Eğitim-İş Adana 1 ve 2 No’lu Şubeleri, Adana İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde düzenledikleri basın açıklamasında, 2025-2026 eğitim öğretim yılını değerlendirdi. Ortak açıklamayı Eğitim-İş 2 No’lu Şube Başkanı Sema Akgün okurken, Eğitim-İş Adana 1 No’lu Şube Başkanı Hatice Hazar ile Merkez Disiplin Kurulu Üyesi İsa Kayadan da eğitim politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Whatsapp Image 2026 06 26 At 14.15.48

Eğitim-İş’in Türkiye genelinde eş zamanlı gerçekleştirdiği açıklamaların Adana ayağında konuşan Sema Akgün, eğitim sisteminin ekonomik, ideolojik ve kurumsal bir kuşatma altında olduğunu belirterek, yaşanan sorunların tesadüf değil, siyasi tercihlerin sonucu olduğunu söyledi.

Açıklamanın ardından Eğitim-İş Adana 1 No’lu Şube Başkanı Hatice Hazar ve Eğitim-İş Merkez Disiplin Kurulu Üyesi İsa Kayadan da söz alarak, laik ve bilimsel eğitim mücadelesinin sürdürüleceğini vurguladı.

“Öğretmenlerimizi Toprağa Verdik, Çocuklarımızı Koruyamadık”

Sema Akgün, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e seslenerek, eğitim alanında yaşanan can kayıplarına dikkat çekti.

Son dört ay içerisinde İstanbul’da Fatma Nur Çelik, Kahramanmaraş’ta Ayla Kara ve Ağrı’da Irmak Koparan isimli öğretmenlerin yaşamını yitirdiğini anımsatan Akgün, çok sayıda öğretmen ve öğrencinin de okul şiddetinin mağduru olduğunu söyledi.

Akgün, Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) kapsamında çalıştırılan en az 19 çocuğun hayatını kaybettiğini belirterek, “Yaşananlar münferit değildir; yıllardır sürdürülen yanlış politikaların, ihmallerin ve eğitimin kamusal niteliğini aşındıran tercihlerin sonucudur” dedi.

Eğitim-İş’in yürüttüğü “Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim” kampanyasında toplanan imzaların da Milli Eğitim Bakanlığı’na teslim edildiğini açıklayan Akgün, bunun toplumun güvenli okul talebinin somut göstergesi olduğunu ifade etti.

Whatsapp Image 2026 06 26 At 14.16.40

“Parasız Eğitim İlkesi Tasfiye Ediliyor”

Basın açıklamasında eğitimdeki ekonomik sorunlar da geniş yer tuttu.

Devletin anayasal sorumluluğu olan parasız eğitim ilkesinden uzaklaştığını savunan Eğitim-İş, okulların temel ihtiyaçlarının velilerden toplanan bağış ve aidatlarla karşılandığını belirtti.

Açıklamada, birçok devlet okulunda velilerden 10 bin ile 100 bin lira arasında değişen kayıt ve bağış ücretleri talep edildiği öne sürülürken, çocukların eğitim giderlerinin 65 bin liraya kadar ulaştığı ifade edildi.

OECD ve PISA verilerine atıfta bulunulan açıklamada, Türkiye’de her beş öğrenciden birinin yoksulluk ve açlık riski altında olduğu belirtilerek, öğrencilere ücretsiz yemek ve temiz içme suyu sağlanması talebi yinelendi.

Özel okullaşmanın hızla arttığına dikkat çeken Eğitim-İş, 2002 yılında yüzde 2 olan özel okul oranının bugün yüzde 20’ye ulaştığını belirterek, eğitimin giderek ticarileştirildiğini savundu.

“Laik Eğitim Sistematik Olarak Aşındırılıyor”

Sema Akgün, eğitim politikalarının ideolojik bir dönüşüm aracı haline getirildiğini de ifade etti.

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin bilimsel ve eleştirel düşünceyi geri plana ittiğini öne süren Akgün, eğitim sisteminde sorgulayan bireyler yerine itaat eden nesiller yetiştirilmesinin hedeflendiğini savundu.

ÇEDES ve benzeri projeler üzerinden okulların pedagojik formasyona sahip olmayan kişiler ve çeşitli vakıf ve derneklerin faaliyet alanına dönüştürüldüğünü belirten Akgün, bu uygulamaların laik eğitim ilkesine ve Tevhid-i Tedrisat Kanunu’na aykırı olduğunu dile getirdi.

Bakan Tekin'den AGS Açıklaması: Kontenjanlar Eylül-Ekim Ayında Netleşecek
Bakan Tekin'den AGS Açıklaması: Kontenjanlar Eylül-Ekim Ayında Netleşecek
İçeriği Görüntüle

Whatsapp Image 2026 06 26 At 14.19.37-1

“MESEM Çocuk İşçiliğini Yaygınlaştırıyor”

Kurumsal ve yapısal sorunlara da değinen Eğitim-İş, zorunlu eğitim çağındaki yaklaşık 1,5 milyon çocuğun örgün eğitim dışında kaldığını ileri sürdü.

MESEM uygulamalarının çocukları eğitimden uzaklaştırarak ucuz iş gücüne dönüştürdüğünü belirten açıklamada, “Çocukların yeri işyerleri değil, okullardır” denildi.

Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun öğretmenler arasında unvan ve ücret ayrımları yarattığı savunulurken, mülakat uygulamasının kaldırılması, akademi sisteminden vazgeçilmesi ve özel okul öğretmenlerine taban ücret güvencesi sağlanması talep edildi.

Hak arayan öğretmenlere yönelik baskı ve polis müdahalelerinin kabul edilemez olduğu vurgulandı.

Eğitim-İş’in Yedi Maddelik Talep Listesi

Eğitim-İş, açıklamasında Milli Eğitim Bakanlığı’na yönelik taleplerini de sıraladı:

  • Eğitimde Şiddeti Önleme Kanunu’nun eğitim emekçilerinin görüşleri doğrultusunda çıkarılması,
  • Okullara kadrolu güvenlik ve temizlik personeli atanması,
  • Tüm öğrencilere ücretsiz okul yemeği sağlanması,
  • MESEM uygulamalarının sona erdirilmesi,
  • Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin geri çekilmesi ve tarikat-cemaat protokollerinin iptal edilmesi,
  • Mülakat sisteminin kaldırılması ve Akademi uygulamasından vazgeçilmesi,
  • Özel okul öğretmenlerine taban ücret güvencesi sağlanması.

“Cumhuriyetin Aydınlanma Değerlerinden Vazgeçmeyeceğiz”

Basın açıklamasının sonunda Eğitim-İş, laik, bilimsel, çağdaş ve kamusal eğitim mücadelesini sürdüreceğini vurguladı.

Sema Akgün, “Bu ülkenin çocukları yoksulluğa, öğretmenleri güvencesizliğe, okulları şiddete ve gericiliğe mahkûm değildir. Çocukların aç kalmadığı, öğretmenlerin değersizleştirilmediği, okulların tarikatlara ve piyasanın insafına terk edilmediği bir eğitim sistemi mümkündür” ifadelerini kullandı.

Akgün, Mustafa Kemal Atatürk’ün mirası olan Cumhuriyetin eğitim anlayışını savunmaya devam edeceklerini belirterek, “Yaşasın laik, bilimsel, çağdaş ve kamusal eğitim mücadelemiz. Yaşasın Eğitim-İş” sözleriyle açıklamasını tamamladı.

Eğitim-İş daha sonra kısa bir oturma eylemi gerçekleştirdi.

Whatsapp Image 2026 06 26 At 14.19.06

Muhabir: Güven BOĞA