Ayten Kordu, Elazığ’ın Maden ilçesi sınırlarında bulunan bakır madeni sahasına ilişkin çevresel risk iddialarını Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı.
Kordu, maden sahasından çıkarılacak cevherin taşınması ve depolanması için Gezin bölgesindeki tren istasyonu çevresinde oluşturulan yükleme alanına dikkat çekerek, söz konusu bölgenin hem doğal SİT statüsü taşıdığı hem de Hazar Gölü ekosistemine yakınlığı nedeniyle ciddi riskler barındırdığını ifade etti.
“SİT ve sulak alan statüsü göz ardı mı ediliyor?”
DEM Partili Kordu, bölgenin aynı zamanda “ulusal öneme haiz sulak alan” kapsamında bulunduğunu hatırlatarak, bu tür hassas alanlarda yapılacak faaliyetlerin sıkı denetim ve özel mevzuata tabi olduğunu vurguladı.
Madencilik faaliyetlerinde kullanılan kimyasal süreçlerin (örneğin flotasyon) çevreye zarar verebileceğine dikkat çeken Kordu, bu durumun toprak, su kaynakları ve biyolojik çeşitlilik açısından geri dönüşü zor sonuçlar doğurabileceğini belirtti.
Ağaç kesimi ve tarım arazileri endişesi
Bölgede yürütülen çalışmalar kapsamında ağaç kesimleri yapıldığı ve yeni lojistik alanlar oluşturulduğuna dair iddiaların bulunduğunu aktaran Kordu, bunun hem doğal peyzaj hem de tarımsal üretim açısından tehdit oluşturduğunu kaydetti.
8 başlıkta soru yöneltti
Kordu, ilgili bakanlığa şu soruları yöneltti:
- Gezin bölgesindeki sevkiyat ve depolama faaliyetleri için resmi izin olup olmadığı
- SİT statüsüne rağmen faaliyetlerin hangi mevzuata dayandırıldığı
- Projeye ilişkin ÇED raporu hazırlanıp hazırlanmadığı ve kamuoyuyla paylaşılıp paylaşılmadığı
- Hazar Gölü üzerindeki etkiler için bilimsel analiz yapılıp yapılmadığı
- Taşıma sürecinde oluşabilecek kimyasal zararların sorumluluğu
- Ağaç kesimi ve arazi düzenlemeleri için izin alınıp alınmadığı
- Faaliyetlerin denetim sıklığı ve olası yaptırımlar
- Söz konusu çalışmaların durdurulmasına yönelik bir plan bulunup bulunmadığı
“Şeffaflık ve kamu yararı vurgusu”
Kordu, bu ölçekteki projelerde Çevresel Etki Değerlendirmesi süreçlerinin şeffaf ve denetlenebilir olması gerektiğini belirterek, bölge halkının, tarım alanlarının ve ekosistemin korunmasının öncelik olması gerektiğini ifade etti.




