"Emeğinizi yok sayan, güvencesiz çalışma koşullarını dayatan, iş barışını bozan baskı mobbing ve ayrımcılığa karşı sessiz kalarak zulmü destekleyen sendikalara karşı tüm emekçileri KESK Haber-Sen de mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz."      

Eğitim Sen Adana Şube binasında gerçekleştirilen basın açıklamasına KESKAdana Şubeler Platformu'da destek verdi.

Haber Sen 7 No'lu Şube Sekreteri, Ahmet Aydoğan tarafından okunan basın açıklamasında; "Uzun süredir PTT’ de hukuksuzluk, liyakatsizlik ve baskıcı bir anlayış zuhur etmekte ve bu durum; emekçileri ruhsal, bedensel ve zihinsel olarak olumsuz etkilemektedir. Asırlık bir kurum olan PTT’nin kurumsal kimliğini zedelediği, yine kamu kurumunun liyakat ilkesinin çiğnenmesi sebebiyle hizmetin aksamasına neden olduğu, emekçiler açısından da aidiyet duygusunun yok edildiği ve çalışma barışının bozulduğu ayan beyan ortadadır" dedi.

Aydoğan konuşmasına şu şekilde devam etti;

Hukuk nosyonu ile davranmayan idareciler, malum iki sendikanın güdümünde hareket ederek; bu sendikaların yöneticilerine müdürlük vekâleti vererek, çok daha kolay hareket etmelerini sağlayacak imkanların sağlanması, çalışanların il içi tayin taleplerinde adaletsiz davranılması, geçici görevlendirmede adil davranılmaması, kurumun keyfiyetle yönetilmesi ve kurumun zarara uğratılması gibi sorunlar almış başını gitmiş durumda, isyanımız bunadır.

KESK/Haber-Sen üyeleri ve haksızlığa karşı çıkarak mahkemelerde hakkını aramak zorunda kalan tüm emekçiler, uzun süredir “sürgünlere” maruz kalmaktadır. Elle tutulur bir gerekçe olmamasına rağmen, emekçiler soruşturmalara tabi tutulup, idari cezalarla sürgünlere maruz bırakılmaktadır. Örneğin, Ankara’ da “Cumartesi çalışılmaması” için dava açan ve kazanan bir emekçiye davanın kazanılması suçmuş gibi sürgünün dayatılması aynı zamanda zorunlu ve sürekli Cumartesi çalışmak istemediğini dilekçeyle belirten emekçilere sadece ilçelerde Cumartesi çalışması olmadığı yönünde tehdit niteliğindeki yazılı cevaplar aba altından sopa göstermekten başka bir şey değildir. Ne yazık ki hukuki sürecin uzun sürmesi artı bir mağduriyete sebep olmaktadır ve hukuk rejimin geldiği yer bakımından, sonuç ancak üst düzey mahkemelerde alınmaktadır, Danıştay ya da Anayasa Mahkemesi gibi. soruyoruz, “ emekçilerin bir ailesi yok mudur?” “Çocukları yok mudur?” “Anne- babaları yok mudur?”  “PTT, emekçileri, ‘köle’ olarak mı görülmektedir?”

I M G 1739

İşimizi vicdani, ahlaki ve mesai mefhumuna uyarak saygın şekilde yapmak istiyoruz, bu konuda hem üyelerimiz hem de birçok emekçi işini layıkıyla yapmasına rağmen PTT yönetim’ i hem personel eksikliğinden kaynaklı hem de artan iş yükü nedeniyle, emekçilere sözlü ve yazılı baskı kurmakta, bu da, nitelikli hizmetin verilmemesine neden olmakla birlikte, emekçinin motivasyonunu düşürmektedir.

Biz KESK/Haber-Sen 7 No’lu şube olarak neden sürekli kamuoyuna açıklama yapmak zorunda kalıyoruz, ifade etmek isteriz:

Sorunların çözümü istişare ve yapıcı bir eleştiri ile çözülmesi mümkün iken, hem idarecilerin hem de kontrolörlerin emekçilere saygın olmayan üslubu huzursuzluğa neden olmakta ve çalışanlarında onurunu incitmekte ve emekçileri kışkırtıcı durumla karşı karşıya kalmalarına neden olmakta ve bu durum, olumsuz sonuçlar doğurmakta, personelin haksızca soruşturmalara maruz kalmasına yol açmakta, çeşitli disiplin cezaları verilmekle beraber, soruşturmaya istinaden sürgüne maruz kalmaktadırlar, insanlık suçu olan sürgün artık, olağan bir durum hale gelmiştir.  Tolere edilmemesi gereken birçok konuda Yandaş sendika üyeleri tolere edilirken üyemiz METİN   SOYVURAL’ in aile bütünlüğü hiçe sayılarak sürgün edilmesini masumane olmadığı çok açıktır.

