İnönü Parkı’nda bir araya gelen Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, Eğitim Sen ve Eğitim-İş temsilcileri, Ankara’da öğretmenlere yönelik polis müdahalelerine tepki göstererek mülakat mağduriyetinin sona erdirilmesini, özel sektör öğretmenleri için taban maaş ve güvenceli çalışma hakkının yasal güvence altına alınmasını istedi. Açıklamalarda, eğitim emekçilerinin hak arama mücadelesinin gözaltılar ve baskılarla engellenemeyeceği vurgulandı.

Whatsapp Image 2026 06 16 At 13.46.04 (6)

Adana’da İnönü Parkı’nda düzenlenen ortak basın açıklamasında eğitim sendikaları ve özel sektör öğretmenleri, Ankara’da devam eden öğretmen eylemlerine destek verdi. Açıklamalarda, mülakat sistemi nedeniyle yaşanan mağduriyetler, özel sektördeki düşük ücret ve güvencesiz çalışma koşulları ile hak arama eylemlerine yönelik polis müdahaleleri eleştirildi. Konuşmacılar, öğretmenlerin insanca yaşam ve adil çalışma koşulları talep ettiğini belirterek, dayanışmanın büyütüleceğini ve mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti.

Whatsapp Image 2026 06 16 At 14.06.30

Yaren Akdoğan: “Baskılar bizi susturamaz, mücadelemiz sürecek”

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası adına Adana’da açıklama yapan Yaren Akdoğan, Ankara’da öğretmenlere yönelik polis müdahalelerini sert sözlerle eleştirerek, yaşanan gözaltılar ve engellemelerin demokratik haklara yönelik ağır bir ihlal olduğunu söyledi. Akdoğan, özel sektör öğretmenleri ile mülakat mağduru öğretmenlerin ortak mücadelesinin büyüyerek devam edeceğini vurguladı.

“Demokratik haklarımızı kullanmamız engellendi”

Yaren Akdoğan, dün Ankara Güvenpark’ta yıllardır verilen sözlerin tutulmasını talep eden mülakat mağduru öğretmenler ile özel sektör öğretmenlerinin ortak mücadeleyi büyütmek amacıyla bir araya geldiğini belirtti.

Ancak daha ilk andan itibaren sert polis müdahalesiyle karşı karşıya kaldıklarını ifade eden Akdoğan, taleplerini kamuoyuna duyurmalarına izin verilmediğini, öğretmenlerin abluka altına alınarak darbedildiğini ve 40’ı aşkın meslektaşlarının gözaltına alındığını söyledi.

Akdoğan, eğitim emekçilerinin anayasal haklarını kullanmasının dahi engellenmesinin ülkedeki hak ihlallerinin ulaştığı boyutu gözler önüne serdiğini dile getirdi.

“Mücadelemiz Sakarya Caddesi’nde devam etti”

Tüm baskı ve engellemelere rağmen mücadelelerinin susturulamadığını kaydeden Akdoğan, Güvenpark’taki müdahalenin ardından Sakarya Caddesi’nde geniş katılımlı bir basın açıklaması gerçekleştirdiklerini belirtti.

Açıklamaya mülakat mağduru öğretmenler, aileleri, özel sektör öğretmenleri, vakıf üniversitesi akademisyenleri, eğitim sendikalarının temsilcileri, öğrenci temsilcileri, emek ve demokrasi güçleri ile milletvekillerinin katıldığını aktaran Akdoğan, burada söz alan öğretmenlerin yıllardır maruz kaldıkları adaletsizlikleri ve güvencesiz çalışma koşullarını kamuoyuyla paylaştığını ifade etti.

“Enerji Oteli önünde abluka kuruldu”

Dün gözaltına alınan öğretmenlerin serbest bırakılmasının ardından kararlılıklarını bir kez daha ortaya koyduklarını söyleyen Akdoğan, bugün Kurtuluş Parkı’nda polis şiddetini protesto etmek ve taleplerini dile getirmek için toplandıklarında yeni engellemelerle karşılaştıklarını aktardı.

Enerji Oteli’nde konaklayan öğretmenlerin otelden çıkışına izin verilmediğini belirten Akdoğan, kolluk kuvvetlerinin otelin etrafında oluşturduğu abluka nedeniyle arkadaşlarının Kurtuluş Parkı’na ulaşamadığını söyledi.

