TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi, YENİ Parti Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, kamuoyunda “fon krizi” olarak tartışılan gelişmelere ilişkin Meclis araştırması yapılması çağrısında bulundu. Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki konuşmasında, muhalefet partilerinin araştırma önergelerinin gündemde olduğu Genel Kurul oturumunun karar yeter sayısı sağlanamadığı için kapandığını belirten Bakırlıoğlu, iktidara tepki gösterdi.
Yaşananların yalnızca bir finansal kriz olarak değerlendirilemeyeceğini savunan Bakırlıoğlu, “Bunun adını doğru koymak lazım: Asrın vurgunu, asrın hortumculuğu” ifadelerini kullandı. Küçük yatırımcıların birikimlerini kaybettiğini söyleyen Bakırlıoğlu, denetleyici kurumların sorumluluğunun ve siyasi bağlantı iddialarının araştırılmasını istedi.
“Her yerde konuşuluyor, Meclis’te tartışılamıyor”
Fonlarla ilgili gelişmelerin haftalardır toplumun farklı kesimlerinde konuşulduğunu belirten Bakırlıoğlu, konunun öncelikle ele alınması gereken yerin TBMM olduğunu vurguladı.
Muhalefet partilerinin olayın nedenlerinin, nasıl gerçekleştiğinin ve sorumlularının belirlenmesi için araştırma önergeleri verdiğini aktaran Bakırlıoğlu, AK Parti milletvekillerinin karar yeter sayısı istemesinin ardından yeter sayı sağlanamadığını ve Genel Kurul’un kapandığını söyledi.
Bakırlıoğlu, yaşananlara şu sözlerle tepki gösterdi:
“Benim ilk defa başıma geldi, daha önce oldu mu bilmiyorum yani kimden neyi saklıyorsunuz? Yani 850 milyar liralık bir vurgundan bahsediliyor, soygundan bahsediliyor; tartışılması gereken yer burası. Cumhurbaşkanı ‘Sonuna kadar gideceğiz’ diyor, bu olay Mecliste tartışılmıyor. Adalet ve Kalkınma Partililerin sıraları bomboş, kimse yok.”
Konuyu gündemde tutacaklarını belirten Bakırlıoğlu, “Bugün konuşmazsak yarın konuşacağız, yarın konuşmazsak ertesi gün konuşacağız, her fırsatta konuşacağız” dedi.
“Küçük yatırımcı borcunu, kredi kartını ödeyemiyor”
Fonlardaki kayıplardan 455 bin yatırımcının etkilendiğini ifade eden Bakırlıoğlu, borsadaki kayıplar da hesaba katıldığında etkilenenlerin sayısının milyonlara ulaştığını söyledi.
Bu kişilerin büyük bölümünün küçük yatırımcılardan oluştuğunu belirten Bakırlıoğlu; 10 bin, 50 bin veya 100 bin liralık tasarruflarını değerlendirmek isteyen insanların birikimlerini kaybettiğini, borçlarını ve kredi kartı ödemelerini karşılamakta zorlandığını anlattı.
Yatırımcıların kendilerine e-postalar göndererek çözüm istediğini aktaran Bakırlıoğlu, böylesine büyük bir sorunun Meclis’te tartışılamamasını eleştirdi.
“Hisseler şişirildi, fonlar şişirildi, saadet zinciri oluşturuldu”
Sermaye piyasalarında manipülasyon yapıldığını ileri süren Bakırlıoğlu, önce hisse senetlerinin, ardından fonların değerlerinin şişirildiğini savundu.
Faaliyeti bulunmayan veya çok az çalışanı olan şirketlerin hisselerinde art arda tavan fiyat hareketleri yaşandığını söyleyen Bakırlıoğlu, şöyle konuştu:
“Önce hisse senetleri şişirildi, sonra fonlar şişirildi. Hisse senetlerine, her gün içi bomboş olan hisse senetlerine yani çalışanın olmadığı, iki çalışanın olduğu, faaliyetin olmadığı hisse senetlerine her gün tavan tavan tavan yaptırıldı. Fonlar katlanmaya başlandı, sonra bu fonlar halka arz edildi.”
Hisselerdeki artışların şirketlerin faaliyetleriyle açıklanamayacak boyutlara ulaştığını savunan Bakırlıoğlu, “Bu hisseler 10 kat, 100 kat, bin kat artırıldı, bir saadet zinciri oluşturuldu” ifadelerini kullandı.
SPK ve BDDK’ya denetim eleştirisi
Bakırlıoğlu, risklere ilişkin uyarılara rağmen Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) gerekli adımları atmadığını ileri sürdü.
Denetleyici kurumların yaşananları görmezden geldiğini savunan Bakırlıoğlu, SPK’nın Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in uyarısından ancak on ay sonra düzenleme yaptığını söyledi. Bu süre içerisinde yatırımcıların kayıplarının büyüdüğünü ifade etti.
Düzenlemenin ardından bazı kişilerin paralarını çekerek sistemden çıktığını iddia eden Bakırlıoğlu, geride küçük yatırımcıların karşılamak zorunda kaldığı büyük bir fatura kaldığını belirtti.