Kurum da Sendikal ayrımcılık artık, “hukuk normu” haline gelmiş olup, malum sarı dahi diyemeyeceğimiz iki sendikanın üyeleri dışında kimsenin il içi tayinleri vb.  Talepleri yerine getirilmemekte ancak sendikamızdan ya da diğer yeni kurulan sendikalardan istifa etmek şartıyla bu taleplerin karşılandığını gösteren onlarca örnek sayabiliriz.

Üyelerimize istifa etmeleri için baskı kurulmakta, geçici görevlendirme adı altında sağlık koşulları, evlerine olan uzaklık, çocuklarının küçük olup olmadığı dikkate alınmadan emekçiler mağdur edilmektedir. Örneğin aile bireyinin sağlık sorunu nedeni ile Adana’ ya tayinle gelen bir üyemiz, evinden onlarca km uzakta çalıştırılmakta ve çözüm mümkün iken salt KESK üyesi olduğu için mağdur edilmektedir. Kendi üyelerinin tayinleri hızlı ve personel norm durumuna bakılmadan yapılmaktadır. Bu atamaların da personel eksikliği yaşanan merkezlere sırtını idareye dayayamayan emekçilerinde geçici görevlendirmeyle koşullarına bakılmaksızın yapılıp hukuksuzluk burada da sürdürülmektedir.

Şubeler keyfi şekilde tek bırakılmakta ve buna Başmüdürlük hem onay vermekte hem de denetleme yapmamaktadır.  

Cemal paşa PTT müdürlüğü personelinin sadece bir sendika üyeleri ile dolu olmasının açıklaması ne olabilir? Söz konusu merkezde babası kanser tedavisi gören üyemize yönelik geçici görevlendirmeyi bir tehdit unsuru olarak kullanıp istifa etmesi sağlanmıştır. Ne tesadüftür ki istifa ettikten sonra geçici görevlendirmeye tabi tutulmamıştır ve bunun gibi onlarca sendikal ayrımcılık sayabiliriz.

Adana PTT Baş Müdürlüğü ve merkez müdürleri adil bir yönetim anlayışından uzak bir idarecilik anlayışı sürdürmektedir...bunun nedeni bir kez daha ifade edersek, liyakatsiz atamalar ve malum iki sendikanın iktidar ve küçük ortağından aldığı güçle! Kurumlarda haksızca koltukları işgal etmeleridir.

Whatsapp Image 2024 02 10 At 13.07.57

Personel eksikliğini gidermesi gereken PTT yönetimi, artan iş yükü altında ezilen PTT emekçilerine angarya çalışmayı dayatarak Anayasal suç işlemektedir. Adana PTT Başmüdürlüğünün dağıtıcıları baskılama ve huzursuz etme anlayışı her geçen gün artarak devam etmektedir. Dağıtıcılara baskı ve saygın olmayan üslupla davranılmakta ve birçok memuru, sayı dayatmasından dolayı tebligat kanuna uymayarak, adli süreçlerle karşı karşıya bırakılmaktadır.

BES Adana, Vergide Adalet, Sorunlarımıza Çözüm İstiyoruz! BES Adana, Vergide Adalet, Sorunlarımıza Çözüm İstiyoruz!

PTT Genel Müdürlüğü ve Adana PTT Başmüdürlüğüne çağrımızı buradan bir kez daha yapmak istiyoruz;

Atamaların Liyakat sınırları içerisinde yapılması, dağıtıcılara baskı kurulmaması, sendikal ayrımcılığın olmaması, soruşturmaların adil yürütecek kişiler tarafından yapılmasının sağlanmasına davet ediyoruz. Dile getirdiğimiz gerçekler karşısında, algı yarattığımız iddiasıyla sendikamızı hedef göstermekten ve sorunları görmezden gelmekten vazgeçin. Unutmayın ki hakikati gizlemeye kimsenin gücü yetmemiştir.

Bir çağrımızda, bu korku imparatorluğu altında güvencesiz çalışan, her geçen gün hakları elinden alınan, PTT emekçilerinedir.

Her sendikanın vermesi gereken mücadeleyi, bugün sadece KESK Habersen verdiği için cezalandırılmak isteniyoruz. Sendikal sorumluluğumuz gereği üyelerimizin ve tüm emekçilerin bizlere ilettiği sorun ve talepleri dile getirdiğimiz için, olmayan huzuru bozmakla suçlanıyoruz. Sorun sendikamız üye ve yöneticilerinde değildir. Sorun insanca çalışma koşulları isteyen PTT emekçilerinde değildir. Sorun sendikal sorumluluğunu yerine getirmeyip, baskıcı otoriter bir yönetim anlayışıyla, emekçilere korku salanlara arka çıkanlardadır.

Emeğinizi yok sayan, güvencesiz çalışma koşullarını dayatan, iş barışını bozan baskı mobbing ve ayrımcılığa karşı sessiz kalarak zulmü destekleyen sendikalara karşı tüm emekçileri KESK Haber-Sen de mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.      

Yaşasın KESK, yaşasın Haber-Sen

                                                 

                                                      

Editör: Haber Merkezi