Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in 2013 yılından beri Milli Eğitim Bakanlığı’nın en kritik kademelerinde, önce Müsteşar olarak ikinci adam, ardından Haziran 2023’ten itibaren de Bakan olarak eğitimin mutlak sorumlusu olduğunu ve bu süreçte eğitim sistemini ezberci, dershaneci ve özel ders bağımlısı haline getirdiğini kaydeden, DESAM (Demokrasi ve Eğitim Etütleri Stratejik Araştırma Merkezi) Yönetim Kurulu Başkanı Gürkan Avcı, haftalık değerlendirme toplantısında yaptığı konuşmada şunu söyledi;
EĞİTİMDE EŞİTLİK ÖLDÜ:
DERSHANEYE GİTMEDEN, ÖZEL DERS ALMADAN BAŞARI HAYAL OLDU!
Sayın Yusuf Tekin, 13 yıldır eğitim sisteminin mimarısınız. Bu süreçte eğitim sistemimizi ezberci bir test fabrikasına, dershanelerin ve özel ders endüstrisinin beslenme alanına dönüştürdünüz. Kaliteli eğitimi parası olanların, siyasi elitlerin ve bürokratik ayrıcalıklıların çocuklarına lüks bir hizmet haline getirdiniz. Bakanlığı, vizyonsuzluğu sadakatle, kör ideolojik fanatiklikle ve torpilli referanslarla örtmeye çalışanlarla doldurdunuz. Millî Eğitim Bakanlığı’nı milyonlarca çocuğun geleceğini karartan bir heyula canavara dönüştürdünüz.

Oysa Türkiye’nin bu enkazı kaldırma ve Türkiye’yi 21. yüzyılın süper gücü yapacak devasa bir eğitim vizyonuna en çok ihtiyacı olan bir zaman diliminden geçiyoruz. Müsteşarken dershaneleri kapattık diye övündünüz; ama onları daha güçlü, daha pahalı ve daha sinsi biçimde sisteme yeniden yerleştirdiniz. Okullar nitelikli eğitim veremez hale gelince aileler çaresizce özel derslere mahkûm oldu. Bugün bir öğrencinin sınavlarda başarılı olması, neredeyse zorunlu olarak özel ders, etüt ve kurs üçgenine girmesini gerektiriyor. Eğitim “eşit fırsat” olmaktan çıktı; ekonomik statünün en acımasız pekiştiricisi haline geldi.
MEB bürokrasisini liyakatsiz, referanslı ve ideolojik kadrolarla doldurarak okulların kalitesini dibine vurdunuz. Öğretmenler tükenmiş, öğrenciler stres canavarı, veliler borçlu ve umutsuz. PISA’da dipte sürünmeye, genç işsizliğine ve mesleki eğitimin hor görülmesine rağmen hâlâ “başarı” hikayeleri atıyorsunuz. MEB, beceriksizlikten öte, sistematik bir vizyon fukaralığının cenderesinde can çekişiyor.
BÜYÜK EĞİTİM DEVRİMİ: TÜRKİYE ÖZGÜN EĞİTİM VİZYONU ŞART!
Artık laf değil, radikal, cesur ve devasa bir dönüşüm zamanıdır. Türkiye’yi bilgi toplumu ötesinde, akıllı ve yenilikçi uygarlık seviyesinin üzerine taşıyacak kapsamlı bir eğitim ekosistemi kurmalıyız. Bu vizyon, Finlandiya’nın öğrenci mutluluğunu, Singapur’un disiplinli mükemmelliğini, Estonya’nın dijital altyapısını, Güney Kore’nin motivasyonunu ve Silikon Vadisi’nin girişimcilik ruhunu aşan tamamen Türkiye’nin ihtiyaç ve gerçekliğine uygun ve çok özgün bir model olmalıdır.
DERHAL MÜFREDAT VE PEDAGOJİ DEVRİMİNE BAŞLAMALIYIZ!
İlk olarak Müfredat ve Pedagoji Devrimine ihtiyaç vardır: Türk eğitim sisteminin en büyük hastalığı olan ezberciliği tarihe gömmeliyiz. Tamamen yeni bir müfredat tasarlamalıyız. Ezberci yaklaşımı kökünden kaldırmalıyız.
