CHP Genel Başkan Yardımcısı Müslüm Sarı, Adana’da düzenlediği basın toplantısında Türkiye’nin ekonomik ve siyasal gündemine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

Whatsapp Image 2026 10 09 At 12.29.20

CHP’li Müslüm Sarı Adana’da: İktidara ve Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’e Eleştiriler

CHP Genel Başkan Yardımcısı Müslüm Sarı, Adana’da düzenlediği basın toplantısında Türkiye’nin ekonomik ve siyasi gündemine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Fon piyasasında yaşanan gelişmeler nedeniyle Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’i istifaya çağıran Sarı, belediyelere yönelik operasyonların zamanlamasını sorguladı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın aday gösterilmesi süreci üzerinden Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’e de eleştiriler yönelten Sarı, “Özür dilemek bir erdemdir. İzmir halkından özür dilemesi gerekiyor” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Müslüm Sarı, Adana İl Başkanlığı binasında düzenlenen basın toplantısında Türkiye’nin ekonomik sorunlarından bölgesel gelişmelere, sermaye piyasalarındaki işlemlerden belediyelere yönelik adli operasyonlara ve siyasi partilerin aday belirleme süreçlerine kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu.

Basın toplantısının açılış konuşmasını CHP Adana İl Başkanı Orhan Bayram yaptı. Toplantıya CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin, il ve ilçe örgütlerinin temsilcileri ile partililer katıldı.

Adana’nın kendisi için özel bir kent olduğunu belirterek konuşmasına başlayan Sarı, Çukurova’nın toplumsal ve siyasal karakterine duyduğu yakınlığı dile getirdi.

“Adana benim için özel bir il. Adana’nın bir karakteristiği var. Adana insanının bir karakteristiği var. Ben bu karakteristiği çok seviyorum. Her geldiğimde de burada o duygularımı, düşüncelerimi yeniden teyit etmiş olarak Ankara’ya dönüyorum” diyen Sarı, Türkiye’nin ekonomik, siyasi ve jeopolitik açıdan çok boyutlu bir dönemden geçtiğini söyledi.

Whatsapp Image 2026 10 09 At 12.29.37

“Türkiye bir ateş çemberinden geçiyor”

Türkiye’nin yalnızca iç siyasette değil, yakın coğrafyasındaki gelişmeler nedeniyle de ciddi risklerle karşı karşıya olduğunu belirten Sarı, ülkenin ekonomik sorunlarıyla bölgesel güvenlik meselelerinin birbirinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini ifade etti.

Sarı, “Türkiye bir ateş çemberinden geçiyor. Hem parti içi sorunlar hem ülkenin iktisadi sorunları hem Türkiye’nin etrafındaki jeopolitik sorunlar... Bunların hepsini aynı anda takip edip Cumhuriyet Halk Partisi’nin siyasetini, yol haritasını belirlemeye çalışıyoruz. Çoklu ve çok boyutlu bir süreç” dedi.

Uluslararası güvenlik anlaşmaları için TBMM vurgusu

Bölgedeki çatışmaların Türkiye açısından yeni güvenlik riskleri yarattığını savunan Sarı, Türkiye’nin Suudi Arabistan ve Pakistan ile ilişkili olduğunu belirttiği güvenlik işbirliği düzenlemesini gündeme getirdi.

Sarı, konuşmasında “Mekke Anlaşması” olarak nitelendirdiği düzenlemenin Türkiye’nin jeopolitik gücü açısından önemli olabileceğini, ancak anlaşmanın getireceği askerî ve siyasi yükümlülüklerin kamuoyuna açıklanması gerektiğini söyledi.

CHP olarak bölgesel güvenlik işbirliğine ilkesel olarak karşı çıkmadıklarını ifade eden Sarı, uluslararası yükümlülüklerin anayasal usuller çerçevesinde ele alınmasının zorunlu olduğunu savundu.

Anayasa’nın 90. maddesine işaret eden Sarı, söz konusu anlaşmanın niteliğine göre TBMM onayının gerekli olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Türkiye’nin askerî sorumluluğunun nerede başladığını, nerede bittiğini, hangi mekanizmalarla bu kolektif işbirliğinin harekete geçeceğini sorabileceğimiz şeffaf zeminlerde, parlamento onayında bu işin yürütülmesi gerektiğini söyledik.”

