Dersim’in Mazgirt ilçesinde 27 Ocak 1994’te katledilen Cengiz Argüç, Erdal Eroğlu, Hüseyin Boral, Gürsel Dursun, Hasan Akdoğan ve Deniz Acar, ölüm yıl dönümlerinde Adana’da karanfiller, sözler ve yarım kalmayan bir mücadeleyle anıldı.

Dersim’in dağlarından Adana’nın Asri Mezarlığı’na uzanan yol, bu kez bir yas yürüyüşü değil; hafızanın, direncin ve vefanın yoluydu. 27 Ocak 1994’te Mazgirt’te katledilen Cengiz Argüç ve yoldaşları, katledilişlerinin 32. yılında Adana’da, Argüç’ün mezarı başında anıldı.
Karanfiller toprağa bırakıldı, isimler tek tek anıldı. Bir mezarın başında yalnızca altı insanın değil, bir kuşağın, bir inancın ve yarım bırakılmak istenen bir mücadelenin hatırası vardı.
Anmaya Cengiz Argüç’ün ailesi ile Emek Partisi (EMEP) üyeleri katıldı. Saygı duruşunda, yalnızca kaybedilenler değil; emek, demokrasi, devrim ve sosyalizm mücadelesinde yaşamını yitiren tüm devrimciler anıldı. Sessizlik, mezarlıkta ağır ağır dolaşırken, sözler hafızayı diri tutmak için yükseldi.
“Onlar Ölmedi, Mücadelede Çoğaldılar”
Anmada konuşan Emek Partisi GYK Üyesi Halil İmrek, Argüç ve kuşağını “nefesinin son damlasına kadar örgütlü mücadeleyi sürdüren insanlar” olarak tanımladı. İmrek, bugün dünyanın ve Türkiye’nin içinden geçtiği kaotik sürece dikkat çekerek, emperyalist savaş politikalarının halklara yalnızca acı, yoksulluk ve baskı getirdiğini söyledi.
“Komünistler, devrimciler ölmez” diyen İmrek, bu sözün bir slogan değil, tarihsel bir gerçek olduğunun altını çizdi. Vietnam’dan Küba’ya, halkların direniş hafızasını hatırlatan İmrek, “Bu sistem yenilmez değil. Bayrak yere düşmeyecek. Onların iddiaları mücadele içinde yaşamaya devam edecek” dedi.
Konuşma, bir anma metninden çok, yaşayanlara bırakılmış bir görev tanımı gibiydi: Daha fazla örgütlenmek, daha fazla yan yana gelmek ve yoldaşların düşürdüğü yerden bayrağı yeniden kaldırmak.
“Evimiz Hep Dolup Taşardı”

Anmanın en ağır ve en sıcak sözleri ise Cengiz Argüç’ün ablası Emine Argüç’ten geldi. “Biz misafirperver bir aileyiz, bunun en bariz örneği Cengiz’di” diyerek başladı sözlerine. Cengiz Argüç’ün yalnızca bir mücadele insanı değil, hayatı paylaşmayı bilen bir yoldaş olduğunu anlattı.
Emine Argüç, 32 yılın yasını tek bir cümleyle özetledi: “İlk yıllar konuşamazdık, sarılır ağlardık. Şimdi görüyorum ki unutulmamak, o mücadelede yaşamaya devam etmek başka bir şey.”
Kardeşinin ve yoldaşlarının her grevde, her yürüyüşte, her direnişte yaşatıldığını görmekten duyduğu onuru dile getiren Argüç, “Erken ölmek, bomboş yaşamaktan iyidir derdi. O bu yolu bilerek seçti” sözleriyle, acının içinden direnen bir hafızayı kurdu.
“Özlem anlatılmaz” dedi. “Ama bugün burada sizler olmasaydınız, biz ayakta kalamazdık.” Ve ardından, anmanın belki de en güçlü cümlesini kurdu: “Bu mücadelede en önemli şey örgütlü olmaktır. Örgütsüz hiçbir işe yaramıyoruz.”
Bir Mezardan Yükselen Söz
Adana’daki anma, bir tören olmanın ötesinde, geçmişle bugün arasında kurulan sessiz ama güçlü bir köprüydü. Mazgirt’te yarım bırakılmak istenen hayatlar, 32 yıl sonra bir mezar başında yeniden çoğaldı.
Karanfiller solabilir, yıllar geçebilir. Ama bazı isimler toprağa gömülmez. Cengiz Argüç ve yoldaşları, bugün de grev alanlarında, meydanlarda, direniş çadırlarında anılıyor. Çünkü bazı ölümler, bitiş değil; bir halkın hafızasında yeniden başlamaktır.






