Psikolojik destek almayı düşünen bir kişi çoğu zaman kararı verecek bilgiye zaten sahiptir. Gecikme, terapinin ne olduğunu bilmemekten çok kararın tek başına verilmemesinden doğar. Görüşmeye gitmek; ailenin, eşin, arkadaş çevresinin ve bazen iş ortamının tepkisiyle birlikte hesaplanan bir adıma dönüşür. Bu hesap sessizce yapıldığı için adı da konmaz: kişi kendi kararsızlığından söz eder, oysa beklenen şey çoğunlukla çevreden gelecek tepkidir.

Bu tepkiler belirli bir aile yapısına, kesime veya kültüre özgü değildir. Yakın çevre kaynaklı gecikme, birbirine hiç benzemeyen ailelerde, farklı şehirlerde ve farklı eğitim düzeylerinde benzer mekanizmalarla işler; değişen şey hangi mekanizmanın öne çıktığıdır. Mekanizmayı adlandırmak da kararı çevreden geri almanın ilk adımıdır.

Gecikmeyi üreten dört ayrı mekanizma

Çevresel etkenleri tek bir baskı başlığı altında toplamak, hangisinin nasıl çözüleceğini de görünmez kılar. Etkenler neyi hedef aldıklarına göre ayrıldığında kararı geciktirme biçimleri de birbirinden ayrışır.

• Anlamın kayması: Görüşmeye gitmek çevrede zaman zaman durumun ağırlaştığına dair bir işaret gibi okunur. Oysa ilk görüşme bir değerlendirme oturumudur ve terapiye başlamak için kriz anını beklemek gerekmez.

Meteoroloji’den il il hava durumu uyarısı: Sağanak ve kuvvetli rüzgar geliyor
Meteoroloji’den il il hava durumu uyarısı: Sağanak ve kuvvetli rüzgar geliyor
İçeriği Görüntüle

• Sadakat çerçevesi: Ailede veya ilişkide konuşulan bir meselenin dışarıda anlatılması, bazı kişiler için bağlılığın zedelenmesi gibi hissedilir. Bu his, kişinin kendi zorlanmasını anlatma hakkını ikinci sıraya düşürür.

• Sonuç kaygısı: Burada korkulan şey görüşmenin kendisi değil, görüşmenin bilinmesidir. İş yerinde veya yakın çevrede nasıl görüleceğine dair beklenti, kararı tanımsız bir riske bağlar.

• Zamanlama önerileri: “Biraz daha bekle”, “kendi kendine toparlarsın”, “herkesin başına geliyor” gibi cümleler genellikle iyi niyetle söylenir ve kararı sert bir itirazdan daha etkili biçimde erteler.

İlk üçü inanç ve algı düzeyinde çalışır; tartışılabilir, sınanabilir ve çoğu zaman doğru bilgiyle karşılanabilir. Dördüncüsü ise takvim üzerinde çalışır. Bir tarih vermediği, yalnızca şimdi olmadığını söylediği için fark edilmesi en zor olan da odur.

Çevreden duyulan cümleler neyin karşılığıdır

Yakın çevreden gelen itirazların büyük bölümü kötü niyetli değildir. Çoğu, terapinin ne olduğu hakkındaki boşluğu kendi tahminiyle dolduran cümlelerdir. Cümleyi olduğu gibi tartışmak yerine arkasındaki kaygıyı görmek hem konuşmayı hem kararı kolaylaştırır.

