CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi: “Oya Tekin’in Özgürlüğü Seyhan’ın İradesidir”
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi, Yaşar Kemal Kültür Merkezi önünde düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, Oya Tekin’in tutukluluğunu “halk iradesine yönelik siyasi bir müdahale” olarak değerlendirdi. Çiftçi, CHP’li belediyelere yönelik operasyonların birbirinden bağımsız düşünülemeyeceğini belirterek, erken seçim çağrısında bulundu.
Konuşmasına Adanalıları ve Seyhanlıları selamlayarak başlayan Çiftçi, mitingin amacını şu sözlerle anlattı:
“Bugün burada Seyhan halkının iradesini, Adana’nın onurunu, sandığın ve hukukun üstünlüğünü savunmak için bir aradayız. Halkın oyuyla seçilmiş bir belediye başkanının tutuklu yargılanmasına karşı sesimizi yükseltmek için buradayız. Seyhan’ın seçilmiş ilk kadın belediye başkanı Oya Tekin’in yanında olduğumuzu, onun şahsında hedef alınan halk iradesini teslim etmeyeceğimizi haykırmak için bir aradayız.”
“Oya Tekin Seyhan halkının seçilmiş belediye başkanıdır” diyen Çiftçi, Tekin’in yalnızca bir belediye başkanı değil, aynı zamanda CHP’nin yerel yönetim anlayışının temsilcisi olduğunu ifade etti.
“Oya Tekin halkçı belediyeciliğin, kadınların siyasetteki kararlı varlığının ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin yerel yönetimlerde büyüttüğü temiz, şeffaf, hesap verebilir belediyecilik anlayışının temsilcisidir.”
“CHP’li belediyeler yargı kuşatması altında”
Türkiye’de uzun süredir seçilmiş belediye başkanlarına yönelik bir “yargı kuşatması” yaşandığını söyleyen Çiftçi, 31 Mart seçimlerinden sonra CHP’nin hedef haline getirildiğini savundu.
“Cumhuriyet Halk Partili belediyeler 31 Mart’ta halktan aldığı güçlü destek nedeniyle hedef haline getirilmiştir. İktidar, sandıkta yenemediği, halkın desteğiyle 47 yıl sonra birinci parti olan Cumhuriyet Halk Partisi’ni, araçsallaştırdığı yargı eliyle siyasetten tasfiye etmek istemektedir.”
Adana, İstanbul ve diğer kentlerde yaşanan süreçlerin aynı siyasi anlayışın sonucu olduğunu belirten Çiftçi, şu ifadeleri kullandı:
“Bugün Adana’da yaşananlarla İstanbul’da yaşananlar birbirinden bağımsız değildir. Önce kamuoyunda bir algı oluşturuluyor. Ardından şafak operasyonlarıyla seçilmiş belediye başkanlarımız, çalışma arkadaşlarımız çocuklarının gözleri önünde gözaltına alınıyor. Sonrasında dosyalar; varsayımlarla, duyumlarla, ısmarlama tanık anlatımlarıyla dolduruluyor.”
Çiftçi, hukukun yerine “senaryo”, delilin yerine ise “varsayım” konulduğunu söyledi:
“Hukukun yerine senaryoyu, delilin yerine varsayımı, yargılamanın yerine ise peşin hükmü koymak istiyorlar. Bu yöntemi Adana’da da gördük, İstanbul’da da yaşadık.”
“Somut delil nerede?”
Tutukluluk süreçlerinin fiili cezalandırmaya dönüştürüldüğünü belirten Çiftçi, dosyalarda somut deliller bulunmadığını savundu.
“Somut delil nerede? Tutuklamayı zorunlu kılan tehlike nerede? Kaçma şüphesi nerede? Delil karartma ihtimali nerede? Bunların hiçbiri yok. Ortada olan şey seçilmişleri görevlerinden uzak tutma hesabıdır. Ortada olan şey Cumhuriyet Halk Partisi belediyelerini yıpratma çabasıdır.”
Oya Tekin’in 339 gündür özgürlüğünden mahrum bırakıldığını vurgulayan Çiftçi, bunun aynı zamanda Seyhan halkının iradesinin askıya alınması anlamına geldiğini ifade etti.
