İstanbul Çağlayan Adliyesi önünde, “Ailem Güvende” adı altında LGBTİ+ derneklerine ve hak savunucularına yönelik gerçekleştirilen operasyonları protesto etmek amacıyla düzenlenmek istenen basın açıklamasına polis müdahale etti. Aralarında sendika üyeleri ve gazetecilerin de bulunduğu 100’den fazla kişi gözaltına alındı. Kesin gözaltı sayısı henüz açıklanmadı.
LGBTİ+ derneklerine, hak savunucularına ve dijital yayın mecralarına yönelik operasyonlara tepki göstermek isteyen feministler, kadınlar ve LGBTİ+’lar, İstanbul Çağlayan Adliyesi önünde bir araya geldi.
“Hiçbirimiz güvende değiliz” çağrısıyla gerçekleştirilen buluşmada; gözaltına alınan ve tutuklananların serbest bırakılması, derneklere yönelik baskınlara son verilmesi ve LGBTİ+’ların kriminalize edilmemesi talep edildi.
Polis Basın Açıklamasına İzin Vermedi
Saat 12.30 sıralarında adliye önünde toplanan kitleye, polis tarafından basın açıklamasının yapılmasına izin verilmeyeceği bildirildi.
Toplantı, gösteri ve ifade özgürlüğü kapsamında açıklama yapmak istediklerini belirten yurttaşlar, yasağa tepki gösterdi. Basın açıklamasının okunmaya başlanmasının ardından polis, alanı ablukaya aldı ve toplananlara dağılmaları yönünde uyarıda bulundu.
Uyarının ardından polis müdahalesi başladı. Müdahale sırasında basın mensupları alandan uzaklaştırılırken, polis ablukasında kalanlar gözaltına alındı.
Gazeteciler de Gözaltına Alındı
Müdahale sırasında BirGün gazetesi muhabiri Sarya Toprak ile Alman televizyonu ARD çalışanı Şener Azak da gözaltına alındı.
Eylemin ardından 100’den fazla kişinin gözaltına alındığı bildirildi. Ancak yetkili kurumlardan kesin gözaltı sayısına ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
“Ne LGBTİ+ Olmak Ne de Örgütlenmek Suç”
Polis müdahalesinden önce okunan açıklamada, 13 Eylül’den bu yana LGBTİ+ derneklerine ve LGBTİ+’lara yönelik birçok kentte operasyonlar düzenlendiği, sosyal medya hesapları ile internet sitelerine erişim engelleri getirildiği hatırlatıldı.
Operasyonların “müstehcenlik” ve “fuhşa teşvik” gibi suçlamalar üzerinden yürütülmesine tepki gösterilen açıklamada, “Ne LGBTİ+ olmak ne de örgütlenmek suç” denildi.
Açıklamada, “Genel ahlak kimin ahlakı?” sorusu yöneltilerek kullanılan suçlamaların LGBTİ+’ların varlığını ve örgütlenme hakkını hedef aldığı savunuldu.
“Operasyonlar Dayanışma Örgütlerini de Hedef Alıyor”
Operasyonların yalnızca LGBTİ+’ları değil, LGBTİ+’lara hukuki, psikolojik ve maddi destek sağlayan dayanışma örgütleri ile insan hakları savunucularını da kapsadığı belirtildi.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Bu operasyonun LGBTİ+’lara yönelik nefretin devlet eliyle somutlaşması niteliği taşıdığını ve LGBTİ+’ların varlıklarının kriminalize edilmesini amaçladığını görüyoruz.”
Operasyonların hak temelli örgütlenme çalışmalarını baskı altına almayı amaçladığı belirtilirken, derneklere yönelik baskın, arama ve el koyma işlemlerine son verilmesi istendi.
“Kimin Ailesi, Kime Karşı Güvende?”
Operasyonlara “Ailem Güvende” adının verilmesine de tepki gösterilen açıklamada, “Kimin ailesi, kime karşı, nasıl güvende?” diye soruldu.
Kadınların şiddet gördükleri evlilikleri sürdürmeye zorlandığı, çocukların yetişkinlerin istismarından korunmak yerine susturulduğu belirtilen açıklamada; kadınların ve çocukların LGBTİ+’lar nedeniyle değil, erkek şiddeti, çocuk istismarı, yoksulluk, güvencesizlik ve kadın karşıtı politikalar nedeniyle güvende olmadığı vurgulandı.
Açıklamada şu değerlendirme yapıldı:
“Devletin kadın düşmanı politikaları yüzünden güvende değiliz. Devletin LGBTİ+ düşmanı politikaları yüzünden güvende değiliz. Korumaya çalıştıkları o ailelerin içinde güvende değiliz. Hiçbirimiz güvende değiliz.”
“Varlığımız Değil, Nefret Suçtur”
Eylemciler, “Ailem Güvende” adı altında yürütülen operasyonların aileleri ve çocukları korumadığını, LGBTİ+’ları hedef göstererek toplumdaki ayrımcılığı ve nefret söylemini büyüttüğünü ifade etti.
Operasyonların LGBTİ+’larla sınırlı olmadığına dikkat çekilen açıklamada, yaşananların toplumun tamamını iktidar tarafından belirlenen yaşam kalıplarına hapsetmeye yönelik politikaların bir parçası olduğu savunuldu.
“Varlığımız suç değil, nefret suçtur” diyen eylemciler, baskılara karşı dayanışmayı sürdüreceklerini belirtti.
Açıklama sırasında “Yaşasın lubunya dayanışması”, “Yaşasın kadın dayanışması”, “Nefrete inat yaşasın hayat” ve “Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz” sloganları atıldı.
KESK: Demokratik Protesto Hakkı Engellendi
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), polis müdahalesine tepki göstererek gözaltına alınanların serbest bırakılmasını istedi.
KESK’in açıklamasında, müdahale sırasında konfederasyona bağlı sendikaların üyelerinin de gözaltına alındığı belirtildi:
“İstanbul Çağlayan Adliyesi önünde, ‘Ailem Güvende’ operasyonu kapsamında LGBTİ+ kurumlarına yönelik gerçekleştirilen gözaltılara tepki göstermek ve dayanışma mesajı vermek için bir araya gelen kitleye polis müdahale etti. Müdahale sırasında aralarında üyelerimizin de bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı.”
KESK, toplantı ve gösteri hakkı ile ifade özgürlüğünün engellenemeyeceğini vurgulayarak şu çağrıyı yaptı:
“Toplantı ve gösteri hakkını, ifade özgürlüğünü ve demokratik protesto hakkını engelleyen bu uygulamalar kabul edilemez. LGBTİ+’lara, kadınlara ve hak savunucularına yönelik baskı ve gözaltılara derhal son verilsin. Gözaltına alınanlar derhal serbest bırakılsın.”






