Yeni Parti Adana İl Başkanı Doç. Dr. Anıl Tanburoğlu, Halk TV’ye kayyım atanmasına tepki göstererek kararın basın özgürlüğüne ve halkın haber alma hakkına yönelik antidemokratik bir müdahale olduğunu söyledi. Tanburoğlu, iktidarın muhalif sesleri susturarak ülkenin gerçek gündemini perdelemeye çalıştığını savundu.

Yeni Parti Adana İl Başkanı Doç. Dr. Anıl Tanburoğlu, Halk TV’ye kayyım atanması ve yayınlarının durdurulmasına ilişkin yaptığı açıklamada, Türkiye’de basın özgürlüğünün, yargı bağımsızlığının ve demokratik hakların giderek daha fazla baskı altında olduğunu belirtti.

Kayyım uygulamalarının yalnızca ilgili kurumları değil, toplumun tamamının demokratik haklarını etkilediğini ifade eden Tanburoğlu, Halk TV’ye yönelik müdahalenin halkın doğru ve tarafsız bilgiye ulaşma hakkını da hedef aldığını dile getirdi.

“Kayyım kararı antidemokratiktir”

Halk TV’ye kayyım atanmasını kabul etmediklerini vurgulayan Tanburoğlu, Türkiye’de son dönemde yaşanan gelişmelerin demokratik hukuk devleti ilkeleri açısından ciddi kaygılar yarattığını söyledi.

Tanburoğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Bizler Yeni Partililer olarak bu antidemokratik tutumu kabul etmiyoruz. Ülkemiz her sabah yeni bir karanlığa uyanmaktadır. Halk iradesini hedef alan siyasi yargı operasyonları, gazetecilere ve basın kuruluşlarına yönelik müdahaleler, kayyım uygulamaları ve toplumun her kesimini etkileyen hukuksuzluklar artarak devam etmektedir.”

Halk TV’ye yönelik müdahalenin basın özgürlüğü açısından yeni bir aşama olduğunu belirten Tanburoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu hukuksuzlukların son halkası olarak, dün şafak vakti polis baskınıyla Halk TV’ye kayyım atanması, yalnızca bir medya kuruluşunu değil, özgür basını ve halkın haber alma hakkını da hedef almaktadır. Seçim sürecine giderken muhalif sesleri kısmaya yönelik bu tür müdahaleler, yurttaşların özgür ve sağlıklı bilgiye erişimini doğrudan etkilemektedir.”

“Amaç ülkenin gerçek gündemini perdelemek”

Halk TV’ye yönelik kayyım kararının zamanlamasına dikkat çeken Tanburoğlu, iktidarın temel amacının mevcut siyasi düzeni korumak ve toplumdaki değişim talebini bastırmak olduğunu ileri sürdü.

Tanburoğlu, “Devletin imkânlarıyla kendi çıkarlarını korumaya çalışan bir anlayışın özgür basını baskı altına alması, demokrasiye ve toplumsal iradeye zarar vermektedir” dedi.

Kayyım kararının, Ekrem İmamoğlu’nun Silivri’de savunmasına başladığı güne denk gelmesini de değerlendiren Tanburoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Halk TV’ye yönelik kayyım kararının zamanlaması da dikkat çekicidir. Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’nun Silivri’de savunmasının başladığı gün alınan bu karar, siyasi davaların ve basın özgürlüğünün yeniden tartışıldığı bir döneme denk gelmiştir.”

Tanburoğlu, siyasi davaların kamuoyunda geniş biçimde tartışıldığı bir süreçte basına yönelik müdahalelerin yurttaşların bilgi edinme hakkı açısından ciddi sorunlar yarattığını belirtti.

Fon krizi ve ekonomik gelişmelerin aydınlatılması çağrısı

Açıklamasında kamuoyunda “fon krizi” olarak tartışılan gelişmelere de değinen Tanburoğlu, yüz binlerce yurttaşın etkilendiği belirtilen olayların bütün yönleriyle araştırılması gerektiğini ifade etti.

Ekonomik gelişmeler karşısında şeffaflık ve hesap verebilirliğin önemine işaret eden Tanburoğlu, fon işlemleriyle ilgili iddiaların açıklığa kavuşturulmasını ve sorumluların ortaya çıkarılmasını istedi.

Tanburoğlu, kamuoyunun ekonomik sorunlar ve yolsuzluk iddiaları konusunda doğru bilgiye ulaşabilmesinin özgür basının varlığıyla doğrudan ilişkili olduğunu vurguladı.

“Uluslararası anlaşmalar ve asker gönderme kararları açıkça tartışılmalı”

Tanburoğlu, açıklamasında Türkiye'nin dış politikası ve Meclisin denetim yetkilerine ilişkin değerlendirmelerde de bulundu.

Asker gönderme kararları ve uluslararası anlaşmaların kamuoyunda yeterince tartışılmadığını belirten Tanburoğlu, bu konularda demokratik denetimin işletilmesi gerektiğini söyledi.

Anayasa’nın 90. ve 92. maddelerine dikkat çeken Tanburoğlu, uluslararası anlaşmalar ile yabancı ülkelere asker gönderilmesine ilişkin yetki ve usullerin açık biçimde ele alınmasının demokratik hukuk devletinin gereği olduğunu ifade etti.

“Demokrasi ve hukuk mücadelesinden geri adım atmayacağız”

Basın özgürlüğünün, yargı bağımsızlığının ve halk iradesine saygının demokratik bir toplumun vazgeçilmez unsurları olduğunu belirten Tanburoğlu, siyasi baskılara karşı demokratik mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi.

Tanburoğlu, açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı:

“Farklı siyasi görüşlerden ve toplumun her kesiminden yurttaşlarla birlikte bir kez daha vurguluyoruz: Türkiye’nin geleceği baskı, sansür ve hukuksuzluk iddiaları üzerinden şekillendirilemez. Yargının bağımsızlığı, basın özgürlüğü ve millet iradesine saygı, demokratik bir hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarıdır.”

Yargı kararları, kolluk müdahaleleri ve kayyım uygulamaları üzerinden toplumun demokratik taleplerinin bastırılamayacağını savunan Tanburoğlu, halkın özgürlük ve demokrasi isteğinin görmezden gelinemeyeceğini dile getirdi.

“Türkiye susmayacak, millet susmayacak!”

Halk TV çalışanları başta olmak üzere tüm basın emekçilerinin yanında olduklarını belirten Tanburoğlu, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Özgür basın sansüre boyun eğmez. Gerçeklerin kamuoyuna ulaşması engellenemez. Halk TV’nin, özgür basının ve tüm basın emekçilerinin ifade ve haber alma özgürlüğünü savunuyoruz.

Türkiye’nin dört bir yanında demokrasiye, hukukun üstünlüğüne ve ülkemizin geleceğine sahip çıkmaya devam edeceğiz. Türkiye’yi karanlığa hapsetmeye çalışan anlayışa karşı mücadelemizi demokratik yollarla sürdüreceğiz. Türkiye susmayacak, millet susmayacak!”