Teklifin gerekçesinde, ülkemizde yaşayan 20 milyonu aşkın Alevi yurttaşın tüm vatandaşlık görevlerini yerine getirdikleri ve Anayasada eşit yurttaşlığın, inanç ve mezhep özgürlüğünün güvence altına alındığı halde gerekli hizmetleri alamadıklarına dikkat çeken CHP’li Avşar, Cemevlerinin ibadethane statüsü kazanmasına dair kanun teklifi verdiklerini belirtti.
Avşar, bu kanun teklifiyle, AİHM, Yargıtay, Danıştay kararlarının uygulanması ve Anayasal hükümlere uyulmasıyla toplumsal uzlaşmayı, eşitliği ve inanç özgürlüğünü güçlendirmeyi hedeflediklerini ifade etti.
‘İnanç ve mezhep hürriyeti Anayasa ile güvence altındadır’
Anayasanın ilgili hükümlerine yer veren Avşar, Anayasasının değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez hükümlerinden olan 2. maddesi devleti laik ve sosyal bir hukuk devleti olarak tamamlandığını, 10. maddesi Kanun önünde eşitlik başlığıyla "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.", şeklinde olduğunu ve 24. maddesi ise; "Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir." hükmü ile din ve vicdan özgürlüğünün güvence altına alındığını belirtti.
‘Alevi toplumunun talepleri ertelenemez’
Avşar, toplumsal uzlaşma ve çoğulcu demokrasinin gereği olarak, Türkiye'nin önemli bir bölümünü oluşturan Alevi toplumunun inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık taleplerinin karşılanması ertelenemez Anayasal bir hak olduğunu ifade etti.
‘AİHM kararları dikkate alınmalıdır’
Bununla birlikte Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) cemevlerinin ibadethane niteliğini tanıyan kararları, devletin tüm inanç topluluklarına eşit yaklaşma yükümlülüğünü açık bir biçimde ortaya koyduğunu ifade eden Avşar sözlerine şöyle devam etti; “Alevilerin yıllardır dile getirdiği barışçıl, demokratik ve eşitlikçi talepler, toplumsal barışın güçlendirilmesi ve kamusal hizmetlerde ayrımcılığın sona erdirilmesi için somut adımlar atılmasını zorunlu kılmaktadır.”
‘Bu durum, eşit yurttaşlığa aykırıdır’
Avşar; “Öte yandan Alevi-Bektaşi inancı, tarihsel ve toplumsal varlığıyla bu ülkenin asli inanç topluluklarından biridir. Cemevleri ise Alevi yurttaşların ibadetlerini yerine getirdikleri temel mekânlardır. Buna rağmen cemevlerinin ibadethane statüsünün yasal olarak tanınmaması, eşit yurttaşlık ilkesine ve laikliğe açıkça aykırıdır. Avrupa İnsan Haklan Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay kararlan cemevlerinin ibadethane olduğunu açık biçimde ortaya koymuştur.
Bu çerçevede Alevilerin Türkiye'de yaşayan diğer inanç gruplarına tanınan haklar ve verilen desteklerden yararlanması, ayrımcılığa maruz kalmamaları ve toplumsal uzlaşmanın gereği olarak Anayasa'nın eşitlik ilkesi yönünden cemevlerinin 'ibadethane' olarak tanınması temel bir haktır.”, dedi.
‘Cemevleri gerekli hizmeti alamıyor’
Türkiye'nin hemen hemen her yerinde hizmet veren yüzlerce cemevi kanun önünde resmi ibadethane olarak tanımlanmadığından imar sorunları ve temel giderler bakımından birçok sıkıntı yaşadığını ve gerekli desteği alamadığını belirten Avşar, Bu bakımdan meri mevzuatta "ibadet yeri" ifadesine tanım anlamında açıklık getirilmesi, hangi yerlerin "ibadet yeri" olduğu isimlendirilerek düzenlenmesi, bu düzenlemenin diğer kanunlarda geçen tüm "ibadet yeri" tanımlarına teşmil edilmesi gerektiği ve böylece Anayasal bir sorumluluk olan devletin tüm inançlara ve mezheplere eşit mesafede yaklaşmasının sağlanacağını ifade etti.
‘Teklifle, cemevlerinin ibadethane statüsü kazanmasını amaçlıyoruz’
Avşar teklifin amacını şöyle açıkladı; “Bu kanun değişikliği teklifi ile, yargı kararlarıyla oluşan hukuki zemini yasal güvenceye kavuşturmayı ve ayrımcılığı ortadan kaldırmayı amaçlamaktayız. Böylece, cemevlerine ibadethane statüsü tanıyarak hem uluslararası insan hakları hukukunun gerekliliklerini yerine getirmeyi hem de Türkiye'de toplumsal uzlaşmayı, eşitliği ve inanç özgürlüğünü güçlendirmeyi hedeflemekteyiz.”