Bu abluka kaldırılıncaya kadar parkta beklemek istemeleri üzerine yeniden sert polis müdahalesiyle karşılaştıklarını ifade eden Akdoğan, Sendika Genel Başkanı, yürütme kurulu üyeleri, temsilciler, dayanışma gösteren sendika temsilcileri ve mülakat mağduru öğretmenlerin gözaltına alındığını kaydetti.

“Anneler biber gazına maruz bırakıldı”

Müdahale sırasında annelerin de biber gazına maruz kaldığını ve sağlıklarının olumsuz etkilendiğini dile getiren Akdoğan, Enerji Oteli önündeki ablukanın halen kaldırılmadığını belirtti.

Abluka altındaki öğretmenlerin direnişlerini kararlılıkla sürdürdüğünü ifade eden Akdoğan, yaşananların yalnızca öğretmenlerin değil, adalet, eşitlik ve güvenceli çalışma hakkı talep eden herkesin ortak mücadelesi olduğunu vurguladı.

“Yükselen ses yalnızca öğretmenlerin değil”

Yaren Akdoğan, Ankara’da yükselen sesin sadece öğretmenlerin sesi olmadığını belirterek, eğitim alanındaki güvencesizliğe, hak ihlallerine ve adaletsizliklere karşı mücadele eden tüm kesimlerin ortak iradesini temsil ettiğini söyledi.

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası olarak baskılar karşısında geri adım atmayacaklarını ifade eden Akdoğan, demokratik haklarını kullanmaya ve insanca çalışma koşulları için mücadele etmeye devam edeceklerini sözlerine ekledi.

Whatsapp Image 2026 06 16 At 13.46.04 (5)

Cudi İmrek: “Öğretmenlerin Hak Arama Mücadelesi Gözaltılarla Engellenemez”

Eğitim Sen Adana Şube Başkanı Cudi İmrek, Ankara’da hak arayan özel sektör öğretmenleri ile mülakat mağduru öğretmenlere yönelik polis müdahalesine tepki göstererek, “Öğretmenlerin karşısına barikat değil çözüm iradesi konulmalıdır. Sendikal mücadele suç değildir” dedi.

“Haklı taleplere polis barikatıyla yanıt verildi”

Eğitim Sen Adana Şube Başkanı Cudi İmrek, yaptığı basın açıklamasında, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ile mülakat mağduru öğretmenlerin günlerdir Ankara’da haklı ve meşru taleplerini dile getirmek amacıyla bir araya geldiğini belirtti.

Özel sektörde çalışan öğretmenlerin güvenceli çalışma, insanca yaşayabilecek ücret, taban maaş ve özlük hakları için mücadele ettiğini ifade eden İmrek, mülakat mağduru öğretmenlerin ise yıllarca emek vererek kazandıkları haklarının teslim edilmesini talep ettiğini söyledi.

Ancak taleplerin karşılanması yerine polis müdahalesinin tercih edildiğini belirten İmrek, Ankara’daki eylemlerde çok sayıda öğretmenin gözaltına alındığını, öğretmenlerin darp, ters kelepçe, biber gazı ve abluka uygulamalarıyla karşı karşıya bırakıldığını kaydetti.

“Kemal Irmak ve Özlem Tolu da gözaltına alındı”

Basın açıklamasında, dayanışma amacıyla eylem alanında bulunan Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak ile Genel TİS ve Hukuk Sekreteri Özlem Tolu’nun da gözaltına alındığı, daha sonra serbest bırakıldığı hatırlatıldı.

İmrek, öğretmenlik mesleğinin itibarsızlaştırılmasına, eğitim emekçilerinin güvencesizliğe ve düşük ücretlere mahkûm edilmesine ve mülakat sistemiyle yaratılan adaletsizliğe karşı mücadele etmenin suç olmadığını vurgulayarak, “Suç olan, öğretmenlerin haklı taleplerine kulak tıkamak ve anayasal-demokratik haklarını kullanmak isteyen eğitim emekçilerinin karşısına polis gücüyle çıkmaktır” ifadelerini kullandı.

“Sorunlar aynı politikaların sonucu”

Türkiye’de eğitim alanında yaşanan sorunların birbirinden bağımsız olmadığını dile getiren İmrek, kamusal eğitimin tasfiyesi, özel okullarda kuralsız ve güvencesiz çalışma düzeninin yaygınlaşması, atama bekleyen öğretmenlerin mülakatlarla elenmesi, ücretli öğretmenlik uygulamaları ve eğitim emekçilerinin yoksulluk sınırının altında yaşamaya zorlanmasının aynı politik hattın sonucu olduğunu savundu.

