DEM Parti, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde çocukların suça sürüklenmesine ilişkin hazırlanan Meclis Araştırma Komisyonu raporuna kapsamlı bir muhalefet şerhi sundu. Mardin Milletvekili Beritan Güneş Altın ve Hakkari Milletvekili Onur Düşünmez imzasını taşıyan şerhte, raporda yer alan önerilerin çocuk adalet sistemini koruyucu ve onarıcı yaklaşımdan uzaklaştırarak cezalandırma odaklı bir yapıya dönüştüreceği savunuldu. "Komisyon süreci demokratik işletilmedi" Muhalefet şerhinde, komisyon çalışmalarının katılımcı demokrasi ve şeffaf denetim ilkeleri açısından sorunlu yürütüldüğü ifade edildi. Komisyon Başkanlık Divanı'nın iktidar partilerinin temsilcilerinden oluştuğu, muhalefetin önerilerinin ise süreç boyunca büyük ölçüde dikkate alınmadığı belirtilen şerhte, komisyonun önceden hazırlanan yasal düzenlemelere meşruiyet kazandıran bir araç haline getirildiği yönündeki kaygılar dile getirildi. "Sorunun nedeni yoksulluk, çözüm olarak daha fazla ceza sunuluyor" DEM Parti, komisyon raporunda çocukların suça sürüklenmesinin nedenleri arasında yoksulluk, okuldan kopuş, ihmal, istismar, bağımlılık ve sosyal destek eksikliğinin sayılmasına karşın, çözüm olarak ceza artırımı, infazın ağırlaştırılması ve kolluk yetkilerinin genişletilmesinin önerilmesini çelişkili bir yaklaşım olarak değerlendirdi. Şerhte, aylar süren çalışmanın sonucunun "daha fazla hapis ve daha fazla ceza" olmaması gerektiği vurgulandı. "Çocuklar yetişkin ceza sistemine yaklaştırılıyor" DEM Parti, yaş küçüklüğü indiriminin bazı suçlarda hâkim takdirine bırakılması, 15-18 yaş grubunda tekerrür hükümlerinin uygulanması, çocukların cezalarının kapalı ceza infaz kurumlarında başlaması ve ifadelerinin kolluk tarafından alınması yönündeki önerilere karşı çıktı. Bu düzenlemelerin çocukları yetişkin ceza adalet sistemine yaklaştıracağı belirtilirken, çocuk adalet sisteminin cezalandırma yerine koruma, önleme, onarma ve topluma yeniden kazandırma ilkeleri üzerine kurulması gerektiği ifade edildi. "Cezasızlık algısı söylemi sert cezaları meşrulaştırıyor" Şerhte, son dönemde kamuoyunda sıkça dile getirilen "cezasızlık algısı" söylemi de eleştirildi. DEM Parti, bu söylemin toplumsal adalet talebinden uzaklaştırılarak daha ağır cezalandırma politikalarını meşrulaştıran bir araca dönüştürüldüğünü savundu. Açıklamada, Türkiye'deki temel sorunun bir "algı" değil; kadınlara, çocuklara, engellilere, doğaya ve çeşitli toplumsal kesimlere yönelik suçlarda ortaya çıkan sistematik cezasızlık uygulamaları olduğu ifade edildi. Veriler çocukların içinde bulunduğu tabloyu ortaya koydu Muhalefet şerhinde, komisyonun cezaevlerinde yaptığı saha çalışmasının çocukların suça sürüklenme nedenlerine ilişkin önemli bulgular ortaya koyduğu belirtildi. Raporda yer alan verilere göre; Çocukların yaklaşık yarısının ailesinin aylık geliri 30 bin liranın altında bulunuyor. Çocukların yüzde 78,9'u ailelerinde ciddi maddi sorunlar yaşandığını belirtiyor. Yüzde 71,3'ü okuldan ayrılmış ya da eğitime düzensiz devam ediyor. 12-14 yaş grubunun yüzde 73,1'i, 15-17 yaş grubunun ise yüzde 88,9'u çocuk yaşta çalışma deneyimi yaşamış durumda. Yüzde 45,5'i bağımlılık yapıcı maddeleri denediğini, yüzde 21,9'u ise bu maddeleri her gün kullandığını ifade ediyor. Çocukların yüzde 24,2'si fiziksel, yüzde 30,3'ü duygusal, yüzde 5,8'i cinsel istismara uğradığını, yüzde 58,5'i ise ihmal yaşadığını belirtiyor. DEM Parti, bu verilerin çocuklarla değil, yoksulluk, çocuk işçiliği, bağımlılık ve sosyal destek yetersizliğiyle mücadele edilmesi gerektiğini gösterdiğini savundu. "Çocukların yüzde 82'si sonuçlarını bilseydi suçu işlemeyeceğini söyledi" Şerhte dikkat çekilen bulgulardan biri de çocukların büyük bölümünün hukuki sonuçlara ilişkin bilgi eksikliği oldu. Araştırmaya göre görüşme yapılan çocukların yüzde 91,6'sı tek bir suç nedeniyle cezaevinde bulunurken, yüzde 82'si ise "İşlediğim suçun hukuki sonuçlarını bilseydim bu suçu işlemezdim" yanıtını verdi. DEM Parti, bu verinin çocuklara yönelik hukuk okuryazarlığının güçlendirilmesi gerektiğini ve çocuk adalet sisteminde "hapsetmenin son çare olması" ilkesinin esas alınmasının önemini ortaya koyduğunu belirtti. "Yeterli uzmanlığı olmayan yargı mensuplarının görüşleri esas alındı" Muhalefet şerhinde, komisyonun politika önerilerinin önemli ölçüde çocuk alanında sınırlı deneyime sahip hâkim ve savcıların görüşlerine dayandırıldığı da eleştirildi. 765 çocuk hâkimi ve Cumhuriyet savcısıyla yapılan görüşmelerde katılımcıların yüzde 72,5'inin çocuk adalet alanındaki mesleki deneyiminin üç yıldan az olduğu belirtilerek, bu görüşlerin nihai veri gibi sunulmasının raporun güvenilirliğini zedelediği savunuldu. "Okullar güvenlik alanına dönüştürülmemeli, MESEM kaldırılmalı" Şerhte, okul güvenliği gerekçesiyle kolluk kuvvetlerinin okullardaki varlığının artırılması önerisine de karşı çıkıldı. DEM Parti, güvenlikçi uygulamalar yerine pedagojik ve sosyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesini isterken, Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) uygulamasının çocuk emeği sömürüsüne yol açtığını savunarak uygulamanın sonlandırılması çağrısında bulundu. "Çocuk adalet sistemi yeniden yapılandırılmalı" Muhalefet şerhinin sonuç bölümünde, komisyon raporunda yer alan ceza artırımı, infazın ağırlaştırılması ve kolluk yetkilerinin genişletilmesine ilişkin önerilerin geri çekilmesi istendi. DEM Parti, çocuk adalet sisteminin; onarıcı adalet, diversiyon (ceza sistemi dışındaki çözüm mekanizmaları) ve hapsetmenin en son çare olması ilkeleri doğrultusunda yeniden yapılandırılması gerektiğini vurguladı.