CHP’li Türker Ateş, yeni OVP’de enflasyondan büyümeye, sanayiden dış ticarete kadar birçok alanda iddialı hedefler ortaya konulduğunu ancak bu hedeflerin vatandaşın günlük yaşamına, sanayicinin bilançosuna ve ihracatçının finansman koşullarına henüz yansımadığını belirtti.

Ateş, programın mevcut sorunları çözmek yerine ileri yıllara ötelediğini savunarak, “OVP’de sanayideki üretim ve istihdam erimesini durduracak, sektördeki kan kaybını durduracak bir reçete yok” dedi.

“Türkiye ekonomisinin normal büyümesi yüzde 5”

Türkiye ekonomisinin uzun vadeli büyüme kapasitesinin yüzde 5 civarında olduğunu ifade eden Ateş, önceki OVP’de 2026 yılı için yüzde 3,8 olarak öngörülen büyüme hedefinin yeni programda yüzde 3,3’e çekildiğine dikkat çekti.

Ateş, yüzde 5’lik büyüme hedefinin ancak 2029 yılında yakalanmasının öngörüldüğünü belirterek ekonomi politikalarında öngörülebilirlik ve güvenin önemine vurgu yaptı.

Ateş, “Daha önce ilan ettiğiniz büyüme hedefini daha yıl bitmeden aşağı çekiyorsanız, vatandaşın ve yatırımcının önüne koyduğunuz yeni üç yıllık hedeflerin hangi somut zemine dayandığını da açıklamak zorundasınız” ifadelerini kullandı.

Her yıl hedeflerin değiştirilerek sonraki yıllara daha yüksek büyüme rakamları yazılmasının ekonomi politikası olarak değerlendirilemeyeceğini savunan Ateş, bunun yatırımcı açısından belirsizlik yarattığını ileri sürdü.

“Sanayiciye dönüşüm deniyor ama musluklar kısılıyor”

OVP’de yüksek teknoloji, dijital dönüşüm, yeşil dönüşüm ve yüksek katma değerli üretim hedeflerine geniş yer ayrıldığını belirten Ateş, yatırım göstergelerindeki gerilemeye dikkat çekti.

Ateş’in aktardığı OVP verilerine göre toplam sabit sermaye yatırımlarındaki artış 2025 yılında yüzde 7,3 seviyesindeyken, 2026 yılı için yüzde 3,1 olarak öngörülüyor. Özel sektör yatırımlarındaki büyüme beklentisinin ise yüzde 6,9’dan yüzde 2,8’e gerilediğini belirten Ateş, bu tablonun sanayicinin yatırım kapasitesindeki sıkıntıları ortaya koyduğunu söyledi.

Programın da imalat sanayisinin finansmana erişiminin kolaylaştırılması, enerji ve lojistik maliyetlerinin düşürülmesi ve istihdamın korunması gerektiğini kabul ettiğini ifade eden Ateş, uygulamada ise sanayicinin yüksek maliyet ve finansman sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu savundu.

Ateş, “Sanayici yatırım yapmak istiyor ancak finansmana ulaşamıyor. İhracatçı dünya ile rekabet etmek istiyor ancak yüksek maliyetlerle mücadele ediyor. KOBİ ayakta kalmak, üretici önünü görmek istiyor. Teknolojik dönüşüm hedefi elbette doğrudur; fakat önce üretim yapan işletmenin nefes almasını sağlayacaksınız” diye konuştu.

“İşsizlik oranının düşmesi tek başına başarı değil”

Türker Ateş, OVP’de işgücü piyasasına ilişkin göstergelerin de dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, dar tanımlı işsizlik oranındaki düşüşün tek başına olumlu bir tablo anlamına gelmediğini söyledi.

Ateş, 2025 yılında sanayi sektöründeki istihdamın 168 bin kişi azaldığını, 2026’nın ilk yarısında ise mevsim etkilerinden arındırılmış toplam istihdamın 77 bin kişi gerilediğini ifade etti.

Aynı dönemde işgücüne katılım oranının 0,6 puan düşerek yüzde 52,7’ye indiğini belirten Ateş, iş aramaktan vazgeçen kişilerin işsizlik oranına doğrudan yansımadığına dikkat çekti.

“İnsanlar iş aramaktan vazgeçiyorsa işsizlik oranının düşmesi tek başına başarı değildir” diyen Ateş, Türkiye’nin üretken, güvenceli ve nitelikli istihdama ihtiyaç duyduğunu söyledi.

Ateş, özellikle sanayi sektöründeki istihdam kaybının görmezden gelinmemesi gerektiğini belirterek, yeni OVP’nin üretim ve istihdamı önceleyen daha güçlü politikalara ihtiyaç duyduğunu savundu.

“Üretim ve istihdam üvey evlat olarak kalacak”

CHP’li Ateş, yeni OVP’de temel önceliğin yüksek faiz politikasıyla enflasyonu düşürmek olduğunu, bunun ise sanayici ve üretici üzerindeki baskının daha uzun süre devam etmesi anlamına geleceğini ileri sürdü.

Ateş, bütçe kaynaklarının faiz ödemelerine yönelmeye devam edeceğini savunarak, “Üretim, istihdam bu program döneminde de üvey evlat olarak kalacak” değerlendirmesinde bulundu.