Duyulan cümle

Arkasındaki kaygı

Karar üzerindeki etkisi

Bu kadar abartmaya gerek yok

Yakının kendi çaresizliği ve konuyu küçültme eğilimi

Kişi kendi ölçütüne güvenmeyi bırakır

Aile meselesi dışarıda konuşulmaz

Anlatılanların korunup korunmayacağına dair belirsizlik

Görüşme bir sadakat sorunu gibi kurgulanır

Sen güçlüsün, sana gerek yok

Kişiye yüklenen rolün sürmesi isteği

Destek istemek zayıflık gibi anlaşılır

Bir yere kayıt olur mu

Gizliliğin nasıl işlediğinin bilinmemesi

Karar tanımsız bir riske ertelenir

Zamanla geçer

Değişimin kendiliğinden olacağı beklentisi

Karar tarihsiz biçimde ileri atılır

Bu tabloyu bir tartışma listesi gibi kullanmak gerekmez. İşlevi, cümlenin kime ait olduğunu ayırmaktır: itiraz kişinin kendi değerlendirmesi mi, yoksa aktarılmış bir tahmin mi. Son satırdaki soru ise tahmin gerektirmez; görüşmede anlatılanların nasıl korunduğu, randevudan önce doğrudan sorulabilecek bir başlıktır.

İkinci el anlatıyı kaynağından sınamak

Çevrede dolaşan terapi anlatısı çoğunlukla ikinci eldir: bir tanıdığın yıllar önceki tek görüşmesi, kulaktan duyma bir izlenim ya da bir dizide görülen sahne. Bu anlatının zayıf yanı mutlaka yanlış olması değil, doğrulanabilir bir karşılığının bulunmamasıdır. Birinin izlenimiyle tartışmak da bu yüzden sonuca varmaz.

Daha kısa bir yol var. Yakın çevreye hiç sormadan bakılabilecek bir mezitli psikolog sayfası, çevrenin tahminle doldurduğu boşlukların çoğunu kaynağın kendi ifadesiyle kapatır: kimin hangi zorlanma başlıklarıyla çalıştığı, hangi yaklaşımlardan yararlanıldığı, ilk görüşmenin neyi kapsadığı ve sürecin neyi vaat etmediği orada yazılıdır.

Klinik psikolog Furkan Lenk'in çalışma biçimi bu okumaya örnek verilebilir. Tek ekole bağlı kalmadan Bilişsel Davranışçı Terapi, Şema Terapi ve Varoluşçu Terapi'den yararlanır; ilk görüşmeyi, zorluğun ne zaman başladığının ve bugüne kadar neyin işe yaradığının konuşulduğu bir değerlendirme oturumu olarak tanımlar. Görüşmeler yüz yüze veya online yürütülebilir, Mezitli ve çevre ilçeler hizmet bölgesi olarak anılır. Sıklık ve süre danışanın ihtiyacına göre belirlenir.

Kaynağın kendi metni her soruyu cevaplamaz. Zorlanmanın hangi çerçevede ele alınacağı kişiye özgüdür ve ancak görüşmede belirlenir. Ama çevreden gelen cümlelerin hangisinin gerçek bir karşılığı olduğunu görmek için bu kadarı yeter.

Kararı başkası verdiğinde

Baskı yalnızca görüşmeyi engelleme yönünde işlemez. Bazı kişiler kendi kararıyla değil, bir yakınının ısrarıyla gelir: eşin koşulu, ailenin talebi ya da iş yerinden gelen bir yönlendirme. Bu da çevresel bir etkendir ve yönü ertelemenin tersi olsa da sürecin üzerine aynı ölçüde biner.

Görüşmeye isteksiz gelen kişinin gündemi, onu gönderen kişinin gündemi değildir. Değerlendirme oturumunun işi, kişinin kendi cümlesiyle neyi değiştirmek istediğini bulmaktır; böyle bir cümle henüz yoksa konuşulacak ilk konu bunun kendisi olur. Gönüllülük burada yalnızca etik bir ilke değil, pratik bir koşuldur: hedefi başkası belirlediğinde üzerinde çalışılacak bir hedef de kalmaz.

Yetişkinlerde görüşmeye gelme kararının sahibi kişinin kendisidir. Ergenlerle yürütülen çalışmalarda ebeveynin sürece dahil olması işin doğal parçasıdır ve bu, karar sahipliğini ortadan kaldıran bir baskı olarak okunmaz.

Çevre her zaman engel değildir

Aynı çevre, kararı geciktirdiği gibi süreci taşıyabilir de. Görüşme saatinin haftalık düzene yerleşmesi, yol ve zaman planı, zor geçen bir oturumun ardından kalan birkaç saat; bunların hepsi çevreyle kurulan pratik düzenlemelerdir. Süreci tek bir kişinin bilmesi bile bu düzenlemeyi kolaylaştırır.