Sarı, 5 Ekim’de gerçekleştirildiğini belirttiği toplantıda bazı kararların alındığını, bir sekretarya oluşturulduğunu ve Pakistanlı emekli bir komutanın üç yıllığına görevlendirildiğini ileri sürdü.

Anlaşmanın henüz TBMM’ye getirilmediğini savunan Sarı, bunun anayasal açıdan ciddi bir sorun oluşturduğunu ifade etti.

Dışişleri Bakanı’nın konunun parlamenter ve yasal süreçlerde ilerleyeceğine yönelik açıklamasını olumlu karşıladıklarını belirten Sarı, CHP’nin gelişmeleri takip edeceğini söyledi.

Sarı: “Son 25 yılın en büyük fon yolsuzluklarından biriyle karşı karşıyayız”

Basın toplantısının önemli bölümünü sermaye piyasalarında yaşanan gelişmelere ayıran Müslüm Sarı, fon işlemlerine ilişkin yürütülen soruşturmaların yalnızca bireysel yatırımcıların kayıplarıyla sınırlandırılmaması gerektiğini savundu.

Türkiye’nin 1999 ve 2000’li yılların başında ağır bir bankacılık krizi yaşadığını hatırlatan Sarı, o dönemde finansal sistemdeki sorunların ekonomik maliyetinin toplumun üzerine yüklendiğini söyledi.

Bugün yaşanan gelişmelerin de benzer sonuçlar doğurabileceğini ileri süren Sarı, fon piyasasında ortaya çıkan tabloyu son 25 yılın en büyük finansal yolsuzluklarından biri olarak nitelendirdi.

Sarı, 31 fonun kapatıldığını, bu fonların kapatıldıkları tarihteki piyasa değerinin 827 milyar lira, yaklaşık 18 milyar dolar olduğunu öne sürdü.

Ancak finansal etkilerin yalnızca bu tutarla sınırlı kalmayacağını savunarak kendi hesaplamalarına göre toplam ekonomik etkinin 70–80 milyar dolar düzeyine ulaşabileceğini söyledi.

Bu rakamlar Sarı’nın değerlendirmeleri olup, toplam etki hesabının yöntemi ve doğrulanmış nihai ekonomik maliyet basın toplantısında ayrıntılı olarak ortaya konulmadı.

“Fon krizinin yalnızca birincil etkileri olmaz”

Finansal piyasalarda yaşanan sorunların ekonomi genelinde zincirleme sonuçlar doğurabileceğini belirten Sarı, likidite sıkışıklığı, döviz kuru hareketleri ve yatırımcı güvenindeki kayıplara dikkat çekti.

Sarı şöyle konuştu:

“Bu fon krizinin sadece birincil etkileri olmaz. İkincil etkileri olur iktisatta. İnsanlar likidite problemiyle karşı karşıya kalır. Döviz kuruna etkileri olur.”

Merkez Bankası’nın 16 Eylül’den itibaren döviz kurunu belirli bir seviyede tutmak amacıyla 11 milyar dolarlık rezerv satışı gerçekleştirdiğini öne süren Sarı, bu gelişmelerin finansal piyasalardaki sorunlardan bağımsız değerlendirilemeyeceğini savundu.

“Fonların tasfiyesi teknik bir meseleye indirgenemez”

Hükümetin fonlara ilişkin sorunları ağırlıklı olarak tasfiye ve ödeme mekanizmaları üzerinden ele aldığını savunan Sarı, meselenin kurumsal ve siyasi sorumluluk boyutunun geri planda bırakıldığını ileri sürdü.

Fonların tasfiyesi için oluşturulduğunu belirttiği kurulda kamu kurumlarının yanı sıra AK Parti yöneticilerinin de yer almasını eleştiren Sarı, teknik kararların siyasi temsilciler tarafından yönlendirilmesinin doğru olmadığını söyledi.

Sarı şu soruları yöneltti:

“AKP’nin grup başkan vekillerinin ya da genel başkan yardımcısının oluşturulmuş bu kurulda ne işi var? Cumhurbaşkanı Yardımcısı yürütmenin başı olarak bu kurulun başında yer alabilir. Ancak bu bir teknik heyet. Dolayısıyla bu bir siyasi çalışma değil. Türkiye parti devleti mi oldu?”

455 bin yatırımcıya ilişkin açıklamaları değerlendirdi

Sarı, kurul tarafından açıklandığını belirttiği yol haritasında 455 bin tekil yatırımcının bulunduğunun ifade edildiğini aktardı.

