Ülkenin her yerinden hareket eden emek ve ekoloji örgütleri Erzincan İliç’te yaşanan felaket bölgesinde bugün buluşacak ve açıklama yapacaklardı. Bu amaçla İstanbul’dan hareket eden gurup Tokat Reşadiye Ilçesi’nde gece 02.30’da durduruldu. Sivas Valisi’nin Sivas ve Erzincan’a giriş çıkışlar yasaklandı, gerekçesi ile Jandarma eşliğinde il sınırları dışına çıkarıldı. 

Ekoloji örgütlerinin konuyla ilgili yaptığı açıklama şöyle 

13 Şubatta Erzincan İliç çöpler altın madeninde siyanürlü ve zehirli kimyasallar içeren pasa dağının kayması sonucu, 300 dönümlük alan, 9 maden işçisi ile birlikte ilk açıklamalara göre 10, dün açıklanan bilirkişi raporuna göre ise 20 milyon metreküp atık göçüğünün altında kalmıştır.

Ekoloji örgütlerinin, baroların, sendikaların, meslek odalarının ve siyasi partilerin yıllardır dile getirdikleri uyarılar ve açtıkları davalar dikkate alınmadan sürdürülen sosyal cinayet, 13 Şubattaki bu kazayla birlikte ekokırıma dönüşmüştür. Göz göre göre gelen bu felaketin hava, su ve toprak üzerinde geri döndürülemez yıkıcı etkileri olacağı muhakkaktir. Meydana gelen yikim, Fırat nehrine ulaşarak sınır ötesine yayılma riski taşımaktadır.

Bilindiği üzere, Anagold, Türkiye'nin en büyük 2.altın madeni olan Çöpler kompleks madenine 2008'de ÇED olumlu raporu alıp 2010 yılında işletmeye başladı. 2010'dan beri dört kez kapasite artışına gidilmesiyle de Sivas-Divriği,  Munzur, Malatya arasında geniş bir coğrafyada siyanür iliç ile vahşi madenciliği dayattı.

Tonlarca siyanür, sülfirik asit ve çok sayıda zehirli kimyasal kullanılan madende 2022 yılında üst üste 2 kez siyanür sızıntısı gerçekleşti: önce yalanladıkları bu sızıntıyı örtbas edemeyince kabul ettiler ve bakanlıkça şirketin faaliyetleri geçici süre durdurularak göstermelik para cezası kesildi. Madenin yeniden faaliyete geçmesi ise, sadece 3 ay sürdü.

Akabinde, yapılan tüm itirazlara rağmen madenin kapasitesinin yeniden, bu kez 3 kat daha artışına yönelik olumlu ÇED kararı o dönem Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakani olan Murat Kurum tarafindan onaylandı

Yaşanan felaket sonrası yapılan eleştiriler üzerine Kurum, bakanlığın çevresel etkileri denetlediğini, kapasite artışı kararı veremediğini, sadece kapasite artışının çevreye etkisini ölçtüğünü söylemistir. Bu beyan ile sorumluluktan kurtulmak istese de,  birinci derecede deprem fay hattı üzerinde yer alan, icinde 200 futbol sahasi büyüklüğünde siyanür havuzu bulunan ve bu haliyle dahi muazzam risk tasiyan Çöpler madenine tekrar 3 kat daha kapasite artış onayi verilmesinin çevreye olumsuz etkisi olmayacağını iddia eden bilim ve vicdan dışı bu raporun imzalanması başlı başına bir Ekokirim suçudur ve sorumluluğu günümüzde İstanbul'u idare etmeye aday olan Murat Kuruma aittir.

Öte yandan Çalık Grubu, 'biz sadece finansal yatırımcıyız, operasyonel sorumluluğumuz yok 'diyor,  Enerji bakanı 'Halk sağlığını tehdit edecek bir durum yok', diye beyan veriyor. Bunlar yetmezmiş gibi katliam sonrası çıkan ilk bilirkişi raporunda Anagold'un asli kusurlu olmadığı iddia ediliyor! 

Görünen o ki, siyasi iktidar İliç'in ülke gündeminden düşmesini bekliyor ve sorumluların belirlenmesi için adil ve şeffaf bir yargı süreci işletilmesini istemiyor!  Bu nedenle ekoloji örgütleri olarak bizler, doğanın, işçinin hakkını savunmak ve  bu ekokırım suç mahallinde yapılması gerekenleri bir kez daha haykırmak için buradayız:

Bayramın 6 gününde yollarda 48 kişi hayatını kaybetti Bayramın 6 gününde yollarda 48 kişi hayatını kaybetti

Bizler diyoruz ki:

 - İliç'te tüm madencilik faaliyetleri durdurulmalı, maden derhal kapatılmalıdır.

