HEDEP İstanbul Milletvekili ve İçişleri Komisyonu Üyesi Çiçek Otlu, 8-11-2023 tarihinde Plan ve Bütçe Komisyonu’nda İçişleri Bakanlığı’nın bütçesinin görüşmelerinde bütçeyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

HEDEP İstanbul Milletvekili ve İçişleri Komisyonu Üyesi Çiçek Otlu, değerlendirmesinde şu ifadelere yerverdi.

Şimdi, bu bütçeye baktığımızda “Türkiye vizyonu” deniyor. Bu Türkiye vizyonunda en bariz şekilde -görmediğimiz şey- bu topluluktaki gibi, kadınların olmadığını görüyoruz; aynı zamanda, Kürtlerin haklarının olmadığını görüyoruz; aynı zamanda, demokratik Alevi hareketinin haklarının olmadığını görüyoruz; ekolojinin olmadığını görüyoruz. Yani bu bütçede en bariz şekilde deniliyor ki: “Can ve mal güvenliğini koruyacağız, potansiyel tehdit olan herkesten herkesi koruyacağız.” Diyor.

 Ama bu bütçede görmediğimiz şey… Uzun zamandır, AKP iktidarının yirmi bir yıllık iktidarında kadınlara ölüm kusan bütçe bu raporda da var. Bu bir yıl içerisinde on bir ayda 400 kadın arkadaşımız erkek şiddeti tarafından katledilmiş. Hem de nasıl? Silahlı bir şekilde katledilmiş durumda. Kadın kıyımı yaşanıyor bu coğrafyada ve İçişleri Bakanının, kadınlara yönelik şiddet uygulayan erkekleri “potansiyel tehdit” olarak görmediğini bu raporda bir kere daha görmüş oluyoruz kadınlar olarak. En bariz şekilde nerede görüyoruz? Gülistan Doku’yu dört yıldır arıyoruz, dört yıldır hâlen bulunamadı ve açık soruşturma yapılamadı. “Zainal” denilen kişi hiçbir şekilde, hiçbir koşulda, hiçbir soruşturmaya tabi tutulmadı. Bunun gibi, Kürt illerinde -ya da bizim için, şimdi söyleyeceğim “Kürdistan” dediğimde kıyamet kopuyor, orada- üniformayı üstüne geçirmiş bir sürü kişi kadınlarımıza şiddet uyguluyor, intihar etmesine neden oluyor ve yargınızın cezasızlık politikasıyla da serbest bırakılıyor.

Geçen yıl Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde İstanbul’da, Diyarbakır’da, İzmir’de, bütün her yerde sokağa çıktık ve sokağa çıktığımızda da tek bir şeyle karşılaştık, polisin şiddetiyle.

“Kadına yönelik şiddete hayır!” diyenlere devletin polisi şiddet uyguladı, Taksim’de Dilbent Türker’in bacağını kırdı, bizleri ters kelepçeyle gözaltına aldı. Görüyoruz ki polis gaz bombasıyla baş edemediği koşullarda ya da tazyikli suyla baş edemediği koşullarda ters kelepçe bulmuş, bildiğiniz seyyar Filistin askısı gibi; ya omzunuz çıkıyor ya da kasınız kopuyor yani polisin işkencesine baktığımızda bunu görebiliyoruz. Ya da Semra Güzel Vekilimizin başını eğmeye çalıştı polisler, bir vekilin başını eğmeye çalıştılar, kadınlara “Susun!” diyorlar; Ebru Yiğit’e emniyette çıplak arama yaptılar. Ya da daha geçen yıl 21 Martta Lice’de Yusuf’u, 14 yaşında bir çocuğu polisler işkence yaparak, ellerini, ayaklarını bağlayarak bir dereye attı ve bulunmasaydı şu anda hayatta değildi; sadece 5 polis gözaltına alındı, tutuklandı ve serbest bırakıldı. 

Demek ki İçişleri Bakanı kadınları ve Kürt ulusunu, işçileri, emekçileri savunmakla görevlidir. Bizim baktığımızda bu bütçede göremediğimiz şey politik özgürlüklerle ilgilidir. Politik özgürlüğü savunanları AKP iktidarı istemiyor. İşçi sınıfının hakkını savunanları AKP iktidarı istemiyor. “Kadına yönelik şiddete hayır!” diyenleri, gerçek eşitliği ve özgürlüğü savunanları AKP iktidarı istemiyor. Kürt ulusunun ana dilinde konuşma hakkını isteyenleri ya da hapishanelerdeki tecridin kaldırılmasını isteyenleri AKP iktidarı istemiyor. Türkiye vizyonu olarak gördüğü, kendisi bakımından huzur olarak gördüğü tek bir şey var; o da ona itaat edecek, susacak bir toplum istiyor. 

SEVDA KARACA: PTT ZARAR EDİYOR, ZARARI İŞÇİLERE ÖDETİYOR SEVDA KARACA: PTT ZARAR EDİYOR, ZARARI İŞÇİLERE ÖDETİYOR

Söz, eylem, örgütlenme özgürlüğü için sokağa çıkmışsanız mutlaka karşınızda polisleri görüyorsunuz. Ben vekil olduğumdan bu yana gittiğim bütün eylemlerde polis barikat kuruyor, kalkanlarla bize müdahale ediyor ve söz hakkımızı ya da eylem, örgütlenme hakkımızı engelliyor; demek ki bu ülkede özgürlük yok. Bu bütçede de özgürlük yok, sadece AKP iktidarının huzurunu isteyenlere ve AKP yanlılarına karşı itiraz etmeyenlere yönelik huzur olduğunu görüyoruz. 

O yüzden, bizler de diyoruz ki: Eşitliğin ve özgürlüğün olmadığı, kadına yönelik şiddetin yoğunlaştığı ya da bu ülkede Kürt ulusunu inkâr edenlere karşı eşitlik ve özgürlük yoksa kesinlikle huzur yoktur. Bir cümleyle bitirmek istiyorum. Uyuşturucuyla ilgili deniliyor ki: “Sınırlarda kuş uçurtmuyoruz.” Evet, görüyoruz, Afganistan’da, İran’da ya da Mersin Limanı’ndaki deniz sınırlarında kuşlar uçmuyor ama iyi uyuşturucu baronlarının, uyuşturucu paketlerinin nasıl uçtuğunu, bu ülkeye geldiğini görüyoruz. O yüzden, bu bütçeye itiraz ediyoruz.

Editör: Haber Merkezi