Eğitim Sen, 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, öğretmenlerin ekonomik, sosyal ve mesleki sorunlarına dikkat çekerek “Haklarımız, mesleğimiz ve geleceğimiz için mücadeleyi büyüteceğiz” mesajı verdi.
Açıklamada, UNESCO ve Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 1966 yılında kabul ettiği Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin Tavsiye Kararı’nın 60. yılında, öğretmenlerin çalışma koşulları ve haklarına ilişkin temel sorunların sürdüğü belirtildi.
Öğretmenlerin yalnızca ekonomik kayıplarla değil; mesleki özerkliklerinin daraltılması, güvencesiz istihdam, ağır iş yükü, idari baskılar, şiddet, liyakatsiz yönetim anlayışı ve sürekli değiştirilen eğitim politikalarıyla da karşı karşıya olduğu vurgulandı.
“Öğretmenlik, mesleki özerkliği olan kamusal bir meslektir”
Eğitim Sen, öğretmenliğin giderek merkezi kararları yerine getiren, kendisine verilen programı uygulayan ve performansı ölçülen bir mesleğe dönüştürüldüğünü belirtti.
Öğretmenin yalnızca bilgi aktaran bir kişi olmadığına dikkat çekilen açıklamada; öğrencisini tanıyan, pedagojik kararlar alan, gerektiğinde yöntemini değiştiren, eğitim sürecini değerlendiren, eleştiren ve sorgulayan bir eğitim emekçisi olduğu ifade edildi.
Sendika, yaklaşımını şu sözlerle ortaya koydu:
“Öğretmenlik, mesleki özerkliği olan kamusal bir meslektir. Öğretmenin özgür olmadığı bir okulda öğrencinin özgürleşmesi, öğretmenin söz sahibi olmadığı bir eğitim sisteminde demokratik eğitimden söz edilmesi mümkün değildir.”
Öğretmenlerin yoksullaştırıldığı, güvencesizleştirildiği ve baskı altında tutulduğu koşullarda nitelikli kamusal eğitimin kurulamayacağı vurgulandı.
“Öğretmenler yoksullaştırılıyor, meslek güvencesizleştiriliyor”
Maaşların yaşam maliyetleri karşısında eridiğini belirten Eğitim Sen, ek ders ücretlerinin temel geçim aracına dönüştüğünü, barınma ve ulaşım başta olmak üzere temel giderlerdeki artışın öğretmenleri yoksullaştırdığını kaydetti.
Kadrolu, sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik uygulamalarının mesleği farklı istihdam biçimleri üzerinden parçaladığı ifade edilen açıklamada, aynı işi yapan öğretmenlerin farklı ücret ve güvencelerle çalıştırılmasının kabul edilemez olduğu belirtildi.
Sendika, tüm öğretmenlerin kadrolu ve güvenceli istihdam edilmesini, eşit işe eşit ücret ilkesinin uygulanmasını ve eğitim emekçilerine yoksulluk sınırının üzerinde, emekliliğe yansıyan bir temel ücret sağlanmasını istedi.
Öğretmenlik Meslek Kanunu’na ilişkin değerlendirmede ise başöğretmenlik, uzman öğretmenlik ve öğretmenlik üzerinden kurulan hiyerarşinin dayanışmayı güçlendirmek yerine rekabeti ve ücret farklılıklarını artırdığı savunuldu.
Eğitim Sen, öğretmenliğin unvan yarışıyla değil; ortak mesleki bilgi, deneyim, dayanışma ve pedagojik sorumlulukla tanımlanması gerektiğini vurguladı.
“Tartışılması gereken öğretmenin kıyafeti değil, özgürlüğüdür”
Müfredatın, eğitim programlarının ve okul işleyişinin merkezileşmesinin öğretmenlerin mesleki karar alanlarını daralttığını belirten sendika, öğretmenlerden bilimsel ve pedagojik değerlendirme yapan eğitimciler yerine verilen programı eksiksiz uygulayan personel olmalarının beklendiğini ifade etti.
Tek tip önlük gibi düzenlemelerin de bu anlayışın bir yansıması olduğu belirtilerek şu değerlendirme yapıldı:
“Eğitim Sen açısından tartışılması gereken öğretmenin ne giydiği değil, öğretmenin ne kadar özgür olduğu, eğitim sürecinde ne kadar söz sahibi olduğu ve öğrencisinin ihtiyaçlarına göre ne kadar pedagojik karar alabildiğidir.”