 -Bağımsız odalar, bilirkişiler tarafından hava, su ve topraktan numuneler alinmasina izin verilmelidir.

 - Tüm süreç, TTB, TBB, TMMOB ve ekoloji örgütleri gibi demokratik örgütlerin denetimine açık olmalı, şeffaflık sağlanmalıdır.

 -Denetim sürecine, Fırat havzası ekosisteminin devamlı takibi mutlaka dahil edilmelidir.

- Göçük altında bulunan işçilere ulaşılmalı ve ailelerine tazminat ödenmelidir.

 - Kapatılacak madende çalışan işçilere emeklerinin sömürülmeyeceği, sağlıklarını yitirmeyecekleri, ekolojik ortamda istihdam imkanları sağlanmalıdır.

 - Siyanür ve diğer kimyasallardan etkilenen yöre halkı, özellikle de madende çalışan işçiler için kapsamlı halk sağlığı taraması yapılmalı, ücretsiz tedavi süreci acilen başlatılmalıdır.

- Etkin bir yargı süreci başlatılmalıdır: Şüpheliler hakkinda soruşturma açılarak,  yurt dışına çıkış yasağı konmalıdır.

-Sadece şirket yetkilileri değil, ölüm madeninde işletme ve kapasite artırımına onay veren siyasiler, mülki amirler de yargılanmalıdır.

İliç'te yaşanan felaket bir kaza degil bir  katliam olup, doğanın ve emeğin düşmanı olan vahşi madenciliğin ağır bilançosunu bir kez daha gündeme getirmiştir. Bir ton topraktan sadece 1-2 gram altın elde edilen ve bunun için de bölgede varsa agaclarin  kesildiği, binlerce ton dinamitin patlatildigi, devasa siyanür   havuzlarınin açıldığı ve bolgeyi orta vadede bir olum çukuruna çeviren altin madenciliğinde kamu yararı yoktur. Bunca bedelin karşılığı olarak ulkemize kalan ise çıkarılan altının sadece 40 ta biridir ve bu da vergi aflari tesvikler ile fazlasiyla geri verilmektedir

Yerli ve yabancı sermayenin kazançları uğruna yaşam alanları cehenneme çevrilen insanlarin kanserden ve solunum yolu hastalıklarından erken ölümleri kadinlarda 8, erkeklerde 12 kat artmaktadır.

Havayı, suyu, toprağı zehirleyen, altini alan şirket, geride ölüm çukurları bırakıp gitmektedir. 

Bizler diyoruz ki  Kamunun yararı için siyanür liçli madencilik sadece İliç'te değil, tüm Türkiye'de yasaklanmalıdır, ülkedeki tüm altın madenleri acilen kapatılmalı ve yeni sondajlar durdurulmalıdır.

Ancak biz doğanın ve insanin yaşamının öncelenmesini talep ederken, rantı önceleyen  siyasi iktidar önümüzdeki 5 yılı kapsayan 12.kalkınma planında hükümet madencilikte adeta topyekün taarruza geçiyor. MAPEG, yerli linyit kömürü üretimini 5 yıl içinde 5 katından fazla artırmayı hedefliyor. Bu zihniyete karşı biz de doğayı sabvunanlari topyekün mücadeleye çağırıyoruz: sadece altın değil, kömür madenleri de kapatılmalıdır. Yeni petrol ve doğalgaz aramalarına son verilmelidir. Ekolojik krizi engellemek ve gelecek nesillere yaşanabilir bir ülke bırakmak, fosil yakıtları ve kamu yararı olmayan madenciliği ortadan kaldırmadan mümkün olmayacaktır.

Siyanür Liç'li altın madenciliğinin vahşi yöntemleri bu coğrafyanın kaderi olamaz! Yasamak icin Altına değil temiz havaya, içilebilir suya, tarım yapilabilen toprağa ihtiyacımız var!

Doğayı rant için talan eden anlayışın sonuçlarını halk, emekçiler ve doğa daha fazla ödememeli!

Unutmayınız, yeryüzünü yok oluşa sürükleyen, canlı yaşamını umursamayan, sadece belli azınlığın çıkarı için hareket eden sistemin sonucudur bugün İliç'te yaşanılan ekokırım!

 Yerli yabancı sermayeye ülke topraklarını peşkeş çeken ve bundan menfaat sağlayan siyasi iktidarı ifşa etmeye ve bu sömürgeci anlayışla mücadeleye bundan boyle de Ekoloji örgütleri  olarak hep  birlikte devam edeceğiz.

Editör: Haber Merkezi