DEM Parti Mardin Milletvekili Beritan Güneş, Kızılay Kanunu’na ilişkin kanun teklifinin Meclis Genel Kurulu’ndaki görüşmelerinde yaptığı konuşmada, Kızılay’ın insani yardım kuruluşu kimliğinden uzaklaşarak ticari bir yapıya dönüştüğünü savundu.
Teklife neden karşı çıktıklarını anlatan Güneş, demokratik sorumluluğun gerektiğinde “hayır” demeyi gerektirdiğini belirterek, “Demokrasi ‘hayır’ denilen yerlerde büyür ve gelişir” ifadelerini kullandı.
Kızılay’daki staj dönemini anlattı: “İnsani yardımın temel kuralı ayrımcılık yapmamaktır”
Öğrencilik yıllarında, Suriye’deki savaş nedeniyle Türkiye’ye yoğun göçün yaşandığı dönemde Kızılay’da staj yaptığını anlatan Güneş, kurumun uygulamalarına o tarihlerde de itiraz ettiğini söyledi.
Kızılay’ın dil engelini aşmak amacıyla Arapça hizmet sunarken Kürtçe hizmet vermeyi reddettiğini öne süren Güneş, insani yardım faaliyetlerinin ayrımcılıktan uzak yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
Güneş, kurumun mevcut işleyişi değişmeden yeni yetkilerle donatılmasına karşı olduklarını ifade etti.
“Kaç çalışanınız mobbing nedeniyle dava açtı?”
Konuşmasında Kızılay çalışanlarının sorunlarına da yer veren Güneş; işe alımlar, işten çıkarmalar ve görevde yükselmelerde şeffaflık bulunmadığını, kurumda kayırmacılık ve mobbing yaşandığını ileri sürdü.
Çalışanların anlatımlarına atıfta bulunarak “Kızılayzede” ifadesini kullanan Güneş, kurum yöneticilerine şu soruyu yöneltti:
“Kaç çalışanınız size dava açtı bu sebeple; mobbing sebebiyle, emek sömürüsü sebebiyle?”
Kızılay’ın yoksulluğu ve yapısal eşitsizlikleri ortadan kaldırmaya odaklanması gerektiğini belirten Güneş, mevcut anlayışın ise insanları yardıma bağımlı bırakan bir sistem ürettiğini savundu.
“Değişen başkanlara değil, değişen mekanizmalara bakarız”
Kızılay’ın şirketleşmesini ve “Kızılay Yatırım Holding” yapılanmasını eleştiren Güneş, insani yardımın piyasa ilişkilerinin parçası hâline getirildiğini söyledi.
Deprem sonrasında yaşanan çadır satışı tartışmalarını hatırlatan Güneş, afet anında yardım ulaştırma sorumluluğunun kâr anlayışının gerisine itildiğini savundu. Çadır satışına tepki gösteren depremzedelerin yargı süreçleriyle karşı karşıya bırakıldığını da dile getirdi.
Kurum yönetimindeki değişikliğin tek başına yeterli olmadığını belirten Güneş, “Bizler değişen başkanlara değil, değişen mekanizmalara bakarız” dedi. Güneş, başkan değişikliğinin ardından kayırmacılığın, liyakat sorunlarının ve çalışanlara yönelik baskıların sona ermediğini ileri sürdü.
İhale muafiyeti ve kişisel veriler üzerinden eleştiri
Güneş, teklifin Kızılay şirketlerine kamu ihale düzenlemeleri bakımından muafiyet sağladığını belirterek bunun denetim sorunlarını büyüteceğini savundu.
Yurttaşların kişisel verilerinin kullanımına ilişkin hükümlere de itiraz eden Güneş, bu verilerin hangi amaçlarla ve kimlerle paylaşılacağı konusunda belirsizlik bulunduğunu söyledi. Sosyal yardım verilerinin siyasi amaçlarla kullanılabileceği endişesini dile getirdi.
Belediyelerin merkezi sosyal yardım sistemine erişimini de gündeme getiren Güneş, “Neden bu verileri partizan bir dernekte merkezileştiriyorsunuz?” diye sordu.
İktidarın yoksullukla mücadele etmek yerine yardım mekanizmalarını kendi kontrolünde toplamak istediğini savunan Güneş, şöyle konuştu:
“Siz, sözde yoksullukla mücadele etmeyi bir köşeye bırakın, bunu merkezileştirerek kendi tekelinize almak istiyorsunuz, yoksulluğu yönetmek istiyorsunuz. Çünkü buradan bir siyasi rant devşirmek istiyorsunuz. Ama biz ise tamamen yoksullukla mücadele etmek istiyoruz. Siz yok edilmiş yoksulluk istemiyorsunuz, yönetilmiş yoksulluk istiyorsunuz.”
“Cumartesi Annelerinin sesini de duyacak mıyız?”
Güneş, teklifin kayıpların araştırılması, aile haberleşmesinin sağlanması ve insani yardım ulaştırılmasına ilişkin bölümünü de değerlendirdi.
Düzenlemede yer alan “hiçbir ayrım gözetmeksizin” ifadesinin Türkiye’de yakınlarını arayan aileler açısından da karşılık bulması gerektiğini vurgulayan Güneş, Barış Anneleri ve Cumartesi Annelerinin taleplerini Meclis gündemine taşıdı.
Güneş, konuşmasını şu sorularla tamamladı:
“Bizler yıllardır yakınlarının bir mezar taşı için her gün meydanlarda olan Barış Annelerinin, Cumartesi Annelerinin sesini de duyacak mıyız? Bütün kayıpları gerçekten hiçbir ayrım gözetmeksizin arayacak mıyız?”
Kilyos’taki mezarlıklara ve kimsesiz olarak defnedilenlere de değinen Güneş, kayıpların akıbetinin ortaya çıkarılması ve ailelerin yakınlarına ulaşabilmesi için ayrım gözetmeyen bir yaklaşım gerektiğini ifade etti.