“Öğretmen açığı yok” açıklamalarına itiraz
Eğitim Sen, kamuoyuna yansıyan “Türkiye’de öğretmen açığı olmadığı” yönündeki açıklamaların sahadaki gerçeklikle örtüşmediğini belirtti.
Ücretli öğretmenliğin sürmesi, farklı branşlarda öğretmen ihtiyacı yaşanması, geçici görevlendirmeler yapılması ve bazı okullardaki eksikliklerin farklı yöntemlerle kapatılmaya çalışılmasının, sorunun yalnızca toplam öğretmen sayısıyla değerlendirilemeyeceğini gösterdiği ifade edildi.
Öğretmenlerin ülke genelinde branşlara ve okulların gerçek ihtiyaçlarına göre dengeli dağıtılması gerektiği vurgulanan açıklamada, “Öğretmen ihtiyacının kâğıt üzerinde sıfırlanması ile her öğrencinin kendi okulunda yeterli sayıda öğretmene ulaşması aynı şey değildir” denildi.
Atama bekleyen yüz binlerce öğretmenin durumu ile okullardaki öğretmen ihtiyacının birlikte ele alınması istendi.
Araştırma: Öğretmenlerin yüzde 74’ünün mesleğe ilişkin duyguları olumsuz yönde değişti
Sendika, 6. Demokratik Eğitim Kurultayı kapsamında yürütülen araştırmaların öğretmenlik mesleğindeki sorunları verilerle ortaya koyduğunu belirtti.
Türkiye’nin farklı bölgelerinde görev yapan 1.091 öğretmenin katıldığı araştırmada, öğretmenlerin görev algısı, mesleki benlik algısı, öz yeterliği ve mesleki adanmışlığı yüksek çıkarken, iş tatmini 5 üzerinden 2,37 düzeyinde kaldı.
Araştırmaya katılan öğretmenlerin yüzde 74’ü, mesleğe ilişkin duygu durumlarının zaman içinde olumsuza doğru değiştiğini ifade etti. Öğretmenlerin anlatılarında bıkkınlık, tükenmişlik, yorgunluk, hayal kırıklığı, mesleki yabancılaşma ve gelecek kaygısı öne çıktı. Buna karşılık en büyük olumlu duygu kaynağının öğrenciler olduğu belirtildi.
Eğitim Sen, sonuçları “Sorun öğretmende değil, öğretmeni tüketen eğitim sistemindedir” sözleriyle değerlendirdi.
Öğretmen adaylarının yüzde 73’ü başka bir fakültede okumak istiyor
Kurultay kapsamında eğitim fakültesi öğrencileriyle yapılan araştırmaya da yer verilen açıklamada, krizin öğretmen adaylarını da etkilediği belirtildi.
Araştırmaya katılan öğretmen adaylarının yüzde 73’ü, imkânı olsa başka bir fakültede okumak istediğini ifade etti. Eğitim fakültesinde aldığı eğitimi yeterli bulanların oranı ise yüzde 27 oldu.
Millî Eğitim Akademilerine ilişkin sorularda, katılımcıların yüzde 93’ü, akademilerin kurulması yerine eğitim fakültelerinin yeniden yapılandırılması ve güçlendirilmesini daha doğru buldu. Akademilerin eğitim fakültelerinden daha iyi öğretmen yetiştireceğini düşünenlerin oranı yüzde 9 olarak açıklandı.
Eğitim Sen, çözümün eğitim fakültelerini işlevsizleştirmek veya mezuniyet sonrasında yeni sınav ve eğitim süreçleri oluşturmak olmadığını savundu. Eğitim fakültelerinin bilimsel, akademik ve pedagojik açıdan güçlendirilmesi, uygulamalı eğitimin artırılması ve mezuniyet sonrasında güvenceli istihdama geçişin sağlanması gerektiğini belirtti.
“Mesleğin içinde olan öğretmen sistem tarafından tüketilmekte, mesleğe hazırlanan genç ise daha öğretmen olmadan geleceğinden kaygı duymaktadır” değerlendirmesi yapıldı.
