Duruşma sonrası Adana Adliyesi önünde bilgilendirme açıklaması yapıldı. Açıklamada ilk olarak söz alan depremzede Azem Yaren Coşkun, yıkılan Alpargün Apartmanında annesi, babası, ağabeyi ve kedisini kaybettiğini ifade ederek, "Şu anda beklediğimiz şey olduğu mutluyuz o yüzden. Sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep etmiştik zaten. Onun yanı sıra hakim üzerine bastıra bastıra; 'bu bina niye yıkıldı o zaman? Sen yapmadım. Sen yapmadın. Niye yıkıldı o zaman?' diyerek tekrardan bilirkişi raporunun aldırması ve bu yönde bir ara karar çıkartılması gerçekten bizi rahatlattı diyebilirim" dedi.

Tüm okullarda bir öğün nitelikli yemek temin edilmeli Tüm okullarda bir öğün nitelikli yemek temin edilmeli

6 Şubat depreminde 96 kişinin ölümü ile sonuçlanan Hasan Alpargün Apartmanı’nın yıkılması ile ilgili açılan davanın ikinci duruşması dün Adana 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Depremzede ailelerin yanı sıra bir çok kurum temsilcisinin takip ettiği davada sanık Hasan Alpargün’ün tutukluluğunun devamına karar veren mahkeme duruşmayı 27 Haziran’a erteledi.

Whatsapp Image 2024 02 08 At 18.30.35

“Taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçundan 22 yıl 6 aya kadar hapis cezası istemiyle açılan davada tutuklu yargılanan Sanık Hasan Alpargün duruşmaya SEGBİS ile katıldı.

Whatsapp Image 2024 02 08 At 18.29.45

Sanık Alpargün, bu duruşmada da apartmanda kolon kesildiği iddialarını sürdürdü. Beyanları alınan müştekiler kolon kesme iddiasını reddetti. Tanıkların da dinlendiği bu duruşmada arama kurtarma çalışmalarına katılanlar betonların vinçle kaldırılırken dağıldığını, taşları elle kırabildiklerini belirttiler.

“GİDEN CANLARIMIZIN HESABINI SORMAK İÇİN SÜRECİ SONUNA KADAR TAKİP EDECEĞİZ”

Duruşmayı izleyip takip ettiklerini ve mahkemeye sundukları tüm delil ile taleplerinde heyete sunduklarını anlatan Avukat Beşir Ekinci, "Hasan Alpargün'ün iddia ettiği kolon kesme iddiaları bu mahkemede tamamen çürütüldü. Bu iddia artık söz konusu değil. Bununla beraber yeni duruşma tarihi 27 Haziran'a verildi. Burada huzurunuzda şunu söylemek istiyorum. Ben ve arkamda gördüğünüz meslektaşlarım ve aile yakınları olarak bizim gözlerimizde acı var, üzüntü var, keder var, hüzün var. Ama tek bir şey yok. O da korku. Hiçbir zaman da olmayacak. Sadece bu celse değil bundan sonraki bütün celselerde burada olduğu gibi yılmadan, dimdik ayakta giden canlarımızın hesabını sormak için süreci sonuna kadar takip edeceğiz. Videolarda enkaz ve kum şeklinde yıkıldı. Sağlam karot kalmadı. Kullanılan demirlerin ve çürük olduğu ve bu hususta bir raporun alınması için başka bir üniversiteye heyet raporuna gönderildi. Şimdi bu raporun gelmesini bekleyeceğiz" diye konuştu.

HALEN NEDEN SADECE MÜTEAHHİTLER YARGILANIYOR?

Whatsapp Image 2024 02 08 At 18.08.15

Avukat Oya Tekin; Alpargün Davası İle İlgili Değerlendirmelerde Bulundu

Ülkemizin üzerinde bulunduğu topraklar, milyonlarca yıldır deprem gerçeği ile yaşamaktadır. Deprem gerçeğini bu topraklarda yaşayan insanların alın yazısı olarak düşünmek yerine gerekli önlemleri almak hem insani bir borç hem de insani bir görevdir.

6 Şubat depremlerinin etkilediği 11 İl’den biri olan Adana’da bugün, 96 insanımızın yaşamını yitirdiği Alpargün Apartmanı davasının, ikinci duruşması 12. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.

