144 ülkeyi kapsayan ve 406 sayfadan oluşan raporda, özellikle gelişmiş dijital gözetim araçlarının hem devletler hem de özel şirketler tarafından yaygın şekilde kullanıldığı ve bunun ifade özgürlüğü, özel hayatın gizliliği ve iletişim güvenliği üzerinde ciddi riskler oluşturduğu vurgulandı.

Casus yazılım endişesi: NSO ve benzeri şirketler

Raporda, NSO Group, Intellexa ve Paragon gibi şirketler tarafından geliştirilen müdahaleci casus yazılımların hukuksuz gözetim uygulamalarını yaygınlaştırdığı belirtildi. Bu teknolojilerin bireylerin iletişimlerine ve özel yaşamına erişimi kolaylaştırdığı ifade edildi.

Denetimsiz büyüyen casus yazılım pazarının küresel ölçekte ciddi bir güvenlik ve insan hakları riski oluşturmayı sürdürdüğü kaydedildi.

Sosyal medya ve yapay zekâ vurgusu

Raporda ayrıca sosyal medya platformlarının içerik denetimi ve güvenlik ekiplerini küçültmesinin, yanlış bilgi ve zararlı içeriklerin yayılmasını artırdığı öne sürüldü. Meta Platforms ve X gibi şirketlerin içerik doğrulama ve güvenlik programlarında geri adım attığı ifade edildi.

Yapay zekâ altyapısının genişlemesiyle birlikte veri merkezleri, enerji ve su tüketiminin arttığı; bunun da çevresel tahribatı ve işçi hakları sorunlarını derinleştirdiği belirtildi.

Çevrimiçi şiddet ve sansür iddiaları

Raporda, Çin’in çevrimiçi sansür sistemlerinin başka ülkelere ihraç edildiği, bazı devletlerin ise sosyal medya üzerinden gözetim ve baskı uygulamalarını artırdığı iddia edildi.

Ayrıca çevrimiçi taciz, yapay zekâ ile üretilen cinsel içerikler ve mahrem görüntülerin izinsiz paylaşımı gibi durumların özellikle kadınlara yönelik dijital şiddeti artırdığına dikkat çekildi.

EN YAKIN HURDACI İLE HIZLI VE GÜVENİLİR HURDA SATIŞI DENEYİMİ
EN YAKIN HURDACI İLE HIZLI VE GÜVENİLİR HURDA SATIŞI DENEYİMİ
İçeriği Görüntüle

Devletlere “casus yazılımı yasaklayın” çağrısı

Uluslararası Af Örgütü raporunda, devletlere müdahaleci casus yazılımların geliştirilmesi, satışı ve kullanımının yasaklanması çağrısı yapıldı.

Ayrıca yapay zekâ sistemleri için insan haklarına uygun, bağlayıcı ve denetlenebilir düzenlemeler getirilmesi gerektiği, sosyal medya şirketlerinin ise iş modellerini insan hakları risklerine göre yeniden tasarlamaları gerektiği ifade edildi.

Muhabir: Haber Merkezi