“Borsadaki kayıplarla birlikte 90 milyar dolardan söz ediliyor”
Bakırlıoğlu, konuşmasında fonlara ilişkin kayıp büyüklüğünü 850 milyar lira, yaklaşık 20 milyar dolar olarak dile getirdi. Borsadaki kayıplarla birlikte toplam tutarın 90 milyar dolara çıktığının söylendiğini aktardı.
Söz konusu tutarı deprem felaketinin ekonomik maliyetiyle karşılaştıran Bakırlıoğlu, “‘Asrın felaketi’ dediğiniz deprem felaketinin bu ülkeye maddi maliyeti 100 milyar dolar, fon vurgununun maliyeti 90 milyar dolar” dedi.
“Bunun adı asrın vurgunu, asrın hortumculuğu”
Araştırma önergelerinde ve tartışmalarda kullanılan “fon krizi” ifadesinin yaşananları açıklamakta yetersiz kaldığını savunan Bakırlıoğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bugün araştırma önergelerinde hep ‘fon krizi’, ‘fon krizi’, buradaki arkadaşlar da ‘fon krizi’ diyor, esasında bu ‘fon krizi’ değil, burada yaşanan şey asrın vurgunu, asrın hortumculuğu.”
Fon yöneticileri, şirket yöneticileri ve kamu görevlileri arasında siyasi bağlantılar bulunduğunu ileri süren Bakırlıoğlu; Cumhurbaşkanı danışmanları, AKP’li bürokratlar, eski milletvekilleri, eski bakanlar ve bakan yakınlarına ilişkin iddiaların araştırılması gerektiğini söyledi.
Konuşmasında Adalet Bakanı’nın eski eşi, bir Merkez Bankası başkan yardımcısı ve AK Parti gençlik kollarından isimlere de değinen Bakırlıoğlu, tek tek isimlerden hareket etmek yerine bağlantıların bütününe bakılması gerektiğini savundu.
Bakırlıoğlu, “Eğer isimlere takılacak olursak büyük resmi göremeyiz ve ilerleyemeyiz ama gördüğümüz bir şey var: Bunların hepsi birbiriyle ilişkili büyük bir ağ var” dedi.
Cumhurbaşkanlığı sistemine ve atamalara tepki
Bakırlıoğlu, kamuoyunda adı geçen kişilerin atamalarından hareketle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi sorumluluğu bulunduğunu savundu.
Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin halka “Siz bir kişiyi seçeceksiniz, o bir kişi herkesi seçecek” sözleriyle anlatıldığını hatırlatan Bakırlıoğlu, yaşananları yönetim anlayışı ve denetim mekanizmalarıyla ilişkilendirdi.
“Bugün yaşananlar aylardır anlattığımız, ifşa ettiğimiz, sizin inşa ettiğiniz kara düzenin sonucudur” diyen Bakırlıoğlu, sorunun ekonomik sonuçlarının yanı sıra ahlaki ve siyasi boyutlarının da ele alınması gerektiğini belirtti.
“‘Nefsine uymuşlar’ denilerek açıklanamaz”
Yaşananların bireysel davranışlara indirgenmesine itiraz eden Bakırlıoğlu, “Burada ahlaki bir yozlaşma vardır, ahlaki bir çürümeyle karşı karşıyayız yani bu durum Cumhurbaşkanının dediği gibi ‘Nefsine uymuşlar’ denilerek açıklanamaz” ifadelerini kullandı.
Paraların geri konulmasına yönelik çağrıların tek başına yeterli olmayacağını savunan Bakırlıoğlu, iddiaların görmezden gelinmesi ve Meclis’te tartışılmasının engellenmesiyle sorunun çözülemeyeceğini söyledi.
“Kurumlar ve kurallar işlemiyor”
Konuşmasında kurumsal işleyişe de değinen Bakırlıoğlu, böylesine önemli bir konuda Genel Kurul’un kapanmasını eleştirdi.
“Türkiye Büyük Millet Meclisi bile böyle hayati bir konuda kapatılıyorsa ortada kurum falan kalmamıştır, kural kalmamıştır” diyen Bakırlıoğlu, ekonomi programının başarısının denetim ve hesap verme mekanizmalarından ayrı değerlendirilemeyeceğini savundu.
Enflasyonla mücadeleye eleştiri
Bakırlıoğlu, hükümetin ekonomi programına ve enflasyonla mücadele politikasına da tepki gösterdi. “Programınız çalışmıyor” diyen Bakırlıoğlu, enflasyonun uzun bir sürenin ardından yüzde 30’un altına indirilmesinin başarı olarak sunulmasını eleştirdi.
Türkiye’nin yüksek enflasyon yaşayan ülkeler arasında bulunduğunu söyleyen Bakırlıoğlu, jeopolitik riskler ve savaş gerekçeleriyle yapılan açıklamalara itiraz ederek konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:
“Eğer savaşan iki ülke Rusya ile Ukrayna’nın enflasyonunun toplamı bizim enflasyonumuzun üçte 1’i ediyorsa kusura bakmayın, enflasyonla mücadelede başarılı değilsiniz.”