Bazı başlıklarda ise zorlanmanın kendisi ilişkiseldir ve çevre doğrudan çalışmanın konusu olur. Çift terapisinde odak, taraflardan birinin haklı çıkması değil tekrar eden döngünün görünür hale gelmesidir. Aile terapisinde odak tek bir kişi değil, aile sisteminin kendisidir. Bu iki çerçevede çevre bir engel değil, üzerinde çalışılan alandır.

Ayrım şurada netleşir: onay ile destek aynı şey değildir. Onay başvurmanın koşulu değildir; destek süreci kolaylaştırır ama yokluğu başlamaya engel oluşturmaz. Kararı çevrenin onayına bağlayan sıralama çoğu zaman kararın hiç verilmemesiyle sonuçlanır.

Başvurmak için kimseye haber vermek gerekmez

Terapiye başlamak duyurulması gereken bir karar değildir. Kimin bileceği kişinin kendi tercihidir ve görüşmede anlatılanlar, kişinin onayı olmadan aile dahil hiç kimseyle paylaşılmaz. Bu, çevreyi bilgilendirmenin yanlış olduğu anlamına gelmez; yalnızca sıranın değişebileceği anlamına gelir. Karar önce verilir, paylaşım kişinin kendi zamanlamasıyla yapılır. Görüşmenin online yürütülebilmesi de bu zamanlamayı kişinin kendi elinde tutmasını kolaylaştıran pratik bir seçenektir.

Ertelemenin nötr olmaktan çıktığı yer

Beklemek her zaman kayıp değildir; bazı zorlanmalar geçicidir ve kendi seyrini izler. Ancak erteleme bir noktadan sonra nötr kalmaz. Zorlanma uykuya, işe, okula veya ilişkilere yayıldığında, kaçınma gündelik düzenin sabit parçası haline geldiğinde ve kişi olağan işlerini yürütmekte güçlük çektiğinde, çevrenin ne düşündüğü sorusu kararı taşıyacak bir ölçüt olmaktan çıkar.

Bu işaretler anlatılabilir, ancak bir tanıya çevrilemez. Bu belirtiler bir tanı anlamına gelmez; tanı yalnızca yüz yüze değerlendirmeyle konulabilir. İlaç gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi hekimin alanıdır ve psikiyatri başvurusu gereken durumlarda yönlendirme yapılır. Buradaki anlatım bilgilendirme amaçlıdır ve tıbbi teşhis veya tedavi yerine geçmez.

Tek bir konuda çevrenin görüşü hiç gündeme gelmez. İntihar düşüncesi, kendine zarar verme veya yakın bir tehlike söz konusuysa beklenmez: acil durumda 112 aranır ya da en yakın acil servise başvurulur.

En çok sorulan üç soru

Ailem karşı çıkıyor, yine de başvurabilir miyim

Yetişkin bir kişinin psikologla görüşmesi için bir yakınının onayı gerekmez. Karşı çıkışın nedenini görüşmede ele almak da mümkündür; bu itiraz çoğu zaman kişiye değil, sürecin ne olduğu hakkındaki boşluğa dairdir.

Eşim bireysel görüşmemi ilişkiye müdahale gibi görüyor

Bireysel görüşme ilişkiyi konu edebilir, ancak taraflardan birini haklı çıkarma işi görmez. Ortak bir sorun tanımı varsa çift terapisi ayrı bir çerçevedir ve orada odak döngünün kendisidir. İki çerçeveyi ayırmak, itirazın dayandığı yanlış anlamayı da azaltabilir.

Çevrem zamanla geçeceğini söylüyor, ne kadar beklemek gerekir

Süre üzerinden bir eşik verilmez. Ölçüt geçen zaman değil, zorlanmanın gündelik hayatta kapladığı alanın genişleyip genişlemediğidir. Bu alan genişliyorsa beklemenin bir karşılığı kalmaz; terapiye başlamak için kriz anını beklemek gerekmez.