Bu yatırımcılardan 355 bininin bir milyon liranın altında yatırımı olduğunu belirten Sarı, ödeme süreçlerinde İş Bankası ve Ziraat Bankası’nın kullanılmasının planlandığını söyledi.

Fon varlıklarının nakde dönüştürülmesiyle yatırımcıların alacaklarının karşılanmasının hedeflendiğini anlatan Sarı, kamu kaynağı kullanılmayacağı yönündeki açıklamaları gerçekçi bulmadığını ifade etti.

“İktisatçı olarak söylüyorum. Asla ve kata bir kamu kaynağı kullanmadan bu fonu tasfiye etmek mümkün değildir. Eninde sonunda bu fatura vatandaşa çıkacaktır. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bunun karşısındayız.”

Sarı, finansal tasfiye işlemlerinin kamu bütçesi üzerindeki muhtemel etkilerinin açıklanması gerektiğini vurguladı.

“SPK, Borsa ve Takasbank’ın sorumluluğu araştırılmayacak mı?”

Sermaye piyasalarındaki işlemler nedeniyle yalnızca manipülasyon yaptığı öne sürülen kişilerin sorumlu tutulmasının yeterli olmayacağını söyleyen Sarı, düzenleyici ve denetleyici kurumların da incelenmesi gerektiğini savundu.

Sarı, işlemlerin uzun süre devam etmesine rağmen neden önlenemediğinin açıklanmasını istedi.

“Bu işin sorumluları sadece manipülasyon yaptığı iddia edilen, tutuklanan, gözaltına alınan, mal varlıklarına el konulan bir avuç insan mı? Yoksa bu işlerin ortaya çıkmasına göz yuman, bu süreçleri denetlemeyen kamu kurumları mı?” diye sordu.

Sermaye Piyasası Kurulu, borsa yönetimi ve Takasbank gibi kurumların denetim süreçlerinin araştırılması gerektiğini belirten Sarı, yaklaşık 11 ay boyunca devam ettiğini söylediği işlemlerin nasıl gerçekleştiğinin ortaya çıkarılmasını istedi.

Sarı’ya göre sorun yalnızca bazı fonların piyasa hareketleriyle sınırlı değil; finansal sistemin gözetim ve denetim mekanizmalarının etkinliğiyle de doğrudan ilgili.

Müslüm Sarı, Mehmet Şimşek’i Adana’dan istifaya çağırdı

Basın toplantısının en dikkat çekici açıklamalarından biri Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e yönelik oldu.

Sarı, Şimşek’in Kasım 2025 itibarıyla fon piyasasındaki manipülasyonlardan haberdar olduğunu ileri sürerek neden zamanında müdahale edilmediğinin açıklanmasını istedi.

Bakan Şimşek’i şahsen tanıdığını ve kişisel dürüstlüğü konusunda şüphesi bulunmadığını ifade eden Sarı, bunun siyasi ve idari sorumluluk tartışmasını ortadan kaldırmadığını söyledi.

Sarı, Şimşek’e doğrudan seslenerek şöyle konuştu:

“Sayın Bakan, siz bunları gördünüz. Manipülasyon yapıldığını gördünüz. Peki bununla ilgili niye müdahale etmediniz?”

“Müdahale etmediyseniz de edemediyseniz de istifa etmelisiniz”

Sarı, Bakan Şimşek’in iki farklı ihtimalde de sorumluluk taşıdığını savundu.

“Eğer müdahale etmediyseniz, yetkilerinizi kullanarak bu müdahaleyi gerçekleştirmediyseniz o zaman sorumluluğunuzu yerine getirmediniz demektir ve istifa etmeniz gerekir. Ben buradan Sayın Bakan’ı istifaya çağırıyorum.”

Şimşek’in müdahale etmek istemesine rağmen bunu gerçekleştirememiş olabileceği ihtimalini de gündeme getiren Sarı, böyle bir durumda da görevde kalmasının doğru olmayacağını savundu.

“Eğer bunu gördüyseniz ve gördükten sonra da müdahale etmek istediyseniz, isteyip de müdahale edemediyseniz o zaman da kifayetsiz kaldığınız için istifa etmeniz gerekir. O koltuğu bırakmanız gerekir.”

Sarı, olası bir müdahalenin engellenip engellenmediğinin de açıklığa kavuşturulmasını istedi.

