Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, 2017’den bu yana cezaevinde bulunan Osman Kavala’nın ikinci başvurusunda Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki bir dizi hakkı ihlal ettiğine hükmetti. Mahkeme, Kavala’nın mümkün olan en kısa sürede serbest bırakılması gerektiğini belirtti. AİHM Büyük Dairesi, Osman Kavala’nın 18 Ocak 2024’te yaptığı ikinci başvuruya ilişkin kararını bugün Strazburg’daki İnsan Hakları Binası’nda düzenlenen kamuya açık oturumda açıkladı. Karar, Kavala’nın 2019’daki ilk AİHM kararının ardından devam eden tutukluluğunu, yargılanma sürecini ve Gezi Parkı davasında aldığı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını kapsıyor. Mahkeme, Kavala’nın haklarının ikinci kez ihlal edildiğine karar verirken, Türkiye’nin Kavala’yı “mümkün olan en kısa sürede” serbest bırakmasını istedi. AİHM Başkanı Mattias Guyomar, tespit edilen ihlallerin ağırlığı nedeniyle tahliyenin geciktirilmemesi gerektiğini belirtti. Birden fazla hak ihlali tespit edildi Büyük Daire, Kavala’nın başvurusunda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin birden fazla maddesinin ihlal edildiğine hükmetti. Mahkemenin kararında; 3. madde: İşkence ve kötü muamele yasağı, 5. madde: Özgürlük ve güvenlik hakkı, 6. madde: Adil yargılanma hakkı, 7. madde: Kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi, 10. madde: İfade özgürlüğü, 11. madde: Toplantı ve örgütlenme özgürlüğü, 18. madde: Hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamaların amacı dışında kullanılmasının yasaklanması kapsamında ihlaller tespit edildi. İfade, toplantı ve örgütlenme özgürlüğü ile adil yargılanma, özgürlük ve güvenlik hakkına ilişkin ihlal kararları 15'e karşı 2 oyla alındı. AİHM ayrıca, tahliye olanağı bulunmayan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası nedeniyle Sözleşme’nin 3. maddesinin de ihlal edildiğine karar verdi. AİHM 2019’da da “derhal serbest bırakılmalı” demişti Osman Kavala, 18 Ekim 2017’de gözaltına alınmış, 1 Kasım 2017’de tutuklanmıştı. Avukatları 2018’de AİHM’e başvurmuştu. AİHM, 10 Aralık 2019’da verdiği ilk kararında Kavala’nın özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiğine hükmetmişti. Mahkeme, tutukluluğun Kavala’yı ve diğer insan hakları savunucularını susturmak ve caydırmak gibi Sözleşme’de öngörülmeyen bir amaç taşıdığı sonucuna da varmıştı. Bu nedenle Türkiye’ye Kavala’nın tutukluluğuna son vermesi ve “derhal serbest bırakılmasını” sağlaması çağrısında bulunmuştu. Ancak Kavala tahliye edilmedi. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi de AİHM kararının uygulanmaması üzerine ihlal prosedürünü işletmiş, AİHM 2022’de Türkiye’nin Sözleşme’den doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğine karar vermişti. Gezi davasında ağırlaştırılmış müebbet Kavala, Türkiye’deki yargılama sonucunda 25 Nisan 2022’de Gezi Parkı eylemleriyle bağlantılı olarak “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi sürecinin ardından dosya Yargıtay’a taşındı ve karar 28 Eylül 2023’te Yargıtay tarafından onanarak kesinleşti. Kavala’nın ikinci AİHM başvurusu da tam olarak bu süreçte, 2019 tarihli AİHM kararından sonra devam eden tutukluluk ve sonuçlanan ceza yargılamasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne uygun olup olmadığına odaklandı. Türkiye açısından yeni bir AİHM kararı Büyük Daire’nin bugünkü kararı, Kavala dosyasında AİHM’nin verdiği ilk karardan ayrı yeni bir ihlal kararı niteliği taşıyor. İlk karar Kavala’nın tutukluluğuna ilişkinken, bugünkü karar 2019 sonrasında devam eden tutukluluk, yargılama ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını birlikte ele alıyor. AİHM ayrıca Türkiye’nin Kavala’ya tazminat ödemesine hükmetti. Kararın ardından Türkiye açısından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerin ve Kavala’nın tahliye edilmesine yönelik Mahkeme hükmünün nasıl uygulanacağı yeniden gündeme geldi. Kavala’nın ikinci başvurusuna ilişkin duruşma 25 Mart 2026’da Strazburg’da gerçekleştirilmişti. Büyük Daire, yaklaşık beş ay sonra kararını açıkladı.