Adana Emek ve Demokrasi Platformu, Halk TV’ye kayyım atanması ve yayınlarının durdurulmasına karşı İnönü Parkı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. “Özgür Basın Susturulamaz” ve “Kurtuluş Yok Tek Başına, Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz” sloganlarının yükseldiği açıklamada, basın özgürlüğüne yönelik müdahalelerin yalnızca gazetecileri değil, toplumun haber alma hakkını ve demokratik geleceğini de hedef aldığı vurgulandı. Platform adına konuşan KESK Haber-Sen üyesi Ahmet Aydoğan, “Vurguncuların yaratmak istediği karanlığa geçit vermeyeceğiz” dedi.

Adana Emek ve Demokrasi Platformu, Halk TV’nin İstanbul’daki merkez binasına polis ekiplerinin girmesi, kanala kayyım atanması ve yayınlarının durdurulmasının ardından İnönü Parkı’nda bir araya geldi. Son dönemde belediyelere, basın kuruluşlarına ve demokratik haklara yönelik müdahalelerin de protesto edildiği açıklamada, basın özgürlüğünün demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından biri olduğuna dikkat çekildi.
Katılımcılar, “Özgür Basın Susturulamaz” ve “Kurtuluş Yok Tek Başına, Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz” sloganlarıyla Halk TV çalışanlarıyla dayanışma mesajı verdi.
Açıklama, Halil İmrek’in kısa açılış konuşmasıyla başladı. Ardından Adana Emek ve Demokrasi Platformu adına KESK Haber-Sen üyesi Ahmet Aydoğan basın açıklamasını okudu. Programda daha sonra Yeni Parti Kurucu İl Başkanı Doç. Dr. Anıl Tanburoğlu da söz aldı.
Halil İmrek: Basın özgürlüğü toplumun ortak meselesi
Açıklamanın açılış konuşmasını yapan Halil İmrek, Halk TV’ye yönelik müdahale ve son dönemde yaşanan antidemokratik gelişmeler çerçevesinde değerlendirmelerde bulundu.
İmrek'in konuşmasında ele alınan basın özgürlüğü ve demokratik haklar konusu, açıklamanın ortak gündemini oluşturdu. İnönü Parkı'ndaki buluşmada, farklı toplumsal kesimlerin demokratik hak ve özgürlükler etrafında dayanışma göstermesinin önemi öne çıktı.
Ahmet Aydoğan: “Şafak vakti televizyon kanalına baskın yapılmasını kabul etmiyoruz”
Platform adına açıklamayı okuyan Ahmet Aydoğan, Halk TV’ye yönelik müdahaleye tepki göstererek bir televizyon kanalının polis baskını ve kayyım kararıyla karşı karşıya kalmasının kabul edilemez olduğunu söyledi.
Aydoğan, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Şafak vakti bir televizyon kanalına polis baskını yapıp, kayyım atamak ancak diktatörlükle yönetilen rejimlerde olan bir uygulamadır. Bu zorbalığı kabul etmiyoruz! Basın hürdür, sansür edilemez!”
Halk TV’ye yönelik müdahalenin yalnızca bir yayın kuruluşunu ilgilendirmediğini belirten Aydoğan, uygulamanın halkın haber alma hakkına yönelik bir müdahale olduğunu savundu.
“Belediyelerden sonra halkın haber alma hakkına da el koyuyorlar”
Son dönemde belediyelere yönelik operasyonlar ve kayyım uygulamalarıyla basına yönelik müdahaleler arasında bağlantı kuran Aydoğan, seçilmiş yöneticilerin tutuklanması ve belediyelere kayyım atanmasının ardından muhalif medya kuruluşlarının da hedef alındığını ifade etti.
Aydoğan, şöyle konuştu:
“Belediyelere kayyım atayıp milletin iradesine çökenler, şimdi milyonların izlediği Halk TV’ye kayyım atadılar. Halkın seçtiği milletvekillerini, belediye başkanlarını cezaevinde tutup, belediyelere zor yoluyla çökenler, halkın haber alma hakkına da el koyuyorlar, kendilerine biat etmeyen basını susturmaya çalışıyorlar.”
Halk TV’ye kayyım atanmasını siyasi bir müdahale olarak değerlendiren Aydoğan, bunun basın özgürlüğüne ve toplumdaki çoğulcu seslere ağır bir darbe olduğunu dile getirdi.
“Türkiye’de hiçbir basın kuruluşunun yayın güvencesi kalmadı”
Ahmet Aydoğan, konuşmasının devamında Türkiye'de gazetecilere ve medya kuruluşlarına yönelik uygulamalara dikkat çekti.
