Yaptığı bir açıklama nedeniyle, İktidar mensupları ve havuz medyası tarafından günlerdir hedef gösterilen TTB Başkanı Şebnem Fincancı’nın gözaltına alınmasını ve Türk Tabipleri Birliği’ne yönelik saldırıları kabul etmiyoruz. Hakkında soruşturma açıldığı bilgisine müteakip, ifade vermeye gelebileceği savcılık makamına bildirilmesine rağmen, hakkında gözaltı kararı çıkarılmış ve ifade alma süreci adeta gösteriye dönüştürülmüştür. Fincancı’nın ifadelerinin doğruluğu, yanlışlığı; suç unsuru oluşturup oluşturmadığı bağımsız yargının konusu olması gerekirken; yargının siyasete ne denli bağımlı hale geldiğini, iktidar erki tarafından yapılan açıklamaların ardından nasıl harekete geçtiğini üzülerek takip ediyoruz. Ülkemizde hukuk sisteminin işleyişi endişe verici hal almıştır. Halkımızın yargıya ve adalete olan güveni tükenme noktasına gelmiştir. İfade özgürlüğü ise sadece iktidar mensuplarının hoşnutluk sınırları ile sınırlanmıştır.

Yaklaşık iki haftadır 41 canımızı kaybettiğimiz Amasra maden faciasında sorumluları kamuoyunun karşısına çıkaramayan; tek bir gözaltı kararı veremeyen;

AKP Milletvekili Zehra Taşkesenlioğlu ve SPK başkanı abisinin rüşvet aldığı yolsuzluk yaptığı iddiaları ile ilgili soruşturma açamayan;

Eski Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın kocasının şirketinden bakanlığa yaptığı usulsüz alımlar ve yolsuzluklarla ilgili suç duyurusunda bile bulunamayan;

AKP Grup Başkanvekili Mahir Ünal’ın ‘’Cumhuriyet bizim lügatimizi, alfabemizi, dilimizi ve düşünce setlerimizi yok etmiştir’’ ifadelerindeki Cumhuriyet düşmanlığını göremeyen savcılar,

İş siyasi otoritenin talimatını yerine getirmeye gelince birbiriyle yarış haline girerek, hukukun üstünlüğünü ayaklar altına almışlardır.

Adalet herkese lazım olacak, bugün ayarını bozduğunuz kantar yarın belki de sizi tartacak!