CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, Haziran ayı enflasyon verileri sonrası yaşanacak maaş artışlarını "iktidarın yoksulluğu kalıcı hale getiren ekonomi politikalarının yeni bir halkası" olarak değerlendirdi. TÜRK-İŞ'in açıkladığı 35 bin 759 liralık açlık sınırına dikkat çeken Başevirgen, “En düşük emekli maaşı enflasyon oranlarıyla birlikte 23 bin 552 liraya yükselecek yani zamlı hali bile açlık sınırının 12 bin lira altında kalacak. Bu zam değil, yoksulluğun resmileştirilmesidir. İktidar milyonlarca emekliye çok net bir biçimde 'açlık sınırının altında yaşayacaksınız' diyor. Açlık sınırı 35 bin 759 liraya çıkmış, en düşük emekli maaşı 23 bin 552 lirada kalmış, asgari ücret altı ayda yaklaşık 5 bin lira erimiş. Memur ve memur emeklisinin zammı yüzde 13,52’de kalmış. Bunun adı ekonomik program değil, milyonlarca insanı yoksulluğa mahkum eden bir düzenin itirafıdır. Bu iktidar enflasyonla değil, vatandaşı aç bırakmak için var gücüyle mücadele ediyor” dedi.

CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, milyonlarca memur ve emekli maaşlarının zam oranının belirleneceği bu ayda TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarını eleştirdi. ENAG’ın haziran ayı enflasyonunu aylık yüzde 1,94, yıllık yüzde 51,49 olarak açıkladığını, TÜİK’in ise haziran ayı enflasyonu aylık yüzde 0,99, yıllık yüzde 32,11 olarak açıkladığını hatırlatan Başevirgen, konuya ilişkin bir açıklama yaptı.

"EMEKLİYE AÇLIK SINIRININ 12 BİN LİRA ALTINDA YAŞAM REVA GÖRÜLÜYOR"

Maaşa Zam, Kiraya Daha Fazla Zam: “Maaş Artışı Daha Cebe Girmeden Eridi”
Maaşa Zam, Kiraya Daha Fazla Zam: “Maaş Artışı Daha Cebe Girmeden Eridi”
İçeriği Görüntüle

En düşük emekli maaşının enflasyon oranlarıyla birlikte 23 bin 552 liraya çıkacağını belirten Başevirgen, “Yani yeni zam oranlarıyla bile emekli açlık sınırının 12 bin lira altında maaş alacak. Bu zam değil, yoksulluğun resmileştirilmesidir. İktidar milyonlarca emekliye çok net bir biçimde 'açlık sınırının altında yaşayacaksınız' diyor. Bir ömür çalışmış insanların maaşı, bırakın insanca yaşamayı, mutfak masrafını bile karşılamıyor. Bu tablo ekonomik başarı değil, sosyal çöküştür” dedi.

"ASGARİ ÜCRETLİNİN CEBİNDEN 5 BİN LİRA ÇALINDI"

Asgari ücretin yılın ortasında enflasyon karşısında 4 bin 986 lira eridiğini vurgulayan Başevirgen, iktidarın milyonlarca çalışanı bilinçli olarak enflasyona ezdirdiğini söyledi. Başevirgen, “Ocak ayında verilen maaş bugün aynı maaş değil. İşçinin cebinden altı ayda yaklaşık 5 bin lira çalındı. Bunun adı enflasyon değil, emeğin sistematik olarak yoksullaştırılmasıdır. Asgari ücretli daha maaşını almadan kaybediyor. Buna rağmen iktidar açlık, yoksulluk altında ezilen asgari ücretliye ara zammın konuşulmasını bile tahammül edemiyor” diye konuştu.

"TÜİK RAKAMLARIYLA DEĞİL, PAZAR TEZGAHIYLA YAŞANIYOR"

TÜİK’in açıkladı enflasyon rakamlarının maaş zammı döneminde “yılın en düşük enflasyonu” olarak açıklanmasını da eleştiren Başevirgen, “Enflasyonun düştüğünü söylemek vatandaşın mutfağındaki yangını söndürmüyor. Markette etiketler düşmüyor. Kiralar düşmüyor. Elektrik, doğalgaz, su faturaları düşmüyor. Çocuğun okul masrafı düşmüyor. Vatandaş TÜİK'in tablolarıyla değil, boş buzdolabıyla yaşıyor” dedi. Başevirgen, iktidarın ekonomik krizin bedelini emekçilere ve emeklilere ödettiğini belirterek şu ifadeleri kullandı, “Bugün bu ülkede emekli pazara akşam saatlerinde ucuzlayan sebzeyi toplamak zorunda kalıyor. İşçi maaşının daha ortasında kredi kartına sarılıyor. Memur ayın sonunu borçla getiriyor. Ama Saray'da tasarruf yok, israf bitmiyor. Millet kemer sıkarken iktidar itibar ve şatafat harcamalarından vazgeçmiyor.”

"İKTİDAR YOKSULLUĞU YÖNETMEYİ SİYASET HALİNE GETİRDİ"

Başevirgen, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

"Bugün açıklanan rakamlar iktidarın övündüğü değil, utanması gereken rakamlardır. Açlık sınırı 35 bin 759 liraya çıkmış, en düşük emekli maaşı 23 bin 552 lirada kalmış, asgari ücret altı ayda yaklaşık 5 bin lira erimiş. Bunun adı ekonomik program değil, milyonlarca insanı yoksulluğa mahkûm eden bir düzenin itirafıdır. Bu iktidar enflasyonla değil, vatandaşı aç bırakmak için var gücüyle mücadele ediyor. Çalışanın alın terini, emeklinin yıllarca ödediği primleri, memurun emeğini enflasyona kurban ediyor. Türkiye'nin sorunu enflasyon rakamları değil, yoksulluğu yönetmeyi siyaset haline getiren bu anlayıştır."

Muhabir: Haber Merkezi