İlkokuldan itibaren proje-tabanlı öğrenme ana yöntem olmalıdır. Her öğrenci her dönem en az bir disiplinlerarası proje tamamlamalıdır. Zorunlu dersler olarak: “Yapay Zekâ ve Makine Öğrenmesi, Veri Bilimi ve Analitiği, Kodlama ve Algoritmik Düşünme, Eleştirel ve Yaratıcı Düşünme, Finansal Okuryazarlık ve Girişimcilik, İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Bilimi, Felsefe ve Etik.” Konulmalıdır.
Tarih ve edebiyat dersleri “ezberle” değil “anla, sorgula, bugüne uyarla” mantığıyla işlenmelidir. Her ders “Neden öğreniyorum? Gerçek hayatta nasıl kullanacağım? Dünyayı nasıl değiştirebilirim?” soruları etrafında yapılandırılmalıdır. Yabancı dil eğitimi devrim niteliğinde olmalıdır: İngilizce + en az bir Asya dili (Arapça, Çince, Hintçe, Japonca veya Korece) zorunlu, konuşma ve pratik ağırlıklı olmalıdır.
ÖĞRETMEN YETİŞTİRMEDE DEVRİM YAPILMALIDIR!
Öğretmen yetiştirme politikalarında devrimci adımlarla öğretmen toplumun yeni aydınları olmalıdır. Öğretmenliği Türkiye’nin en kaliteli ve zorlu eğitiminden geçen, en prestijli, en iyi ücretli ve en seçici mesleği haline getirmeliyiz. Maaşları en az iki kat artırarak, performans ve gelişim sistemiyle öğretmenleri donanımlı, birikimli hale getirip güçlendirmeliyiz. Sınıf mevcutlarını ülke genelinde maksimum 25’e düşürmeliyiz.
Öğretmen yetiştirme programlarını dünyanın en iyi üniversiteleriyle işbirliği içinde özgün bir vizyonla yeniden yapılandırmalıyız. Her öğretmene yıllık 200 saat zorunlu, ücretli mesleki gelişim ve yurtdışı staj programı sağlamalıyız. Hiçbir şey olamayanın öğretmen olduğu, mektupla öğretmen olunduğu, bostan yetişmeyecek sürede herkesin öğretmen yapıldığı o zihniyet toprağa kesinkes gömülmelidir. Öğretmenler “bilgi aktarıcısı” değil, “mentor, koç ve ilham kaynağı” olmalıdır. Bu sayede sınıf içi disiplin kendiliğinden oluşur, motivasyon patlar.
EĞİTİMDE YAPAY ZEKA, ROBOTİK VE TEKNOLOJİ DEVRİMİ YAPMAMIZ ŞART!
Okul altyapısında ve teknoloji devrimi olarak her devlet okulunu 21. Yüzyıl Eğitim Kampüsüne dönüştürmeliyiz: Her sınıfta interaktif akıllı tahtalar ve AI destekli öğrenme sistemleri kurulmalıdır. Maker atölyeleri, robotik laboratuvarları, AR/VR stüdyoları, biyoteknoloji ve yenilenebilir enerji laboratuvarları açmalıyız.
Her okula tam donanımlı kütüphane, spor kompleksi, sanat atölyesi ve girişimcilik merkezi kurulmalıdır. Ulusal AI tabanlı kişiselleştirilmiş öğrenme platformu kurulmalıdır: Her öğrenci kendi hızına, ilgi alanına ve güçlü/zayıf yönlerine göre uyarlanmış içerik almalıdır. Okullar “yaşam boyu öğrenme merkezleri” olmalı; akşamları velilere, hafta sonları topluma açık hale getirilmelidir.
SINAV DEVRİMİ ŞART, EĞİTİMDE PUAN ZULMÜNE SON VERİLMELİDİR!
Sınav ve Değerlendirme devrimi ile tek puan zulmüne son verilmelidir. LGS ve YKS’yi kökten reforme etmeliyiz. Tek sınav yerine çoklu değerlendirme sistemi: %40 proje ve portföy, %30 yetenek ve ilgi testleri, %20 pratik beceri ve inovasyon gösterimi, %10 sözlü/mülakat sistemi çok daha pedagojik ve çağcıl bir vizyondur.
Mesleki eğitim yolunu prestijli ve kazançlı hale getirmeliyiz. Liseden itibaren “Meslek Akademileri” kurmak suretiyle; mezunlar direkt iş garantisi veya yüksek maaşlı teknisyenlik yolunda ilerlemelidir. Üniversiteye girişte “Yetkinlik Belgesi” sistemi getirmeliyiz. Öğrenciler ilgi alanlarında sertifika ve mikro-kredi biriktirmelidir.
