geçtiğini ve hukuki kesinlik kazandığını savundu. Dilekçede, sonradan açılan davada sanıkların mahkûm edilmesine dayanak gösterilen tanık beyanları ve bilirkişi raporlarının, daha önceki takipsizlik kararını ortadan kaldıracak nitelikte yeni delil oluşturmadığı ileri sürüldü. “Sonradan Alınan Bilirkişi Raporu Yeni Delil Sayılamaz” Başsavcılık, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına atıfta bulunarak sonradan hazırlanan bilirkişi raporlarının tek başına “yeni delil” olarak değerlendirilemeyeceğini savundu. Temyiz başvurusunda, takipsizlik kararına konu olan bilirkişi incelemelerinde kolon kesildiği iddialarının zaten değerlendirildiği, bu nedenle daha sonra alınan bilirkişi raporunun yeni bir hukuki durum yaratmadığı öne sürüldü. Başsavcılık ayrıca, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 172. maddesindeki düzenlemeye dikkat çekerek, “kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” sonrasında aynı fiilden dolayı yeniden kamu davası açılabilmesi için yeterli şüphe oluşturacak yeni delillerin ortaya çıkması gerektiğini belirtti. Bu şartların oluşmadığını savunan Başsavcılık, sanıklar hakkında açılan davanın hukuka aykırı olduğunu ve bu nedenle mahkûmiyet kararlarının bozulması gerektiğini ileri sürdü. “Yeni Bilirkişi Raporu Alınmalıydı” Başsavcılık dilekçesinde dikkat çeken bir diğer değerlendirme ise dosyadaki bilirkişi raporlarına ilişkin oldu. Dosyada bulunan bilirkişi raporları ile tarafların sunduğu uzman görüşleri arasında önemli çelişkiler bulunduğu belirtilen başvuruda, binanın yıkım nedenlerinin tüm yönleriyle ortaya konulamadığı savunuldu. Duruşmalarda dinlenen kurtarma ekiplerinin ve müştekilerin beyanlarının da dikkate alınması gerektiği ifade edilen dilekçede, enkazın durumu ve binanın yıkılış biçimiyle ilgili değerlendirmeleri içeren yeni ve kapsamlı bir bilirkişi raporunun alınmasının zorunlu olduğu kaydedildi. Başsavcılık, mevcut çelişkilerin giderilmeden hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek Yargıtay’dan kararın bozulmasını talep etti. Deprem Davalarında Yeni Bir Tartışma Başlığı 63 kişinin yaşamını yitirdiği Tutar Yapı Sitesi dosyasında verilen mahkûmiyet kararlarının ardından gelen bu temyiz başvurusu, 6 Şubat depremleri sonrasında açılan davalarda “yeni delil”, “bilirkişi raporlarının hukuki niteliği” ve “takipsizlik kararlarının bağlayıcılığı” konularını yeniden gündeme taşıdı. Yargıtay’ın vereceği karar, yalnızca Tutar Yapı Sitesi dosyasını değil, benzer hukuki tartışmaların yaşandığı diğer deprem davalarını da etkileyebilecek emsal nitelikte bir sonuç doğurabilir.