“339 gündür Adana’nın ve Seyhan’ın ilk kadın belediye başkanı, halkın oyuyla kazandığı görevin başında olması gerekirken cezaevi duvarları arkasında tutuluyor. 339 gündür Seyhan halkının iradesi askıya alınıyor.”
“339 gündür Seyhan susmuyor”
Tüm baskılara rağmen halkın geri adım atmadığını söyleyen Çiftçi, konuşmasında mücadele vurgusu yaptı:
“339 gündür Seyhan susmuyor, Adana susmuyor, Cumhuriyet Halk Partisi susmuyor. Halkın iradesine sahip çıkan milyonlar susmuyor.”
Çiftçi, Oya Tekin’in şahsında hedef alınanın yalnızca bir belediye başkanı olmadığını dile getirerek şunları kaydetti:
“Oya Tekin’in şahsında hedef alınan; kadınların siyasetteki kararlı varlığıdır, halkçı belediyecilik anlayışımızdır, demokratik tercihtir.”
CHP’nin hesap vermekten kaçan bir siyasi parti olmadığını belirten Çiftçi, şeffaf ve denetlenebilir belediyecilik anlayışını savunduklarını ifade etti:
“Biz hesap vermekten korkan bir siyasi parti değiliz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak şeffaf, denetlenebilir ve hesap verebilir belediyeciliğin temsilcisiyiz. Ancak hesap verebilirlik adı altında peşin cezalandırmayı, tutukluluk üzerinden siyasi tasfiyeyi kabul etmiyoruz.”
“Tutuklama istisna, özgürlük esastır”
Çiftçi, yargının siyasi hesaplaşma aracı haline getirilmemesi gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Tutuklama istisnadır, özgürlük esastır. Yargılama bir intikam aracına dönüştürülmemelidir. Mahkeme salonları siyasi hesapların görüldüğü yerler olmaktan çıkarılmalıdır.”
Konuşmasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi dosyalarına, Aziz İhsan Aktaş dosyasına, Kadir Aydar’ın görevine iade edilmemesine ve Zeydan Karalar hakkındaki sürece de değinen Çiftçi, CHP’li belediyelerin hedef alındığını savundu.
“Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin yanında halk vardır. Yoksulun, emekçinin, kadının, işçinin, gencin yanında oldukları için hedef alınıyorlar.”
“Türkiye’nin ihtiyacı derhal sandıktır”
Konuşmasının sonunda erken seçim çağrısını yineleyen Çiftçi, Türkiye’nin çıkış yolunun sandık olduğunu söyledi:
“Türkiye’nin ihtiyacı derhal sandıktır. Hemen seçimdir. Çünkü bu ülke artık adaletsizliğe, yoksulluğa, baskıya ve hukuksuzluğa mahkûm edilemez.”
CHP’nin halkla birlikte büyüdüğünü ifade eden Çiftçi, yargı üzerinden kurulan baskının sonuç vermeyeceğini söyledi:
“Cumhuriyet Halk Partisi’nin arkasında halk var. Oya Tekin’in arkasında Seyhan var. Kadir Aydar’ın arkasında Ceyhan var. Zeydan Karalar’ın arkasında koca bir Adana var.”
Yargı makamlarına da çağrıda bulunan Çiftçi, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Hukuku siyasetin gölgesinden çıkarın. Dosyalara siyasi atmosferle değil, somut delillerle bakın. Anayasaya, ceza kanunlarına, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına bakın. Çünkü bu hukuk hepimize lazım. Bizim talebimiz açıktır; Oya Tekin derhal özgürlüğüne kavuşmalıdır. Seyhan halkının iradesine dönük bu ambargo kaldırılmalıdır. Kadir Aydar görevine iade edilmeli, Zeydan Karalar bir an önce makamına dönmelidir. Cezaevinde tutulan bütün yol arkadaşlarımız özgürlüğüne kavuşana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Kazanan demokrasi olacak, kazanan halk iradesi olacak, kazanan Adana ve Türkiye olacaktır.”