Duruşma öncesi 5 ve 6 Şubat’ta başta Alpargün’de yakınlarını kaybedenler olmak üzere Çukurova ilçemizde yıkılan binaların enkazları önünde anmalar yapıldı ve bizlerde vatandaşlarımızla birlikte bu anmaların bir parçası olduk.

Bugün ise emsal dava olması konusunda ailelerin de beklentilerini karşılamayı umduğumuz duruşmanın ikincisini izlemek üzere 12.Ağır Ceza Mahkemesi duruşma salonundaydık.

Alpargün aileleri bu dava öncesi yaptıkları açıklamalarda; “Tutuklu Hasan Alpargün e verilecek olan bu ceza, sadece bizim içimizi bir nebze olsun yatıştırmayacak, aynı zamanda herkesin vicdanında adalet duygusunu pekiştirecektir” ifadelerini kullanırken aslında yaşadıkları travmaların ne kadar derin ve ağır olduğunu da anlatıyorlardı.

Depremlerin ilk gününden itibaren gerek kendi ilimizde gerekse Hatay’da depremzede yurttaşların yardımına koşup, onların dertlerine elverdiğince derman bulmaya çalışan bir hak arayıcısı olarak, Alpargün Apartmanı davasının kitleler tarafından dikkatle takip edilmesi, ailelerin davanın etkin yürütülmesi ve cezasızlıkla sonuçlanmaması konusundaki gösterdikleri dayanışma hak arayışının iyi örneklerinden biriydi.

Sorumluluğu müteahhit üzerinden alma çabaları ile ailelere binada kolon kesilip kesilmediği soruluyor, söz alan aileler herhangi bir kolon kesilmediğini beyan ediyorlar. Binanın zemin katında bulunan iki işyerinde tadilat yapılıp yapılmadığı soruluyor. Özellikle kiracı ve kiralayan apartman sakininden, sadece boya tadilatı yapıldığı cevabı alınıyor.

Depremden birkaç saat sonra enkaza gelip arama kurtarma çalışmalarına katılan gönüllü beyanında ise, ”arama kurtarma çalışmalarında enkazda boşluk bulduğumuzda ilerleyebiliyoruz, bu boşlukları ise binanın kolonları sağlar. Alpargün apartmanında boşluk bulduğumuzda ilerleyemiyorduk. Çünkü anında kumlarla doluyordu boşluklar. Kumlar deniz kumu gibiydi, deniz kabukları gördük!..”

Arama kurtarmaya katılan diğer bir gönüllü ise,” binada yaşam alanı oluşmamıştı. Sigorta kutusu aradık-genellikle kapı girişlerinde olur-bulamadık. Kat denkliği de yoktu, çıkan eşyalardan anlıyorduk. Eşyanın birisi 5.katın iken diğeri 7.katın olabiliyordu. Vinç blok betonları kaldırmaya çalıştığında ise blok dağılıyordu. Deniz kumuna benziyordu. Deniz kabuğu gördük!..”

Bu toprakların insanı depremle birlikte yaşamış ve bu gerçek hayatının ayrılmaz bir parçası olmuş. Bu gerçeğin bedeli tarih boyunca on binlerce insanın hayatını kaybetmesiyle unutulmayan ızdıraplara dönüşmüş.

Unutulmamış ama hiçbir tedbir, hiçbir önlem de alınmamış ve gelinen noktada bir insanlık dramına dönüşmüş…

1999 depreminin sembolü Veli Göçer’in yargılandığı davadan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararını son söz olarak bırakarak, inşaat süreçlerindeki tüm sorumlular yargılanmalıdır diyelim ve halen neden inşaat süreçleri etkin denetlenmiyor?

Whatsapp Image 2024 02 08 At 13.53.55

Halen neden sadece müteahhitler yargılanıyor? diye soralım. Kararı buraya bırakıyorum.

AİHM 17 Kasım 2015 kararında; Devletin yurttaşların yaşam hakkını koruma yükümlülüğünün, sadece cinayet gibi kasten işlenen suçlarda değil deprem gibi felaketlerde de ölümüne sebep olanları yargılama sorumluluğu olduğunu hatırlatmıştır.

Hem mevzuatlara uygun olmayan dayanıksız binaların yapımına müsaade edenleri, hem de binaları yapan sorumluları yargılamayan devlet görevlilerinin hata yaptığını belirterek, Türkiye’yi para cezası ödemeye mahkum etmiştir.

Editör: Haber Merkezi