Bakanın yetkilerini kullanmasını engelleyen siyasi veya idari bir mekanizma bulunup bulunmadığını sorgulayan Sarı, kamuoyunda dile getirilen bazı iddiaların açıklığa kavuşturulması gerektiğini ifade etti.

“Sadece yatırımcıların parasını değil, siyasi sorumluluğu da konuşmalıyız”

Sarı, fon işlemleri nedeniyle zarar gördüğü belirtilen yatırımcıların alacaklarının karşılanmasının tek başına yeterli olmayacağını savundu.

Finansal sistemde denetim görevini yerine getirmeyen kurumlar bulunup bulunmadığının ve siyasi sorumluluğun da araştırılması gerektiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı’nın yatırımcıların haklarının korunacağına yönelik açıklamalarını hatırlatan Sarı, siyasi bağlantılara ilişkin iddiaların da incelenmesini istedi.

Sarı, iktidara yakın kişilerle fon işlemleri arasında ilişki bulunduğu yönündeki iddiaların bağımsız biçimde araştırılması gerektiğini belirterek siyasi ve kurumsal sorumluluğun ortaya çıkarılmasını talep etti.

CHP’li belediyelere yönelik operasyonların zamanlamasını sorguladı

Müslüm Sarı, konuşmasının devamında son günlerde çeşitli belediyelere yönelik gerçekleştirilen adli operasyonları değerlendirdi.

Altı gün içinde sekiz belediyeye yönelik operasyon gerçekleştirildiğini belirten Sarı, bu gelişmelerin fon piyasasındaki soruşturmaların yoğun biçimde tartışıldığı döneme denk gelmesine dikkat çekti.

Sarı, belediyelere yönelik işlemlerin hızlanmasıyla finansal piyasalardaki gelişmeler arasında siyasi bir ilişki bulunduğunu düşündüğünü söyledi.

“Bu operasyonların hepsini bir anda bu kadar hızlandıran şey ne?” diye soran Sarı, fon soruşturmasının siyasi bağlantılarının tartışılmasını engellemek amacıyla belediye operasyonlarının gündeme getirildiğini ileri sürdü.

Mersin, Eyüpsultan, Ataşehir, Bayraklı, Çeşme ve Silifke’yi sıraladı

Mersin’de Büyükşehir Belediyesi, Mezitli Belediyesi ve Yenişehir Belediyesiyle ilgili soruşturmaların aynı gün gerçekleştirildiğini hatırlatan Sarı, birbirinden farklı dosyaların eş zamanlı operasyonlarla kamuoyuna sunulmasını eleştirdi.

Mersin’in ardından İstanbul’un Eyüpsultan ve Ataşehir ilçelerinde, İzmir’in Bayraklı ve Çeşme ilçelerinde yaşanan gelişmelere değinen Sarı, Silifke’de iki belediye başkan yardımcısının da gözaltına alındığını söyledi.

Sarı, farklı belediyelerde yürütülen soruşturmaların zamanlaması ve yönteminin kamuoyunda siyasi amaç tartışmalarına neden olduğunu savundu.

“Birbiriyle hiç ilgisi olmayan üç tane dosyayı aynı anda, aynı gün, sabahın köründe düğmeye basarak çok büyük bir olay varmış algısı yaratarak operasyon yapılıyor” ifadelerini kullandı.

“Neden yalnızca CHP’li belediyelere odaklanılıyor?”

Yolsuzluk iddialarının siyasi parti ayrımı yapılmadan araştırılması gerektiğini belirten Sarı, CHP’nin herhangi bir belediye başkanı veya kamu görevlisinin yargıdan muaf tutulmasını istemediğini vurguladı.

Ancak adli süreçlerde eşitlik ilkesinin uygulanması gerektiğini savundu.

Sarı, “Sadece ve sadece yolsuzluklar Cumhuriyet Halk Partisi belediyelerinde mi? Başka belediye başkanlarında yolsuzluk yok mu? Niye sadece Cumhuriyet Halk Partisi belediyeleri üzerine odaklanan operasyonlar?” diye sordu.

CHP’li belediyelere yönelik soruşturmaların siyasi bir itibar kaybı yaratmak amacıyla kullanıldığını ileri süren Sarı, yargılama süreçlerinde kişilerin siyasi kimliklerinden bağımsız davranılması gerektiğini ifade etti.