Öğretmenlerin susturulmasının eğitim sistemindeki sorunları çözmeyeceğini belirten İmrek, eğitim emekçilerinin emeği değersizleştirildikçe çocukların nitelikli eğitim hakkının da güvence altına alınamayacağını ifade etti.

“Haklı mücadelenin yanındayız”

Eğitim Sen olarak Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın ve mülakat mağduru öğretmenlerin haklı mücadelesini desteklediklerini açıklayan İmrek, gözaltı ve baskı uygulamalarını kınadıklarını söyledi.

Öğretmenlerin, sendikaların ve emek örgütlerinin demokratik haklarını kullanmasının engellenmesine derhal son verilmesi gerektiğini belirten İmrek, öğretmenlerin karşısına barikat değil çözüm iradesinin konulması gerektiğini ifade etti.

Eğitim Sen’in talepleri

Basın açıklamasında şu talepler sıralandı:

  • Mülakat mağduru öğretmenlerin haklarının derhal teslim edilmesi,
  • Özel sektörde çalışan öğretmenler için taban maaş hakkının yasal güvence altına alınması,
  • Eğitim emekçilerinin güvenceli çalışma ve insanca yaşam taleplerinin karşılanması,
  • Hak arama mücadelelerine yönelik polis müdahaleleri ve gözaltı uygulamalarına son verilmesi,
  • Sendikal faaliyetlerin engellenmesine yönelik tüm uygulamalardan vazgeçilmesi.

Açıklamanın sonunda ise “Öğretmenlerin emeği, mesleği ve geleceği polis müdahalesiyle bastırılamaz. Hak arayan öğretmenler yalnız değildir. Mülakat mağduru meslektaşlarımızın yanındayız. Sendikal mücadele suç değildir” mesajı verildi.

Whatsapp Image 2026 06 16 At 13.46.04 (1)

Hatice Hazar: “Öğretmenler ayrıcalık değil, hak ettiklerini talep ediyor”

Eğitim-İş Adana 1 No'lu Şube Başkanı Hatice Hazar, mülakat mağduru öğretmenler ve özel sektörde çalışan eğitim emekçilerinin mücadelesine destek vererek, öğretmenlerin yıllardır yerine getirilmeyen vaatler, güvencesiz çalışma koşulları ve adaletsizlik nedeniyle sokakta olduğunu söyledi. Hazar, “Haklı bir talep baskıyla susturulamaz, adalet arayışı engellerle durdurulamaz” dedi.

Eğitim-İş Adana 1 No'lu Şube Başkanı Hatice Hazar, öğretmenlerin yaşadığı ekonomik ve mesleki sorunlara dikkat çekerek, mülakat mağduru öğretmenler ile özel sektörde çalışan eğitim emekçilerinin yürüttüğü mücadeleye destek verdi. Öğretmenlerin yıllardır verilen sözlerin tutulmaması nedeniyle sabırlarının tükendiğini belirten Hazar, yaşananların yalnızca bir istihdam sorunu olmadığını, aynı zamanda bir adalet meselesi olduğunu ifade etti.

“Öğretmenler adalet arıyor”

“Bir ülkenin geleceğini emanet ettiği öğretmenler bugün neden sokakta?” diye soran Hatice Hazar, bunun nedenini yıllardır karşılanmayan talepler ve zedelenen adalet duygusuyla açıkladı.

Binlerce genç öğretmenin büyük emeklerle hazırlandıkları süreçlerin sonunda mülakat mağduriyetleri yaşadığını dile getiren Hazar, özel sektörde çalışan öğretmenlerin ise ülkenin geleceğini yetiştirmelerine rağmen yoksulluk sınırının altında ücretlerle çalışmaya zorlandığını söyledi.

“Ankara’da yükselen ses adaletsizliğe karşı yükseliyor”

Ankara’da yükselen sesin yalnızca mülakat mağduru ya da özel sektör öğretmenlerinin sesi olmadığını vurgulayan Hazar, bunun yıllardır biriken adaletsizliklerin, görmezden gelinen emeğin ve tükenmeyen umudun sesi olduğunu belirtti.