Eğitim Sen’in 5 Ekim talepleri
Dünya Öğretmenler Günü’nün sorunların yılda bir kez hatırlandığı sembolik bir gün olmaktan çıkarılması gerektiğini belirten Eğitim Sen, şu talepleri sıraladı:
-
1966 ILO/UNESCO Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin Tavsiye Kararı’nın gereklerinin eksiksiz uygulanması.
-
Eğitim emekçilerinin ücretlerinin yoksulluk sınırının üzerinde, emekliliğe yansıyan ve insanca yaşamı sağlayacak düzeye çıkarılması.
-
Ücretli ve sözleşmeli öğretmenliğe son verilerek kadrolu ve güvenceli istihdamın esas alınması.
-
Öğretmenleri kariyer basamakları ve farklı unvanlarla ayrıştıran düzenlemelerden vazgeçilmesi.
-
Öğretmen ihtiyacının il, ilçe, okul ve branş bazında gerçek verilerle, şeffaf biçimde açıklanması.
-
Öğretmenlerin mesleki ve pedagojik özerkliğinin güvence altına alınması; eğitim politikalarında öğretmenlerin ve sendikalarının söz ve karar sahibi olması.
-
Tek tip önlük gibi dayatmacı ve şekilci uygulamalardan vazgeçilmesi.
-
Eğitimde piyasalaştırma ve dinselleştirme politikalarına son verilmesi; eğitimin kamusal, bilimsel, laik, demokratik, cinsiyet eşitlikçi ve anadilinde bir hak olarak yapılandırılması.
-
Millî Eğitim Akademilerinin kapatılması ve eğitim fakültelerinin bilimsel, akademik ve pedagojik açıdan güçlendirilmesi.
-
Öğretmen adaylarının sınav, mülakat ve belirsiz eğitim süreçleriyle karşı karşıya bırakılmaması; öğretmenliğe geçişin şeffaf, adil, liyakate dayalı ve güvenceli hâle getirilmesi.
-
Eğitim kurumlarında şiddet, mobbing, keyfi soruşturmalar ve baskıya karşı etkili önlemler alınması.
-
Kadın eğitim emekçilerinin karşılaştığı ayrımcılıkların kaldırılması; bakım yükünün yalnızca kadınların sorumluluğu olarak görülmesine son verilmesi. Çocuk bakım hizmetlerinin ebeveynlerin ortak hakkı ve kamunun sorumluluğu olarak ele alınması; eğitim ve bilim emekçilerinin erişebileceği ücretsiz, nitelikli ve yaygın kamusal kreş hizmetlerinin sağlanması.
-
Okulların fiziki koşullarının iyileştirilmesi; yeterli yardımcı personel, rehber öğretmen ve destek personeli istihdam edilmesi.
-
Eğitim bütçesinin kamu okullarının gerçek ihtiyaçlarını karşılayacak düzeye çıkarılması.
-
KHK’lerle haksız ve hukuksuz biçimde ihraç edilen tüm eğitim ve bilim emekçilerinin derhal görevlerine iade edilmesi.
“Öğretmenliğin geleceği, toplumun geleceğidir”
Öğretmenlerin yaşadığı sorunların yalnızca meslek grubuyla sınırlı olmadığını vurgulayan Eğitim Sen, öğretmenin çalışma koşullarının öğrencinin eğitim koşullarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu belirtti.
Açıklamada, “Öğretmenin mesleki özerkliği öğrencinin nitelikli eğitim hakkıdır; öğretmenin güvencesi kamusal eğitimin güvencesidir” ifadelerine yer verildi.
Öğretmenlerin hakları için mücadelenin aynı zamanda çocukların eğitim hakkı ve toplumun geleceği için mücadele olduğu belirtilerek, ekonomik kaygı yaşanmadan çalışılabilen, mesleki özerkliğin korunduğu ve öğretmenlerin eğitim politikalarında söz sahibi olduğu bir sistem için mücadelenin sürdürüleceği kaydedildi.
Eğitim Sen, açıklamasını “Haklarımıza, mesleğimize ve geleceğimize sahip çıkacağız! 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü kutlu olsun!” sözleriyle tamamladı.