“Biz kimse yargılanmasın demiyoruz. Herkes yargılansın istiyoruz. Kimse yargıdan muaf olsun istemiyoruz. Ancak herkesin siyasal durumuna, pozisyonuna, dosyadaki maddi gerçeklere ve hukukun gereklerine uygun bir şekilde yargılama olsun istiyoruz.”

Mersin’deki belediye başkanları için tutuksuz yargılama çağrısı

Mersin’deki soruşturmaları yakından takip ettiğini belirten Sarı, belediye başkanlarının tutuklu yargılanmasını gerektirecek hukuki koşulların bulunmadığı görüşünü dile getirdi.

Tutuklamanın istisnai bir koruma tedbiri olması gerektiğini vurgulayan Sarı, seçilmiş belediye başkanlarının görevlerinden uzaklaştırılmasına yol açan süreçlerin demokratik temsil açısından da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

“Mersin’deki süreci yakından takip ettim. Bu belediye başkanlarımızın tutuklu olarak yargılanmasını gerektirecek hukuki gerekçeler yok. Tutuksuz yargılayabilirsiniz. Yargılamanıza biz engel olmuyoruz.”

Tutuklu yargılamanın cezalandırma yöntemine dönüştürülmemesi gerektiğini ifade eden Sarı, benzer nitelikteki soruşturmalarda farklı koruma tedbirlerinin uygulanmasının adalet duygusunu zedelediğini savundu.

Adana ziyaretinin ardından Mersin’e geçecek: “Başkan vekilliği seçimlerini takip edeceğiz”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Müslüm Sarı, Adana ziyaretinin yalnızca basın toplantısıyla sınırlı olmadığını, yerel yönetimlerle parti örgütleri arasındaki koordinasyonu güçlendirmek amacıyla bölgesel bir çalışma yürüttüklerini açıkladı.

Hatay ve Osmaniye’de belediye meclis üyeleriyle toplantılar gerçekleştirdiklerini belirten Sarı, aynı çalışmanın Adana’da sürdürüleceğini söyledi.

Adana Büyükşehir Belediyesi bünyesinde saat 14.00’te belediye meclis üyeleriyle bir araya geleceklerini açıklayan Sarı, toplantıda yerel yönetimlerin mevcut sorunlarının, örgütlerle ilişkilerinin ve gelecek yerel seçimlere kadar izlenecek yol haritasının değerlendirileceğini belirtti.

“Mersin’de belediyelerin CHP yönetiminde kalması için çalışacağız”

Sarı, Adana’daki temaslarının ardından Mersin’e geçeceğini ve burada gerçekleştirilecek belediye başkan vekilliği seçimlerini takip edeceğini söyledi.

Mersin Büyükşehir Belediyesi, Mezitli ve Yenişehir belediyelerindeki seçim süreçlerinin CHP açısından önem taşıdığını vurgulayan Sarı, partinin seçimle kazandığı belediyelerin CHP’li başkan vekilleri tarafından yönetilmeye devam etmesini hedeflediklerini ifade etti.

“Cumhuriyet Halk Partisi tarafından kazanılmış bu belediyelerin yeniden Cumhuriyet Halk Partili başkan vekilleri tarafından yönetilmesini sağlamak üzere bu seçimlere nezaret etmek için buraya gelmiş bulunuyoruz.”

Sarı, bu seçimleri yalnızca belediye yönetimleri açısından değil, seçmen iradesinin korunması bakımından da önemli gördüklerini dile getirdi.

“Örgütler, belediye başkanları ve meclis üyeleri birlikte hareket etmeli”

CHP’nin yerel yönetimlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak belediye örgütlenmelerinin güçlendirilmesine önem verdiklerini belirten Sarı, parti örgütleri ile belediye yönetimleri arasında düzenli istişare mekanizmaları oluşturmak istediklerini söyledi.

Yerel yönetimlerin yalnızca hizmet üretimiyle değil, siyasi dayanışma ve kurumsal koordinasyonla da güçlenebileceğini ifade eden Sarı, belediye başkanları ve meclis üyelerinin parti örgütleriyle daha sık bir araya gelmesini hedeflediklerini anlattı.

Sarı, parti içindeki ayrışmaların azaltılması gerektiğini belirterek şöyle konuştu:

“Cumhuriyet Halk Partisi örgütüyle, Cumhuriyet Halk Partisi belediyeleriyle, belediye meclis üyeleriyle ve genel merkeziyle hep birlikte bir aradayız. Bütün bu baskılara karşı bir arada durmaya devam edeceğiz.”