Yıllarca okuyup sınavlara hazırlanan, emek veren ve başarılı olmasına rağmen hakkına kavuşamayan öğretmenlerin bulunduğunu ifade eden Hazar, bir yandan öğrencilerine umut aşılayan öğretmenlerin diğer yandan ay sonunu nasıl getireceğini düşündüğüne dikkat çekti.

“Lütuf değil, hak istiyorlar”

Sokakta olan öğretmenlerin herhangi bir ayrıcalık istemediğini kaydeden Hazar, “Onlar yalnızca hak ettiklerini talep ediyor. Atanmayı bekleyen öğretmenler adalet, özel sektör öğretmenleri ise insanca yaşayabilecekleri ücret ve güvenceli çalışma koşulları istiyor. Verilen sözlerin tutulmasını bekliyorlar” ifadelerini kullandı.

Bir öğretmenin açlık, işsizlik ve güvencesizlikle mücadele ettiği bir ülkede eğitimin geleceğinden söz edilemeyeceğini belirten Hazar, öğretmenin umudunun kırılmasının toplumun geleceğine de zarar vereceğini söyledi.

“Bu mücadele çocukların geleceği için de veriliyor”

Ankara’da eylem yapan öğretmenlerin gözaltılar ve baskılarla karşı karşıya kaldığını hatırlatan Hazar, buna rağmen sürdürülen mücadelenin yalnızca öğretmenlerin değil, daha adil, daha eşit ve daha nitelikli bir eğitim sistemi isteyen herkesin mücadelesi olduğunu ifade etti.

Bu mücadelenin emeğin değer gördüğü bir ülke ve adalet mücadelesi olduğunu vurgulayan Hazar, aynı zamanda çocukların geleceğini savunma mücadelesi verildiğini dile getirdi.

“Dayanışmayı büyütmeye devam edeceğiz”

Haklı taleplerin baskıyla susturulamayacağını belirten Hatice Hazar, öğretmenlerin yalnız olmadığını vurgulayarak, “Verilen sözler tutulana, adalet yerini bulana ve öğretmenler hak ettikleri değeri görene kadar dayanışmayı büyütmeye devam edeceğiz” dedi.

Konuşmasını “Yaşasın öğretmenlerin ortak mücadelesi, yaşasın dayanışma” sözleriyle tamamlayan Hazar, tüm eğitim emekçilerine ortak mücadeleyi büyütme çağrısında bulundu.

Whatsapp Image 2026 06 16 At 13.46.04 (2)

Sema Akgün: “Haklı Mücadelelerine Omuz Vermeye Devam Edeceğiz”

Eğitim-İş 2 No’lu Şube Başkanı Sema Akgün, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın sürdürdüğü hak mücadelesine destek verdiklerini belirterek, tutulmayan sözlere, mülakat sistemiyle yaratılan mağduriyetlere ve güvencesiz çalışma koşullarına karşı direnen öğretmenlerin yanında olmaya devam edeceklerini söyledi.

Eğitim-İş 2 No’lu Şube Başkanı Sema Akgün, yaptığı açıklamada, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın yürüttüğü hak arama mücadelesinin meşru ve haklı olduğunu vurgulayarak, sendika olarak dayanışma içinde olduklarını ifade etti.

Bakan Tekin'den eğitimde yeni dönem: LGS sınıflarına kamera, velilere "Ebeveyn Okulu"
Bakan Tekin'den eğitimde yeni dönem: LGS sınıflarına kamera, velilere "Ebeveyn Okulu"
İçeriği Görüntüle

“Haklı mücadelelerine destek olmak için buradayız”

Akgün, Eğitim-İş olarak özel sektörde çalışan öğretmenlerin yaşadığı sorunlara dikkat çekmek ve mücadelelerine destek vermek amacıyla bir araya geldiklerini belirterek şunları söyledi:

“Eğitim-İş olarak, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın haklı mücadelelerine destek olmak için buradayız. Tutulmayan sözlere, mülakat sistemi ile yaratılan mağduriyetlere, gasp edilen maaş hakkına ve mahkûm edildikleri güvencesizliğe karşı açlık grevine başlayan meslektaşlarımızın direnişine omuz vermeye devam edeceğiz.”

“Öğretmenlere yönelik sert müdahaleler kabul edilemez”

Öğretmenlerin insanca yaşam ve onurlu çalışma koşulları talep ettiğini hatırlatan Akgün, bu taleplerin engellenmesine ve eylemlere yönelik müdahalelere tepki gösterdi.