EĞİTİMDE EŞİTLİK VE ADALET DEVRİMİ YAPMALIYIZ!
Eğitimde eşitlik ve sosyal adalet devrimi yapmamız şarttır, elzemdir. Eğitimde pozitif ayrımcılık vizyonuyla: Dezavantajlı bölgeler ve düşük gelir gruplarına ekstra kaynak, burs ve mentorluk hizmeti sunmalıyız. Özel ders sektörünü sıkı regülasyona alarak ki okullar güçlenince talep kendiliğinden azalacaktır.
Yetenek avcılığı programları hazırlayarak: Türkiye’nin her köşesinden dahi çocuklar tespit edilmek suretiyle, özel destekle özel olarak yetiştirilmelidir. Kız çocukları, aile okulları ve kırsal alanlar için özel teşvik programları hazırlanmalıdır.
EĞİTİMDE GİRİŞİMCİLİK VE KÜRESEL REKABET EKOSİSTEMİ DEVRİMİ ŞART!
Eğitimde girişimcilik, İnovasyon ve Küresel Rekabet Ekosistemi kurmaya mecbur ve mahkûmuz. Her lisede “Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi” kurmalıyız. Öğrenciler liseden itibaren şirket kurabilsin, patent alsın, melek yatırımcılarla tanışsın. Uluslararası değişim programlarını 10 kat artırmalıyız. Üniversitelerle entegrasyonu artırmalı: Üstün yetenekli öğrenciler üniversite derslerini lisede alabilmelidir. Hedef: 2035’e kadar Türkiye’yi küresel inovasyon endeksinde ilk 5’e, eğitim kalitesinde ilk 3’e taşımak zorundayız.
2053 vizyonu olarak: Türk gençleri yapay zekâ, uzay teknolojileri, biyoteknoloji, biyorobot teknolojisi, yeşil enerji ve savunma sanayii alanlarında dünyanın en güçlü insan kaynağı ülkesi olmalıdır, bunu başarmaz zorundayız.
EĞİTİMDE YÖNETİŞİM VE LİYAKAT DEVRİMİNDE ÇOK GEÇ KALDIK!
Eğitimde yönetişim ve Liyakat devriminde çok hızlı olmalıyız. Milli Eğitim Bakanlığı’nı siyasetten arındırmalıyız. Bağımsız Ulusal Eğitim Konseyi kurulmalıdır; kararlar bilimsel veri, pilot uygulama ve uluslararası örnekler ve kıyaslamalara dayanmalıdır. Atamalar tamamen liyakat, şeffaflık ve performans esaslı olmalıdır. Dünyanın en iyi, başarılı eğitimcilerine ülkemize getirmeliyiz.
GENÇLİK GERÇEK EĞİTİM İSTİYOR!
Hassül hülasa Sayın Yusuf Tekin, on üç yıllık sorumluluğunuzun ağırlığı altındasınız. Ya şahsınızın da müsebbibi olduğunuz bu enkazı kabul edip radikal değişimi başlatan isim olursunuz ya da tarihe “Eğitiminin katili” olarak geçersiniz. Gençlerimiz ezberci robotlar değil; vizyoner liderler, yenilikçiler, mucitler ve onurlu-büyük bir ülkenin sahipleri olmayı hak ediyor. Kısaca sunmaya çalıştığım bu devasa vizyon uygulanabilir. Finansal olarak mümkündür. MEB’in tüm toplumu kucaklayan bir vizyon, motivasyon ve çağı yakalayacak bir devrimi gerçekleştirmeye ihtiyacı vardır. Sahipsiz, kimsesiz, yetim, öksüz bırakılmış şühedanın torunu bu aziz millete hak ettiği en kaliteli eğitim verme mecburiyetimiz vardır. Dünyanın en onurlu, en saygın, en güçlü, en çağdaş, cennet ülkesini kurmak gibi bir misyon ve vazifemiz vardır. Toplumsal olarak zorunludur. Artık değişim zamanıdır. Çocuklarımızın geleceği, vatanımızın geleceğidir.
Türkiye’yi 2053’ün süper gücü yapacak Büyük Eğitim Devrimi’ni başlatın. Milyonların sesi çok net: Gerçek Eğitim İstiyoruz! Vizyon istiyoruz. Liyakat istiyoruz. Apaydınlık bir gelecek istiyoruz. Şimdi harekete geçme zamanıdır.