Parti içindeki görüş farklılıklarının çatışmaya dönüşmemesi gerektiğini savunan Sarı, ortak çalışma kültürünün güçlendirilmesinin önümüzdeki dönem açısından belirleyici olacağını söyledi.

Sarı’dan Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’e İzmir üzerinden eleştiri: “Özür dilemek bir erdemdir”

Basın toplantısının soru-cevap bölümünde Müslüm Sarı, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ve Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel hakkında da dikkat çekici açıklamalarda bulundu.

Sarı, Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçtiği yönündeki anlatım üzerinden CHP’nin geçmişteki aday belirleme süreçlerini eleştirdi.

Bir siyasi partinin oylarıyla seçilen belediye başkanının başka bir partiye geçmesini siyasi etik açısından kabul edilemez olarak nitelendiren Sarı, sorumluluğun yalnızca parti değiştiren kişilere yüklenemeyeceğini savundu.

“Cumhuriyet Halk Partisi’nden seçilmiş bir belediye başkanının, bütün siyasal çizgimiz AKP’ye karşıtlık üzerine kurulmuşsa AKP’ye geçiyor olmasının hiçbir izahı olamaz. Bu çok ciddi bir siyasi ahlak sorunudur.”

Bununla birlikte Sarı, parti değiştiren siyasetçilere yönelik baskı, tehdit veya menfaat sağlama iddialarının ayrıca araştırılması gerektiğini belirtti.

Bu olasılıkların kesinleşmiş olgular olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Sarı, asıl tartışılması gereken konulardan birinin adayları belirleyen parti yönetimlerinin sorumluluğu olduğunu söyledi.

“Aday gösterenlerin hiçbir siyasi sorumluluğu yok mu?”

Sarı, belediye başkanlarının parti değiştirmesi durumunda yalnızca ilgili kişilerin eleştirilmesinin yeterli olmadığını belirtti.

Aday belirleme süreçlerinde karar verenlerin, adaylara referans olanların ve siyasi sorumluluk üstlenenlerin de kamuoyuna açıklama yapması gerektiğini savundu.

“Bu arkadaşlarımızı aday gösterirken aday belirleme süreçlerini yönetenlerin, bunlara referans olanların hiçbir siyasal sorumluluğu yok mudur? Biz bunun öz eleştirisini vermeyecek miyiz?”

Sarı, söz konusu eleştirinin yalnızca Özgür Özel’in CHP yönetiminde bulunduğu döneme yönelik olmadığını, önceki CHP yönetimlerinin de benzer süreçler açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Kemal Kılıçdaroğlu döneminde seçilen bazı belediye başkanlarının da AK Parti’ye geçtiğini hatırlatan Sarı, Aydın örneğini gündeme getirdi.

“Ben sadece Özgür Özel ve arkadaşlarının dönemi için bir öz eleştiri verilsin demiyorum. Biz de verelim. Öz eleştiriyi herkes yapsın.”

“Özgür Özel İzmir halkından özür dilemeli”

Müslüm Sarı, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın aday gösterilmesi sürecinde bugün Yeni Parti Genel Başkanlığı görevini yürüten Özgür Özel’in siyasi sorumluluk taşıdığını savundu.

Özel’in aday belirleme sürecini anket sonuçları ve Parti Meclisi kararları üzerinden açıklamasını yeterli bulmadığını ifade eden Sarı, dönemin parti yönetiminin doğrudan sorumluluk üstlenmesi gerektiğini söyledi.

“Özür dilemek bir erdemdir. Özgür Özel’in İzmir halkından özür dilemesi gerekiyor.”

Sarı, CHP’nin kendi içinde eleştiri ve öz eleştiri mekanizmalarını işletmesinin partiyi zayıflatmayacağını, tersine siyasi güvenilirliğini artıracağını savundu.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cemil Tugay hakkında uyarıda bulunduğunu ileri sürdü

Sarı, Cemil Tugay’ın İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday gösterilmesinden önce dönemin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Özgür Özel’e uyarıda bulunduğunu öne sürdü.

Kılıçdaroğlu’nun Tugay’ın yeniden aday gösterilmemesini istediğini belirten Sarı, bu görüşmenin devir teslim sürecinde gerçekleştiğini ifade etti.