Akgün, “İnsanca yaşam ve onurlu çalışma hakkı taleplerini savunan öğretmenlere yapılan engellemeler ile sert ve orantısız müdahaleler kabul edilemez” ifadelerini kullandı.

“Mücadeleyi büyüten arkadaşlarımıza selam olsun”

Tüm baskı ve engellemelere rağmen öğretmenlerin hak mücadelesini sürdürdüğünü dile getiren Sema Akgün, dayanışma çağrısıyla konuşmasını tamamladı.

Akgün, “Tüm engellemelere rağmen susmayan, mücadeleyi büyüten arkadaşlarımıza selam olsun. Yaşasın öğretmenlerin haklı mücadelesi, yaşasın dayanışma” dedi.

Halil İmrek: “15-16 Haziran’ın ruhu birleşik mücadeledir”

15-16 Haziran İşçi Direnişi’nin 56. yıl dönümünde konuşan Emek Partisi adına konuşan Halil İmrek, işçi sınıfının tarihsel mücadele birikimine dikkat çekerek güncel emek sorunlarını “baskı ve sömürü düzeni” olarak nitelendirdi, birleşik mücadele ve genel grev çağrısı yaptı.

15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi’nin 56. yıl dönümü dolayısıyla yapılan anmada konuşan Halil İmrek, Türkiye işçi sınıfı tarihine ve güncel emek mücadelesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İmrek, geçmişte kazanılan hakların mücadeleyle elde edildiğini hatırlatarak, bugün de benzer bir direniş hattının zorunlu olduğunu söyledi.

“1961 Anayasası ve grev hakkı mücadelesi”

Konuşmasında 15-16 Haziran sürecinin tarihsel arka planına değinen İmrek, 1961 Anayasası’nın demokratik bir zemin sunduğunu ve grev hakkının işçi hareketinin baskısıyla gündeme geldiğini belirtti.

Saraçhane’de 200 bin işçinin gerçekleştirdiği eylemleri hatırlatan İmrek, grev hakkının anayasal güvenceye alınmasına rağmen yasal düzenlemelerin geciktiğini ifade etti.

Kavel grevinden 15-16 Haziran’a

İmrek, 1963’teki Kavel Grevi’ni işaret ederek işçilerin fiili mücadeleyle haklarını kazandığını söyledi. Bu sürecin 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi’ne giden yolu açtığını vurguladı.

“Birleşmek ve tabandan örgütlenmek” vurgusu

15-16 Haziran’ın en önemli derslerinden birinin “birlik” olduğunu belirten İmrek, şu değerlendirmeyi yaptı:

• Sendika ayrımı yapmadan birleşmek

• İş yerlerinden tabana dayalı örgütlenmek

• İşçinin işçiyi örgütlediği bir irade geliştirmek

İmrek, bu modelin bugün de geçerliliğini koruduğunu ifade etti.

Güncel emek mücadelesine eleştiri

Konuşmasının devamında güncel gelişmelere değinen İmrek, öğretmenlere yönelik baskılar, madencilerin yaşadığı sorunlar ve emekçilere yönelik şiddet iddialarını gündeme getirdi.

Ülkede bir “sömürü ve zulüm düzeni” kurulmak istendiğini savunan İmrek, emekçilerin farklı alanlarda benzer baskılarla karşı karşıya olduğunu söyledi.

NATO zirvesi ve uluslararası politika eleştirisi

İmrek ayrıca Türkiye’de düzenlenecek NATO zirvesine değinerek, uluslararası askeri politikaların eleştirilmesi gerektiğini ifade etti. Bu kapsamda sert bir söylem kullanarak, zirveye yönelik tepkisini dile getirdi.

“Birleşik mücadele çağrısı”

Konuşmasının sonunda Halil İmrek, işçi, öğretmen, kadın ve gençlik hareketlerinin ortak zeminde buluşması gerektiğini belirterek şu çağrıda bulundu:

• Öğretmenlerin mücadelesi

• Madencilerin direnişi

• Kadın ve gençlik hareketleri

Bu mücadelelerin birleşmesi halinde “genel grev ve genel direniş” ile saldırıların püskürtülebileceğini söyledi.

Halil İmrek, 15-16 Haziran’ın yalnızca tarihsel bir anma değil, güncel mücadeleler için yol gösterici bir deneyim olduğunu vurgulayarak konuşmasını teşekkür ederek tamamladı.

Muhabir: Güven BOĞA