Gazetecilerin tutuklanması, ev hapsi kararları, elektronik kelepçe uygulamaları, internet sitelerine erişim engelleri ve medya kuruluşlarına kayyım atanmasının basın özgürlüğünü giderek daralttığını savundu.
TELE1’e kayyım atanmasını hatırlatan Aydoğan, T24’e yönelik erişim müdahaleleri ile Evrensel'in de aralarında bulunduğu çeşitli basın kuruluşlarının sosyal medya hesaplarına getirilen engelleri de eleştirdi.
Aydoğan, şu değerlendirmede bulundu:
“Bu uygulamalar Türkiye’de hiçbir basın kuruluşunun yayın güvencesinin olmadığını gösteriyor. Bu saldırı, mutfağından ekran önüne yüzlerce basın emekçisinin alın terini, işini ve geleceğini de doğrudan hedef almıştır.”
Basına yönelik müdahalelerin yalnızca ifade özgürlüğünü değil, gazetecilerin çalışma hakkını ve ekonomik geleceğini de tehdit ettiğini vurguladı.
“Fon yolsuzluğu tartışmalarının üzeri örtülmek isteniyor”
Aydoğan, açıklamasında son dönemde kamuoyunun gündeminde yer alan fon yolsuzluğu iddialarına da değindi.
Halk TV’ye yönelik müdahalenin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun savunma yapacağı günün sabahında gerçekleştirilmesine dikkat çeken Aydoğan, operasyonun zamanlamasını eleştirdi.
İktidarın fon yolsuzluğu tartışmalarından dikkatleri uzaklaştırmaya çalıştığını öne süren Aydoğan, ekonomik kriz ve geçim sıkıntısı derinleşirken muhalif basının baskı altına alındığını savundu.
“Millet, fon soygununun hesabının sorulmasını isterken, ekonomik kriz, geçim derdi, adaletsizlikler ülkemizin her yerinde sürerken onlar bu soygun düzeni devam etsin diye muhalif sesleri kısıyor” diyen Aydoğan, yargı, kolluk güçleri ve kayyım uygulamalarının siyasi baskı aracı haline getirildiğini ileri sürdü.
Aydoğan, fon yolsuzluğu iddialarının araştırılmasını isteyen gazetecilerin de baskılarla karşılaştığını belirterek demokrasi, özgürlük ve adalet taleplerinin susturulamayacağını ifade etti.
“Tek sesli medya oluşturulmasına izin vermeyeceğiz”
Basın açıklamasında medya üzerindeki baskıların toplumun farklı kesimlerinin sesini duyurmasını engellemeyi amaçladığı savunuldu.
Aydoğan, muhalif medya kuruluşlarına yönelik müdahalelerin tek sesli bir medya düzeni oluşturma girişiminin parçası olduğunu belirterek Adana Emek ve Demokrasi Platformu'nun basın özgürlüğünü savunmaya devam edeceğini söyledi.
Aydoğan, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Faşist bir rejimin inşa edildiği ve buna uygun tek sesli bir medya oluşturma girişimlerine karşı Adana Emek ve Demokrasi Platformu olarak medya özgürlüğünü savunmaya devam edeceğiz. Muhalif medyanın ortadan kaldırılmak istendiği ve medya özgürlüğünün ‘tek adama biat’a indirgendiği bu süreçte Halk TV ile dayanışma içinde olacağız.”
Anıl Tanburoğlu da Halk TV’ye yönelik müdahaleyi değerlendirdi
Basın açıklamasının ardından söz alan Yeni Parti Kurucu İl Başkanı Doç. Dr. Anıl Tanburoğlu da Halk TV’ye yönelik gelişmeler ve Türkiye’de son dönemde yaşanan antidemokratik uygulamalar üzerine konuştu.
Tanburoğlu’nun konuşmasıyla birlikte açıklamada basın özgürlüğü, demokratik haklar ve halkın haber alma hakkı etrafındaki tartışmalar sürdü.
İnönü Parkı’ndan ortak mesaj: “Kurtuluş yok tek başına”
Adana Emek ve Demokrasi Platformu'nun İnönü Parkı'ndaki açıklamasında, Halk TV’ye yönelik kayyım uygulamasına karşı dayanışmanın sürdürüleceği mesajı verildi.
Basın özgürlüğü ile halkın demokratik haklarının birbirinden ayrı düşünülemeyeceğinin vurgulandığı buluşmada, gazetecilerin özgürce çalışabilmesi ve toplumun farklı haber kaynaklarına erişebilmesinin demokratik yaşam açısından taşıdığı önem öne çıktı.
Açıklama boyunca yükselen “Özgür Basın Susturulamaz” ve “Kurtuluş Yok Tek Başına, Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz” sloganları, İnönü Parkı'ndaki dayanışma buluşmasının ortak mesajı oldu.