Sarı’nın anlatımına göre Kılıçdaroğlu, Tugay’ın Karşıyaka Belediye Başkanlığı dönemindeki bazı ilişkileri nedeniyle yeniden aday yapılmasına karşı çıktı.

Sarı, Kılıçdaroğlu’nun Cengiz İnşaat ile işbirliği bulunduğuna ilişkin iddiaları gündeme getirdiğini ve Tugay’ın başka bir belediyeye aday gösterilmemesini istediğini ileri sürdü.

Bu açıklamalar Sarı’nın aktardığı iddialardır. Söz konusu görüşmenin içeriği ve ileri sürülen işbirliği iddiası bağımsız olarak doğrulanmış değildir.

“Kılıçdaroğlu’nun uyarısına rağmen büyükşehir adayı yapıldı”

Sarı, Kılıçdaroğlu’nun itirazına rağmen Özgür Özel’in Cemil Tugay’ı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday gösterdiğini belirterek kararın gerekçesini sorguladı.

Tugay’ın aday gösterilmesinin anket sonuçlarıyla açıklanamayacağını savunan Sarı, kararın CHP kurultayındaki siyasi ilişkilerle bağlantılı olduğunu ileri sürdü.

“Özgür Özel’in Cemil Tugay’ı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı yapmasının bir tek nedeni vardır. O da kurultay sürecinde Cemil Tugay’ın Özgür Özel’i destekleyen tek belediye başkanı olmasıdır.”

Bu değerlendirme, Sarı’nın aday belirleme sürecine ilişkin siyasi iddiası niteliğinde.

“Parti Meclisi’nde itiraz edilmediği doğru değil”

Sarı, Cemil Tugay’ın adaylığına ilişkin Parti Meclisi’nde herhangi bir itiraz olmadığı yönündeki açıklamaları da eleştirdi.

Kendisinin CHP Parti Meclisi’nde aday belirleme süreçlerine ilişkin eleştiriler yönelttiğini belirten Sarı, konuşmalarının tutanaklarda bulunduğunu söyledi.

“Ben Kemal Kılıçdaroğlu’nun listesini delmiş biri olarak, Özgür Özel’in listesini delmiş biri olarak Parti Meclisi’nde yapmış olduğum bütün konuşmalar ortadadır. Hepsi tutanaklıdır.”

Sarı, Parti Meclisi’nde dile getirilen eleştirilerin yok sayılmaması gerektiğini belirterek aday belirleme süreçlerinin şeffaf biçimde tartışılmasını istedi.

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in, CHP yönetiminde bulunduğu dönemde aday gösterdiği kişilere ilişkin siyasi sorumluluğunu başka organlara devredemeyeceğini savunan Sarı, “Topu Parti Meclisi’ne atmayacak. Topu anketlere atmayacak. Bunun siyasal sorumluluğunu taşıyacak” dedi.

“Adana bereketli topraklar, fikirler de bereketli”

Basın toplantısında hem ülke gündemine hem de siyasi partilerin iç işleyişine yönelik eleştirilerini dile getiren Müslüm Sarı, Adana’daki temaslarının parti örgütleri arasındaki dayanışmanın güçlendirilmesine katkı sunmasını beklediğini söyledi.

Hatay ve Osmaniye’de gerçekleştirdikleri toplantıların ardından Adana’da da belediye meclis üyeleriyle değerlendirmelerde bulunacaklarını hatırlatan Sarı, bölgedeki yerel yönetimlerin sorunlarını doğrudan dinlemeyi önemsediklerini belirtti.

Sarı, Adana’ya ilişkin değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:

“Buralar bereketli topraklar. İnsanlar bereketli, fikirler bereketli. Dolayısıyla buradan da güzel bilgiler alarak yolumuza devam edeceğiz.”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Müslüm Sarı’nın Adana açıklamaları, sermaye piyasalarındaki gelişmelerin ekonomik ve siyasi sorumluluğundan belediyelere yönelik adli süreçlere, yerel yönetimlerde seçmen iradesinin korunmasından siyasi partilerin aday belirleme yöntemlerine kadar geniş bir tartışma alanını gündeme taşıdı.

Sarı’nın açıklamalarında üç başlık öne çıktı: Fon işlemlerinde kurumsal ve siyasi sorumluluğun araştırılması, belediye soruşturmalarında hukukun eşit uygulanması ve aday belirleme kararlarında siyasi hesap verebilirliğin sağlanması.