“Ne Oldu?” Sorusuyla Yürüdüler: Kadınlardan Adalet Çağrısı
Kadınlar Birlikte Güçlü Platformu’nun çağrısıyla yüzlerce kadın, İstanbul’da Tünel’den Eminönü’ne uzanan bir insan zinciri oluşturarak hem şüpheli kadın ölümlerine hem de cezasızlık politikalarına karşı ses yükseltti. Eylemde, “Şiddeti önlemesi gerekenler kadınları öldürüyor, üstünü örtüyor” sözleri öne çıktı.
Kadınlar zincir oldu: “Hakikat açığa çıkana kadar buradayız”
2 Mayıs Cumartesi günü saat 17.00’de bir araya gelen kadınlar, Kadınlar Birlikte Güçlü Platformu öncülüğünde İstanbul’un en merkezi hatlarından birinde dikkat çeken bir protestoya imza attı. Tünel’den Eminönü’ne kadar uzanan hatta kurulan insan zinciri, yalnızca bir yürüyüş değil, aynı zamanda kaybedilen ve şüpheli şekilde yaşamını yitiren kadınlar için bir hafıza ve adalet çağrısı oldu.
Kadınlar, taşıdıkları pankartlarda ve attıkları sloganlarda, kadın cinayetleri ve kayıplar karşısında devletin sorumluluğuna işaret etti:
“Şiddeti önlemesi gerekenler kadınları öldürüyor, üstünü örtüyor!”
“Erkek adaleti değil, gerçek adalet!”
“Bu düzen suçluyu koruyor”
Eylem boyunca yapılan açıklamalarda, yalnızca failler değil, aynı zamanda kamu görevlilerinin sorumluluğu da sert sözlerle eleştirildi. Kadınlar, cezasızlık kültürünün sistematik olduğuna dikkat çekerek şu soruyu yöneltti:
“Valinin oğlu öldürüyor, koruma polisi gömüyor, başhekim kaydı siliyor, vali üstünü örtüyor. Soruyoruz: Bizi sizden kim koruyacak?”
Bu sözlerle, kadınların şiddete karşı başvurmak zorunda kaldığı mekanizmaların bizzat güvensizlik ürettiği vurgulandı.
Tek tek isimler okundu: “Ne oldu?”
Eylemin en çarpıcı anlarından biri, şüpheli şekilde hayatını kaybeden veya kaybolan kadınların isimlerinin tek tek okunması oldu. Kalabalık, her isimden sonra hep bir ağızdan aynı soruyu sordu:
“Ne oldu?”
Sorulan isimler arasında şunlar yer aldı:
- Gülistan Doku
- Rojin Kabaiş
- Rojwelat Kızmaz
- Rabia Naz
- Nadira Kadirova
- Yeldana Kaharman
- Hande Kader
- İpek Er
- Feleknaz Keskin
- İlayda Zorlu
- Esma Kılıçarslan
- Narin Güran
- Ejegül Ovezova
Kadınlar, bu ölümlerin büyük bölümünün “şüpheli” olarak kayıtlara geçtiğini, etkin soruşturma yürütülmediğini ve dosyaların karanlıkta bırakıldığını ifade etti.
Gülistan Doku vurgusu: “700 saatlik görüntü neden incelenmedi?”
Eylemde özellikle Gülistan Doku dosyasına dikkat çekildi. 6 yıldır akıbeti açıklığa kavuşturulamayan Doku için yapılan açıklamada şu sorular öne çıktı:
- “Her yerinde kamera olan bir şehirde bir kadın nasıl kaybedildi?”
- “700 saatlik kamera kaydı neden incelenmedi?”
- “Bu güvenlik sistemi kimin için var?”
Kadınlar, bu soruların yalnızca bir dosyaya değil, tüm kayıp ve şüpheli ölüm vakalarına ışık tuttuğunu vurguladı.
Nadira Kadirova ve Hande Kader: Cezasızlık eleştirisi
Eylemde, özellikle iki dosya sembolleşti:
Nadira Kadirova:
Bir milletvekilinin evinde ölü bulunan Kadirova’nın ölümünün “intihar” olarak kayda geçirilmesine tepki gösterildi. Kadınlar:
“İntihar değil, bu bir cinayet!”
sloganını sık sık yineledi.
Hande Kader:
Trans kadın ve aktivist Hande Kader’in yakılmış halde bulunmasına rağmen faillerin ortaya çıkarılmamasına dikkat çekildi. Kader’in dosyası üzerinden trans cinayetlerindeki cezasızlık politikaları da protesto edildi.
“Kadınlar öldürülüyor, sonra yeniden yargılanıyor”
Kadınlar, yalnızca cinayetlerin değil, sonrasında kurulan dilin de şiddetin parçası olduğunu belirtti. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Kadınlar öldürüldükten sonra hayatları, ilişkileri, kıyafetleri sorgulanarak yeniden cezalandırılıyor. Bu erkek-devlet diliyle hesaplaşacağız.”
“Bir kişi daha eksilmeyeceğiz”
Eylemin sonunda yapılan ortak açıklamada mücadele vurgusu öne çıktı:
“Hakikat açığa çıkana, kaybedilen kadınların akıbeti ortaya çıkana, failler hesap verene kadar mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz.”
Kadınlar, “Bir kişi daha eksilmeyeceğiz” sloganıyla eylemi sonlandırdı.
Siyasetçiler ve Cumartesi Annesi de katıldı
Eyleme, DEM Parti milletvekilleri
- Meral Danış Beştaş
- Özgül Saki
ile Cumartesi Anneleri’nden
- Hanife Yıldız
da katılarak destek verdi.
Sonuç: Bir yürüyüşten fazlası
Tünel’den Eminönü’ne uzanan bu zincir, yalnızca fiziksel bir hat değil;
cezasızlığa, karanlığa ve unutmaya karşı kurulan bir dayanışma hattı oldu.
Kadınların sorduğu soru ise hâlâ yanıt bekliyor:
“Bizi sizden kim koruyacak?”










